Temmuz 2026 yaklaşırken emeklilerin gözü yine maaş artışlarında. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve çeşitli hesaplamalarda rakamlar havada uçuşuyor. Bugün Türkiye'de en düşük emekli aylığının Temmuz düzenlemesiyle yaklaşık 23 bin 680 lira seviyesine çıkması bekleniyor.

Emeklinin aldığı maaşın hangi rakam olduğu değil, bu maaşla nasıl yaşayabildiğidir.

2026 yılı başında net asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlenmişti. Daha yılın ilk ayında bile bu rakam açlık sınırının altında kalmıştı. Dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması için gereken tutar 30 bin liranın üzerine çıkmıştı.
Şimdi düşünelim...

Bir emekli, 23 bin 680 lira maaş alacak.
Bu rakam, yılın başındaki açlık sınırının dahi altında.
Aradan geçen altı ayda gıda fiyatları, kira giderleri, enerji maliyetleri ve sağlık harcamaları artmaya devam etti.
Dolayısıyla bugün konuşulan emekli maaşı, sadece rakamsal bir artışı ifade ediyor; refah artışını değil.
Ekonomide bazen rakamlar gerçeği gizler.
Yüzde 18 zam alırsınız ama pazara çıktığınızda file yarı yarıya dolar.

Kâğıt üzerinde yükselen gelir, hayatın içinde küçülen alım gücüne dönüşür.

Emeklinin temel beklentisi yüksek oranlı zam değil, insanca yaşayabileceği bir gelir seviyesidir.
Çünkü emeklilik, ömrün çalışma döneminden sonra gelen dinlenme ve huzur yılları olmalıdır.

Bir ülkenin ekonomik başarısı yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülmez.

O ülkenin emeklisi pazara çıktığında ne alabildiğiyle de ölçülür.

Ve daha önemlisi, açlık sınırının altında kalan bir gelir, emeklinin geçim sorununu çözmeye yetmez.