Hazineyi arayan bulur. Yemek kültürü fevklâde olan serhad şehri Kilis, geçmişten günümüze taşıdığı kutsal mirasıyla, kendini arayanların ve gönlü sıkılanların huzur bulduğu bir şifa kapısıdır. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesine göre 3500 sahabenin yaşadığı bu topraklar, inanç turizmi açısından benzersiz bir değere sahiptir. Halife Hz. Ömer döneminde İslamiyet ile tanışan Kilis, bu tarihten itibaren âlimlerin yerleşip eğitim faaliyetleri gerçekleştirdiği bir ilim ve irfan yuvası olmuştur.

Kilis, sahabe ve evliyaların izlerini taşıyan türbeler, makamlar ve kutsal mekânlarla inanç turizminin önemli duraklarından biridir. Hz. Ömer (r.a.) döneminde, Ebu Ubeyde Bin Cerrah kumandasında gerçekleştirilen fetihlerde Kilis ve çevresi, İslam medeniyetine kazandırılmıştır. Savaşta şehit olan sahabeler Kilis topraklarına defnedilmiştir. Kilis’te, İslam dünyasının önde gelen isimlerinden sahabe ve evliyaların kabirleri ile makamları yer almaktadır. Başta gelenler şunlardır:

Vahiy kâtibi Şurahbil Hazretleri:

573 veya 574 yılında Mekke’de doğdu. Temîm kabilesine mensup olduğu zikredilmişse de aslen Kindelidir. Gençlik yılları Mekke’de geçti ve okuma yazma bildiği için itibar gördü. Otuz beş yaşlarında aile fertleriyle birlikte müslüman oldu. İlk iman edenlerle birlikte müşriklerin işkencelerine mâruz kaldı ve ikinci kafile ile Habeşistan’a hicret etti. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinin ardından o da Medine’ye geldi. Şurahbîl birçok seriyye ve gazveye katıldı. Resûl-i Ekrem’in vahiy kâtipliğini yaptı ve çeşitli antlaşmaların metinlerini yazdı.

Şeyh Mansur:

Kilis’in yaklaşık 3 km. güneyinde bağ ve bahçelerin arasında medfun Şeyh Mansur (Simâtî) hazret-i Peygamberin ziyaretine giden insanlara ve hac farizasına gidenlere sofra açıcılık(Simati) görevi yaptığından bu ismle meşhur olmuştur. Hazreti Ebûbekir’in halifeliği döneminde islam ordusu ile birlikte Kilis’e geldiği ve burada şehit düştüğü rivayet edilmektedir.

Şeyh Muhammed Bedevî:

Hazret-i Peygamber döneminde “rıtl” isimli ölçü birimini tayin eden eshab-ı kiramdan Şeyh Muhammed Bedevî Rıttalî, Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında Ebû Ubeyde bin Cerrâh komutasındaki İslâm ordusu ile bu bölgeye geldiği ve burada 638 yılında şehit düştüğü bilinmektedir.

Evliya çelebi’nin Seyahatnamesi’nde “ Şehrin batısında bir büyük tekke vardır. Burada Sahabe-i Kiramdan Şeyh Muhammed-i Arabî ve diye meşhur bir zat yatar…” şeklindeki açıklamasından bu türbedeki sandukanın Muhammed Arabî ve Rıttalî adlı sahabeye ait olduğu anlaşılmaktadır.

Diğerleri ise şunlardır:

Bilal-i Habeşi Türbesi

Şeyh Muhammed Ensarî Türbesi (Peygamber Efendimizin Doktoru)

Şem’un Nebi Türbesi

Şeyh Kırbe Türbesi

Hz. Talha ve Hz. Zübeyr Türbeleri (Peygamber Efendimizin Teyzesinin Çocukları)

Vakıf Hazretlerini ve tekkesi

Allahü teâlâ dostlarını ihmal etmemeyi nasip etsin.