İnsanlar, ticaret ziyareti, akraba ziyareti, ashab-ı kiram ve evliya ziyareti için seyahat ederler. Maaalesef günümüzde ticarî ziyaret haricindekiler ihmal edilmektedir.
Bu arada akraba ziyareti ile eshab-ı kiram ve evliya ziyaretinin verdiği manevî haz kelimelerle anlatılamaz. Yakın zamanda yaptığım seyahat sırasında yol güzaergahında kabirleri bulunan eshab-ı kiramı ve evliyayı ziyaret etme ve feyizyâb olma şansına sahip oldum. Bunları anlatmaktan amacım, bu büyük ihmali gidermek, bilinen veya bilinmeyen eshab-ı kiram ve evliya kabirlerini ziyaret etmeyi hatırlatmaktır.
Nasibi olanlar hatırlar ve bunun için çaba sarfederler. Nitekim Trabzon’da Belediye ve Üniversitenin düzenlediği sempozyumda “Osmanlı Dönemi Trabzonlu Âlimler” adlı bildiri sunmuştum. Akabinde avukat ve doktor gibi seçkin kişilerle ayaküstü sohbet etmiştim. Yalnız başıma Hakkâri Şemdinli’ye gittiğimi ve taksi tutup Nehri köyünde medfûn olan Seyyid Taha Hakkârî, kardeşi Seyyid Muhammed Sâlih ve hocası ve amcası Seyyid Abdullah Şemdinî hazretlerini ziyaret ettiğimi söylemiştim.
Bir ay sonra Dr. Kemal Uzun Bey, bu evliyanın huzurunda çekilmiş fotoğraflarını gönderdi. İşte nasip bu. Şahdamarı ile ilgili bir buluşa imza atan Prof. Dr. Kemal Uzun Bey, yakın geçmişte Dünya Sağlık Örgütü’nün tespit ettiği 100 başarılı doktor arasına girdi ve Türkiyemizin övünç kaynağı oldu.
Ciddî bir eğitim ve öğretimin temelini, eshab-ı kirâmı, evliyayı, İslâm âlimleri ve Türk büyüklerini tanıtmak teşkîl eder. Nitekim memleketim Maraş’a giderken yol güzergahındaki Aksaray ilinin ervâh kabristanında medfûn olan ve Somuncu Baba diye meşhur olan Hamîd-i Velî Aksarayî hazretlerini ve Cemâleddîn Aksarayî hazretlerini ziyaret ettim.
Aksaray ili dışarısına çıktığımda vassabtan bir fotoğraf geldi. Bu fotoğrafta mezunlarımdan Rize İmam-Hatip Lisesi Müdür Yardımcısı Hataylı Mesud Bey, Somuncu Baba’nın huzurunda duâ etmekteydi. Bana hitaben şöyle diyordu: “Hocam 10 yıl öncesi fakültede bize derste Somuncu Baba’yı ve kerametlerini anlatmıştınız. Bugün ziyaret etmek nasip oldu.” Okuyunca çok mutlu oldum. Çünkü öğrencilerime Türkiye ve yurtdışındaki İslâm büyüklerini tanıtmayı ve sevdirmeyi, kendime en büyük vazife addettim. Zira büyüklerini tanımayan bir millet asla yükselemez. Geçenlerde Aksaray Vali Yardımcısnın beni arayarak, valilik adına Hamîd-i Velî Aksarayî hakkında konuşma yapmamı istemesi de beni çok mutlu etti.
Hamîd-i Velî Aksarayî hazretlerini kısaca şöyle tanıtabiliriz: “Somuncu Baba” lakabıyla tanındı. 1349 senesinde Kayseri’de doğdu. Babasının ismi Şemseddîn Mûsâ’dır. Tefsîr, fıkıh ilimlerinde ve tasavvufda çok yükseldi. Hızır aleyhisselâm ile sohbet ederdi.
Hamid-i Velî, Bursa’da bir fırın yaptırdı. Fırınına merkebiyle dağdan odun getirir, onunla ekmekleri pişirirdi. Yıldırım Bâyezîd Hân, Niğbolu zaferinden sonra Bursa’da Ulu Câmi’yi yaptırmaya başladı. Câminin inşâsı sırasında, çalışan işçilerin ekmek ihtiyâcını Somuncu Baba temin etti. Câminin yapılması bittikten sonra, bir Cum’a günü açılış merasimi yapılacağı ilân edildi.
O gün başta Pâdişâh Yıldırım Bâyezîd Hân, dâmâdı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan, Molla Fenârî hazretleri, ulemâdan pekçok kimse ve Bursalılar Ulu Câmi’yi doldurdular. Yıldırım Bâyezîd Hân, câminin açılış hutbesini okumak üzere Emîr Sultan’a vazîfe verdiğinde, Emîr Sultan; “Sultânım! Zamanın büyük âlimi burada iken, bizim hutbe okumamız uygun değildir. Bu câmi-i şerîfin açılış hutbesini okumaya lâyık olan zât şu kimsedir” diyerek, Somuncu Baba’yı gösterdi. Somuncu Baba, hutbeyi okudu.
Cum’a namazından sonra bütün cemâat, Somuncu Baba’nın elini öpmek ve duâsını almak istedi. Cemâatin bu arzusunu kıramayan Hâmid-i Velî hazretleri, kapıda durdu. Ulu Câmi’in üç kapısından çıkan herkes; “Ben Somuncu Baba’nın elini öpmekle şereflendim” diyordu. Somuncu Baba, yine kerâmet göstererek, Allahü teâlânın izniyle her üç kapıda da aynı ânda bulunarak cemâate elini öptürmüştü. Somuncu Baba, durumunun anlaşılması üzerine; “Sırrımız faş oldu, herkes tarafından anlaşıldı” diyerek, Bursa’dan ayrıldı. Somuncu Baba, 1412 senesinde Aksaray’da vefât etti. Allahü teâlâ büyükleri tanımayı ve sevmeyi nasip eylesin.