Yaptığınız açıklamalar nedeniyle bugün kamuoyunda büyük bir tartışma yaşanıyor. Fakat insanların asıl merak ettiği şey kurduğunuz cümleler değil; o cümlelerin arkasındaki zihniyettir.
Çünkü bir insanın ağzından çıkan sözler, çoğu zaman yalnızca bir anlık öfkenin değil, yıllar boyunca şekillenmiş düşünce dünyasının da yansımasıdır.
Bu nedenle kamuoyuna yansıyan ve Kürt kadınlarını hedef aldığı değerlendirilen ifadeler karşısında yalnızca bir toplumu değil, insanlık vicdanını inciten bir tablo ortaya çıkmıştır.
Şunu da sormadan edemiyoruz:
Yarın herhangi bir hastanede tedavi görmek zorunda kaldığınızda, size hizmet veren sağlık çalışanlarının etnik kökenine bakıp bakmayacağınızı merak ediyoruz.
Daha da önemlisi; bugün ayrıştırıcı sözlerle hedef alınan insanların arasından çıkan doktorların, hemşirelerin, akademisyenlerin ve bilim insanlarının yıllardır bu ülkenin her vatandaşına ayrım yapmadan hizmet verdiği gerçeğini görüp görmediğinizi merak ediyoruz.
Çünkü bu ülkenin hastanelerinde bir doktor, hastasının kimliğine bakmaz; insan olduğuna bakar.
Bir hemşire, hastasının hangi kökenden geldiğini sorgulamaz; onun acısını dindirmeye çalışır.
Bir sağlık çalışanı, karşısındaki insanın soyadını değil, nabzını kontrol eder.
İşte medeniyet budur.
İşte insanlık budur.
Toplumları büyüten şey üstünlük iddiaları değil; birbirine duyulan saygıdır.
Bu topraklar yüzyıllardır farklı kimliklerin, farklı kültürlerin ve farklı dillerin birlikte yaşadığı bir medeniyet coğrafyası olmuştur. Kimse bu ülkenin gerçek sahipliğini etnik köken üzerinden tarif etme hakkına sahip değildir.
Bir topluluğu aşağılayan her söz, aslında ülkenin ortak geleceğine zarar verir.
Bir insanı doğduğu kimlik üzerinden küçümsemek; ne ahlaken ne vicdanen ne de demokratik değerler açısından kabul edilebilir bir tutumdur.
Toplumun huzura, kardeşliğe ve ortak akla ihtiyaç duyduğu bir dönemde; ayrıştırıcı söylemler değil, birleştirici bir dil kullanılmalıdır.
Çünkü insanların değeri; kökenlerinden değil, karakterlerinden gelir.
Ve tarih boyunca insanları yücelten şey, kim oldukları değil; başkalarına nasıl davrandıkları olmuştur.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey öfke değil, sağduyudur.
Ayrıştırmak değil, bir arada yaşamayı savunmaktır.
Ve her şeyden önce, insan onuruna saygıyı her türlü kimlik tartışmasının üzerinde tutmaktır.
Ve umarız ki o talihsiz sözler sarf edilirken etrafınızda bulunan, bu ifadeleri tebessümle karşılayan ve alkışlayan kişiler de bugün oluşan toplumsal vicdanın sesinden gerekli dersi çıkarmışlardır.
Çünkü bazen bir yanlışın sahibi yalnızca onu dile getiren kişi değildir; o yanlışı normalleştiren, sessizce onaylayan ve gülerek destekleyenler de aynı sorumluluğun bir parçası hâline gelir.
İnsan onurunu inciten sözler karşısında sergilenen her kayıtsızlık, ayrımcılığın ve ötekileştirmenin güç kazanmasına zemin hazırlar.
Dileriz ki yaşanan bu süreç, yalnızca sözlerin sahibine değil; o sözleri alkışlayanlara da vicdan, empati ve toplumsal sorumluluk adına önemli bir ders olmuştur.
Çünkü bir insanın büyüklüğü; başkalarını küçümsemekle değil, farklılıklarına rağmen herkese saygı gösterebilmekle ölçülür.
Yazıklar olsun ayrıştıran dile…
Yazıklar olsun insanları doğdukları kimlik üzerinden yargılayan zihniyete…
Ve yazıklar olsun, insan onurunu hedef alan sözleri alkışlanacak bir davranış gibi görenlere.
Çünkü bu ülkenin gerçek gücü; farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilen insanların ortak vicdanıdır.