Elindekini Bırak… Ekonominin, servetin ve dünyalık hesapların hayatımızın merkezine yerleştiği bir çağda, insanın kendisine sorması gereken önemli bir soru var: Gerçekten sahip olduklarımızın sahibi miyiz, yoksa sahip olduklarımızın esiri mi olduk?
Cenab-ı Allah, Hz. Musa’ya şöyle buyurur:
“Ey Musa! Elindekini bırak!”
Bazen insanın elindekini bırakması gerekir. Çünkü her tuttuğumuz şey bize ait değildir; her kazandığımız servet bizi kurtarmaz, her biriktirdiğimiz mal bize huzur vermez.
Bugün biz Müslümanlar olarak da bu ilahi mesajı kendi hayatımıza taşımalıyız. Elbette çalışacağız, üreteceğiz, ticaret yapacağız, helalinden kazanacağız ve ailemizin rızkını temin edeceğiz.
Ekonomik güç sahibi olmak, zenginleşmek ve refah içinde yaşamak başlı başına bir yanlış değildir. Asıl mesele, dünyalığın elimizde mi, yoksa kalbimizde mi olduğudur.
Dünya elimizde olsun ama kalbimize hükmetmesin.
Daha fazla kazanmak uğruna vicdanımızı, makam uğruna adaletimizi, servet uğruna kardeşliğimizi kaybetmeyelim. Biriktirdiklerimiz bizi Allah’tan, kul hakkından ve insanlığımızdan uzaklaştırıyorsa dönüp kendimize bakalım.
Belki de bugün hepimizin biraz durmaya, biraz düşünmeye ve biraz da elindekini bırakmaya ihtiyacı var.
Kibrimizi bırakalım. Hırsımızı bırakalım. Bizi birbirimize düşüren mal ve mülk kavgalarını bırakalım. Dünyanın geçici nimetlerini ebedî bir kazançmış gibi görmeyi bırakalım.
Unutmayalım ki servet bir emanettir, makam bir imtihandır, hayat ise geçicidir. İnsan dünyadan ne kadar çok şey topladığıyla değil, kendisine verilen nimetleri nasıl kullandığıyla da hesaba çekilecektir.
Ey Müslüman!
Kazanmaktan vazgeçme; ama kazanırken kendini kaybetme. Mal sahibi ol; ama malının kölesi olma. Dünyayı imar et; ama ahiretini ihmal etme.
Ey Musa, elindekini bırak!
Belki de bu çağrıyı bugün kendi nefsimize yöneltmenin vaktidir.
Çünkü bazen insanın kurtuluşu daha fazlasını elde etmesinde değil, vazgeçmesi gerekeni fark etmesindedir.
Dünya geçici, emanet ağır, hesap büyüktür.
Asıl kazanç, elimizde ne kadar çok şey olduğu değil; elimizdekiler giderken imanımızı, vicdanımızı ve insanlığımızı koruyabilmektir.