Mezuniyet törenleri artık bir sevinç anı, bir başarı kutlaması olmaktan çıktı; ne yazık ki birer tüketim ve gösteriş arenasına dönüştü.
Daha küçücük yaşlardaki çocuklara gelin-damat kıyafetleri giydirip podyuma sürmek gibi anlamsızlıklar mı dersiniz, sahne şovları mı?.. Bir de tüm bu saçmalıkları sanki çok doğru bir iş yapıyormuş gibi sosyal medyanın türlü mecralarında çarşaf çarşaf paylaşanlar var ki, tam bir akıl tutulması.
Hele geçenlerde sosyal medyada önüme düşen bir mezuniyet töreni görüntüsü vardı ki, dillere destan! Sanırım günlerce konuşuldu. "Çocuklar eğlensin, etkinlik olsun" bahanesinin arkasına sığınılarak yapılan bu saçmalıklar maalesef diz boyu ve tüm ülkeyi sarmış durumda.
Hanımlar, beyler; yapmayın; etmeyin, eylemeyin! Siz bu şovları yaparak çocukların akademik başarısını mı artırıyorsunuz, yoksa kendi sosyal medya hesaplarınıza içerik mi üretiyorsunuz? Nedir bu çılgınlık yahu? Eğitimci misiniz, şovmen mi?
İşin pedagojik boyutu bir yana, ailelere yüklenen maddi külfet tam bir dram. Kıyafet, cübbe, kep, profesyonel fotoğraf çekimleri, mekan kiraları, lüks ikramlar, hediyeler… Her yıl katlanarak büyüyen bu kalemler, zaten ekonomik olarak darboğazda olan aile bütçelerini iyice sarsmıyor mu? Özel okul ücretlerinin yükü yetmezmiş gibi, bir de bu mezuniyet dayatmaları eğitimde fırsat eşitliğine darbe vurmuyor mu?
Bu maliyetleri çıkaranlara sorsanız, muhtemelen en çok geçim sıkıntısından dem vuranlar yine onlar olacaktır. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Herkesin bu bütçeleri karşılayacak durumu olmadığını onlar da adı gibi biliyor. Ama veliler, çocukları arkadaşlarına karşı mahcup olmasın, boynu bükük kalmasın diye dişinden tırnağından artırıp bu gösteriş çarkına para kaptırmak zorunda kalıyor. Yalan mı, yanlış mı, yanılıyor muyum?
"Efendim, bir mezuniyet de mi yapmayalım?" diyenler çıkacaktır. Yapın elbette ama bu kadar mı? Bu denli mi? Çocukların çocukluğunu çalıyoruz, farkında mısınız, farkında mıyız? Aşırı makyajlar, yaşlarına uygun olmayan kıyafetler, yapay sahne şovları... Zaten toplumsal hassasiyetlerimizin, milli ve manevi değerlerimizin gölgelendiği bir zamanda geçiyoruz; bu tür uygulamalarla adeta kendi değerlerimizi kendi elimizle baltalıyoruz. Okulların, velilerin ve öğretmenlerin birbiriyle yarışma arzusu, mezuniyeti bir prestij yarışına dönüştürüyor. Eğitim, adeta gösterişten ibaret bir hal alıyor.
Sizce de çok abartmıyoruz mu?
Ne Yapmalıyız?
Sadeleştirelim: Okul yönetimleri ve veli kurulları ortak kararlar alarak törenleri olabildiğince sade ve amacına uygun hale getirmeli.
Bütçe Sınırı Getirelim: Her aile için zorunlu olmayan, bütçeyi zorlayan ekstra harcamalar kesin kurallarla sınırlandırılmalı.
Ortak Kutlamalar Teşvik Edelim: Her kademede (anaokulu, ilkokul, ortaokul) ayrı ayrı lüks törenler yapmak yerine, dönem sonlarında ortak ve makul etkinlikler düzenlenmeli.
Anlamlı Alternatifler Üretelim: Gösterişli şovlar yerine; sosyal sorumluluk projeleri, fidan dikimleri, kitap bağışları gibi çocukların ruhunu besleyecek dayanışma etkinlikleri öne çıkarılmalı.
Bu gösteriş yarışı durdurulmazsa, mezuniyetleri birer tüketim çılgınlığı olmaktan öteye taşıyamayız. Çocukların çocukluğu, ailelerin onuru ve toplumun vicdanı için daha ölçülü, daha adil bir yol seçmek zorundayız. Bu gidişata sadece şaşırmak yetmez, hep birlikte dur deyip yön değiştirmeliyiz.
Son sözüm Milli Eğitim Bakanlığına ve YÖK’e: Allah aşkına, okullardaki bu mezuniyet çılgınlığına artık resmi bir dur deyin ya da bu işi bir rayına oturtalım! Ayrıca eğitimcilerin sosyal medyadaki öğrencilere ilişkin (yok şunu yaptık öğrencilerimle, yok bunu yaptık vb.) paylaşımlarının sınırlandırılması kanaatimce YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) ve Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yapacağı en doğru ve en gerekli işlerden biri olacak.