Bitlis Eren Üniversitesi ve Son Sürece İlişkin

Ankara’da ki öğrencilik yıllarımda Bitlis basınını daha yakından takip ederdim. Dergi, İnternet Gazeteleri, Milli Kütüphanenin arşivlerine gelen eski gazeteleri takip etmeye fırsat bulurdum.

A
a

Hatta Emek’te kaldığım için Milli kütüphanede bize çok yakındı. Kendi derslerim ile ilgili araştırmalarımı yapmak için Milli Kütüphaneye gider ama Bitlis’in eski gazetelerine dalardım. O yıllarda Bitlis’e bir fakülte kurulması ile ilgili Bitlisli akademisyenlerin Ankara’da ki toplantıları basına sıkça yansırdı. Bir araya gelen Bitlisli akademisyenlerimizin özelikle şu ifadeleri kullandığını çok okumuşumdur.

Bitlis’e yeter ki bir fakülte yapılsın bizde seve seve gider Bitlis’e kurulan fakültede hocalık yaparız demeleri sıkça basına yansıyan ifadelerdi. Nihayet Bitlis’e bir fakülte kararı çıkmıştı. Fakat kısa bir süre sonra her ile bir üniversite kararı çıkınca fakülte kararı ikinci planda kalmıştı. Yani bir fakülte değil, bir üniversite kuruldu Bitlis’e… O toplantılarda yeter ki bir fakülte kurulsun seve seve gideriz Bitlis’e diyen Bitlisli akademisyenler, fakülte değil, üniversite kuruldu acaba kaçı gelmek istedi merak ediyorum. Rektör olarak değil, hoca olarak kaç kişi gelmek istedi gerçekten merak ediyorum. İdealist davranıp ben memleketime hizmet edeceğim, gelip çalışacağım diyen dışarıdaki Bitlisli akademisyenlerimizden kaç kişiye Bitlis Eren Üniversitesinin kapısı kapatıldı merak ediyorum. Tabi usulüne uygun olarak… Bakın kariyerist demiyorum, idealist kaç Bitlisli hocaya kapı kapatıldı? Sorgulamamız gereken noktaları bırakıp, üniversitede daire başkanlığı yapan hemşerilerimizle uğraşıyoruz. Yok efendim Rektör kadrolaşmışta, Elazığlı getirmişte gibi basit dedikodularla genç üniversitemizi yıpratıyor, yıpratanlara da pirim tanıyoruz.

* Bir süre önce ağabeyim Mehmet Sait Bey’in düğünü için Bitlis’e gitmiştim. Fırsattan istifade edip, Bitlis Eren Üniversitesinin yeni kampusunu ve yeni binalarını gezdim. Yine eski yüksekokula arkadaşlarımın yanına ve Rektörlük binasına da fırsat bulup gittim. Eski binaların çok modernize edildiğini, yeni kampusun ve yeni binaların ise harikulade devasa binalar olduklarını gördüm. Yani tam bir üniversiteye yakışan kampus ve kampus içi binalar gözümüze çarpıyordu. Yapan ve yaptıran ellere sağlık, keselere bereket diyorum. Asıl konumuza geleyim; eski kampusta arkadaşlarımı ziyarete gittim demiştim ya işte ziyaretim sırasında baktım arkadaşlar Rektör geliyor dediler. Şaşırıp arkadaşlar bir bölüm başkanı filan olmasın, Rektörler pek böyle gezmezler demiştim. Arkadaşlarım, bizim Rektör her zaman öğrencilerin arasına karışır, sorunlarımızı dinler demişlerdi. Ben kendim hala Kocaeli Üniversitesinde Beden Eğitimi Öğretmenliğinde öğrenciyim. Bu benim 2. Üniversitem, daha bugüne kadar Rektörümüzü uzaktan bile görmedim. Üniversitemizi temsil eden bir Milli Sporcu olmama rağmen henüz rektörümüzle karşılaşmadım. Kendi Rektörümü eleştirmiyorum yanlış anlaşılmasın. Başta güvenlik olmak üzere, birçok nedenden dolayı her vakit serbest gezmek, öğrencilerin arasına karışmak çokta mümkün olmayabiliyor. Belki de bizim Rektörümüz bunları yapıyordur bana denk gelmemiştir. Fakat ilk defa Bitlis Eren Üniversitesine gittim ve Rektörü öğrencilerin arasında öğrencilerle konuşurken, gülerken görmek açıkçası beni çok mutlu etti.

Sonra merak ettim kendi alanım olan sporla ilgili Bitlis Eren Üniversitesinin çalışmalarını araştırdım. Kısa bir süre önce Bitlis Eren Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nun kurulduğu öğrendim. Yine BEÜ tarafından Tatvan’a bir su sporları merkezi kurulduğunu, her yıl su sporları ile ilgili çeşitli faaliyetlerin yapıldığını öğrendim. Yine BEÜ tarafından çeşitli ulusal ve uluslar arası sosyal, kültürel ve sportif aktivitelerin yapıldığını heyecanla öğrendim.

