Zeydan AYDIN

Zeydan Adyın 1978 Bitlis doğumlu olup eğitim durumu lise mezunudur. Kendisi İstanbul'da inşaat sektöründe faaliyet göstermektedir.

Bir Yara Var

Değerli dostlarım uzun bir aradan sonra sizlerle BİR YARA VAR adlı bu yazı dizisiyle yine beraberiz.

A
a

Umarım daha önce yazmış olduğum yazılar ve bundan sonra da yazacağım yazılarım, gönül kırgınlığına yol açmamıştır. Dolayısıyla ister istemez bir makaleye başladığımızda bildiğimiz ve gözle gördüğümüz bazı gerçekleri de kalem’e almak zorundayız. Çünkü; İnsan olarak bu bizim vicdani sorumluluğumuzdur.

Olur ya tüm yazarların yazı dizileri olduğu gibi, ister istemez benimde yazılarımın kısmen veya tamamen takdir edilebilir yada eleştirilebilir ki zaten her düşünceye açık ve saygı duyduğumu bilmenizi istiyorum. Şahsen yazdığım her makalede bu görüş ayrılığı aklımdan geçirmiyor değilim, zaten insan olarak her tür görüşe düşünceye farlılıklara saygı duymak zorunda değil miyiz?

Ama maalesef gerek yaşadığımız coğrafya ve özellikle içinde bulunduğumuz, durum ve vaziyet git gide bu saygınlığın ötesine itilmekte. Şöyle bir bakıldığında insanlık eğitiminden, sorgulamaktan araştırmaktan ve okumaktan uzaklaşmaktadır yada kasten kişi veya kişilerce uzaklaştırılmakta peki bu nasıl olur?

Teknolojinin son derece geliştiği haber yayınlarının, medyanın yaygınlaştığı haberleşmenin ve iletişimin kolaylaştığı böylesine bir çağda, insanların sorgulama yeteneğini kaybetmesinin en büyük nedeni ne olabilir?

Hiç sorgulamadan araştırmadan yada araştırmak bile istemeden, duymak, görmek bilmeden bu kadar bilgi birikiminden sakınan toplumun asıl en büyük nedeni ne olabilir?

Ümitsizlik olabilir mi?

Tabi ki bunları yazarken ister istemez konu bir yere değinmeye geliyor, yanı toplumu git gide germeye, kutuplaştırmaya ve hezeyana getirmeye çalışan siyasi aktörlerinde, bu konuda çokta masum olmadığını söylemeden geçemeyeceğim.

O kadar acımasızca gerçeklerden sürgün edilmişiz ki, artık hep geçmişimize takınıp durmaktayız ve bu zaafımızı birileririne öylesine hisettirmişiz ki sözüm ona bazı siyasi aktörlerin geçmişimizi defalarca bize hatırlatıp geleceğimizi adeta bizden gizleyebiliyorlar’ ki aç kalacağımızla bizi endişelendirebiliyorlar hep bu kötünün iyisidir diye böylesine bir his ima edebiliyorlar bir meydana insanları tıka basa doldurup basbas bağıra çağıra hezeyana getirebiliyorlar. Toplumu kendisine şakşakçılık yapacağına adı gibi emin olan makam sevdalısı bu aktörler aslında kimdirler? Gerçekten halkın içinden mi çıkıyorlar yada halkı çokmu seviryorlar?Toplum her tür açlığa sefalete rağmen bu takım elbiseli ensesi kalın para baronlarına olan bağlılıkları nedir?İşlerine geldiğinde bizi vatansever işlerine geldiğinde vatanhayini ilan edecek kadar cüretkar olan bu rahatlık düşkünü kişi veya kişiler kimdir?

Her birisi milyonlarca ihaleye fesat karıştıranlardır.

Binlerce maaş alıp yan gelip yatanlardır.

Ve son günlerde yaşadığımız KOVİD-19 yani halk olarak bildiğimiz korona hastalığına karşı verecekleri beş (5)gramlık maske evet sadece beş gramlık bir bez parçası karşısında onların çaresizliğine şahit olduk.

Sadece bizdekiler değil dünyanın bütün yöneticileri o bez parçası karşısında çaresizliğini izledik dönüp dolandıkları yine vatandaşlarında para toplamak oldu.

Peki içinde bulunduğumuz bu KOVİD-19 pandemi hastalıktan sonra değişen ne olacak?

Yeni bir dünya düzenine toplum olarak nasıl ayak uydurabiliriz?

Siyasette bir değişim olur mu?

Ümitler yeşerir mi?

Ticaret ve ekonomi istihdamın önü açılır mı ?

Şahsen ben şuan ki siyasi gerginliğe baktığımda bir iş insanı olarak pek umutlu değilim.

Bir kere Hukuk ve Adaletin zeminin sağlamlaştırılması ve hukukun üstünlüğü mutlak olması adalete güven olması şarttır.

Siyasetçilerin ötekileştirme dilini değiştirmeden siyasi gerginlik kin nefret söylemleri öfkelerin dinmeden bir umut beklenemez tabi.

Baştan belirttiğimiz gibi BİR YARA VAR ve bu yarayı biran önce tedavi etmemiz ve umutların yeniden geri gelmesi toplumun barış içinde yaşaması için bu şartlarla biraz zor olsa bile bir umut mutlaka vardır.

Irkçılık,ayırımcılık,kutuplaşma,ötekileşme gibi topluma dayatılan bölgesel kimlik tanımların özelikle metropollerde ticaret yapan insanların ve iş dünyasının diyaloğuna en büyük engel olduğunu buradan belirtmek istiyorum.

Bizatihi şahsım olarak bunu kısa bir süre içinde yaşayan ve buna maruz kalan biriyim.

Onun içindir ki PANDEMİ KOVİD-19 vakasından sonraki hepimizin de tahmin ettiği ve sayın partili Cumhurbaşkanında belirttiği gibi yeni bir Dünya düzenine ilk önce halk ve toplum olarak biz sorgulayan okuyan araştıran bilen bilgilenen bir millet olmalıyız. Bizi yönetenleri iyi tanımamız bilmemiz görmemiz sorgulamamız ve ondan sonra kendimize kanaat önderleri ve yöneticileri seçmeliyiz.

Unutmayalım bizi yönetenlerde tıpkı bizim gibi birer beşer birer kul birer insandır elbette onlarında eksikleri mutlaka vardır, onlarda kusursuz değiller kusurlarını görmezden gelirsek eleştirmesek tartışmasak biz nasıl medeni bir toplum olabiliriz ki büyük BİR YARA almış duyguların sürgün edilmiş örf ve adetimize yeniden dönmek özümüze ve kendimize gelme dileği ile hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor ALLAH’a emanet ediyorum.

 


arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.