Bayram… Bir şehrin sokaklarında sadece sevinç değil, aynı zamanda sessiz bir iç çekiş de dolaşır.

Bitlis’te bayram, taş evlerin gölgesinde büyüyen eski bir hatıradır.

Her kapı eşiğinde geçmişin izleri, her selamlaşmada kadim bir ahlakın yankısı vardır.
Ama bugün, o eski bayramların içine ince bir hüzün de karışır. Çünkü zaman değişmiştir; insanlar aynı kalbinde değildir artık.
Yine de Bitlis’in ruhu kolay kolay çözülmez.

Çünkü bu şehirde bayram; sadece el öpmek değil, bir gönül hatırlamaktır.
Sadece sofralar kurmak değil, kırıkları onarmaktır.

Hüzün vardır…

Ama o hüzün yıkıcı değil, düşündürücüdür.
Bir annenin sessiz bakışında, bir babanın yorgun ellerinde, bir gencin geleceğe dair belirsizliğinde saklıdır.
Ve yine de umut vardır.
Çünkü Bitlis’in toprağı inatla yeşerir.
Çünkü bu coğrafya, zor zamanların içinden bile bir diriliş çıkarır.

Bugün bayramın gölgesinde belki eksiklerimiz var. Ama eksik olan sadece sofralar değil; bazen birliktir, bazen güven, bazen de ortak bir hedef etrafında yeniden kenetlenme iradesidir.
İşte tam da burada, toplumun yeniden ayağa kalkması için sadece duygular değil, yapılar da önemlidir.
Sivil toplumun gücü, iş dünyasının sorumluluğu ve dayanışmanın kurumsal aklı devreye girmelidir.
TÜSKİAD gibi yapılar tam da bu noktada; istihdamı büyüten, girişimi destekleyen ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir anlayışla hareket etmelidir. Çünkü bir şehrin kaderi, sadece dualarla değil, üretimle de değişir.
Bayram bize şunu hatırlatır:

Paylaşmak sadece lokma bölmek değildir; aynı zamanda geleceği birlikte inşa etmektir.
Bitlis’in sessiz dağları bugün bize bir şey söylüyor:
“Geçmişi unutma, ama geleceği de erteleme.”

Ve belki de en önemlisi…
Hüzün, eğer doğru okunursa bir çöküş değil; yeni bir başlangıcın ilk satırıdır.
Bayramın Bitlis’e, Bitlis’in insanına ve bu toprakların kadim vicdanına huzur getirmesi dileğiyle…