Önümüzdeki günlerde Bitlis Eren Üniversitesi Bitlis’in sporunun ve gençliğinin daha fazla sosyal, kültürel ve sportif aktiviteyi gerçekleştireceğine olan inancım tamdır. Bitlis’in sporunun ve gençliğinin önünü her anlamda BEÜ Tarafından açılacağına, BEÜ’nün bu anlamda öncü ve lider bir kurum haline geleceğine inanıyorum. Hatta şimdiden BEÜ’nün bunu başardığını görüyorum.

Başta yamaç paraşütü olmak üzere, su sporlarına, su sporları ile ilgili çeşitli kurslara, yine kort tenisi, golf, bowling gibi spor dallarına da sahip çıkacağına inanıyorum. Hatta bir önerim olacak; Eren ailesi tarafından yaptırılan İsmail Eren Spor tesisleri de BEÜ’ye devredilmelidir. Bir ara İsmail Eren Spor tesislerini de gezdim. İnanıyorum ki bu tesis BEÜ’nün elinde daha canlandırılıp, daha aktif hale getirilebilir.

Bitlis Nemrut Kayak tesisleri tekrar ihale edilmiş sanırım. Yakın süreçte eski günlerine döneceği arzu içerisinde herkes. Bu Tesis tekrar harekete geçerse BEÜ tarafından telesiyejin alt kısmında bir yerde BEÜ Kayak evi diye bir yer kurulabilir. Üniversite öğrencilerinin daha fazla istifade etmesi sağlanabilir. Böylelikle Bitlis’e gelen her öğrenci kayak sporu ile tanışmış olur. Buda Bitlis’in ve Eren Üniversitesinin dışarıda tanıtımına önemli katkılar sağlar.

Her türlü su sporları dedik ya; jet ski, yelken ve raftingi de buna dahil edebiliriz. Mesela Rafting hem ucuz, hem de çok zevkli ve macera dolu bir su sporu, neden Bitlis deresinde yapılmasın?

Bitlis Eren Üniversitesinin saydığım ve daha sayamadığım birçok ilki Bitlis’te gerçekleştireceğine inanıyor, Rektör Doğru’ya yapılmasına öncülük ettiği faaliyetler için teşekkür ediyor, beklentilerimizin arttığını ifade etmek istiyorum. (Betav 17. sayı 130-131 Durer Gökhan)

Bir süredir Bitlis’te Rektör Mahmut Doğru ile ilgili birileri bir şeyler yazıp çiziyor. Bu kadar mütevazi, her an öğrencilerin içerisinde, bu kadar güler yüzlü bir insanın hakkında bu kadar olumsuzluğa düşenlerin kesinlikle menfaat yolları tıkanmıştır diye düşünüyorum. Senelerdir Bitlis’i sömüren nice insanlar var, bunlara niye kimse bir şey demiyor. Öyle kurum amirleri var ki araştırılsa, gerçekten takip edilseler neler çıkar, neler… Sanırım Rektör yemediği ve yedirmediği için, rant yolları tıkananların bir oyunudur bu… Kim ne derse desin bence bunun başkada bir açıklaması yok.

Sanırım üç yıl önce idi, Bitlis’te görev yapan bir vali yardımcısı Bitlisliler için hoş olmayan söz ve davranışlarda bulunmuştu. Konuşmaları basına yansıyan bu zat bunu tekzip etmediği gibi özürde dilememişti. Şimdi soruyorum bu memleket milliyetçiliği yapanlar o zaman neredeydiler. Galiba ölüydüler, şimdi dirildiler. Basit bir kanıt olarak görebilirsiniz bu örneği, çünkü o zaman bir menfaatleri yoktu. Bir menfaatleri olsa teh teh teh… Ama biz o zaman adam gibi tepkimizi ortaya koymuştuk. Ağabeyimin mahkeme koridorlarında süründürülmesine, üzerine cezalar yağdırılmasına rağmen tavrı netti. Şimdi diyorum ki herkesin tavrı net olsun. Bitlis milliyetçiliği ise mesele, herkese tavrımız eşit olsun. Tavrımızı menfaatlerimiz değil, adam gibi Bitlisliliğimiz belirlesin.

Rektör Mahmut Doğru’ya buradan sesleniyorum; Sayın Doğru, Wendell Phillips’in dediği gibi “Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.” Sizin gibi değerli Hocalarımıza bu ülkenin ihtiyacı var. Bitlis’in size daha çok ihtiyacı var. İki tane kendisini bilmezin hareketleri sizi incitmesin.

Furkan süresi 63 ayet’ de derki; Rahman'ın has kulları yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürken bazı kendini bilmez kimseler onlara laf atınca selam deyip geçerler.

* Kaynak gösterilen dergide kullanılmış olan yazının başladığı yer anlamını taşır.

arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.