BİTLİS DERESİ

Tıpkı bir ömür gibi, yaz mevsimi nasıl da bitiverdi, öyle ansızın... Günler çaktırmadan usul usul kısaldı/kısalıyor.

A
a

Sonbahar, âdete bütün tonlarını sergilemiş vaziyette. Artık rengârenk kelebekler değil, sararmış yapraklar, istikametsiz uçup uçup gidiyor. Yayvan yapraklı ağaçların sarı tonlu yaprakları, tane tane ayaklarımızın dibine, her esintide düşüveriyor. Yapraklar, zaman zaman kafamızın üzerinden esen rüzgârla bir meçhule doğru uçuşup gidiyor, ardından tane tane hüzün ekerek...

Hele Bitlis'te havalar henüz ısınmadan soğumaya başlayıverdi bile. Bitlis'te sonbaharın Eylül'ünde bile soğuk hava hüküm sürüp, titretmeye başlar, tir tir... Sonra kediler, kuytu kuytu sıcaklık aramaya başlar.

Boşuna denilmemiş, “Bitlis’te bir ay ramazan, on bir ay kış” diye…

Hem baksanıza…! Dideban Dağı, Bitlis Deresi’nin yüzünü henüz görmeye sevinirken, karabulutlar küme küme örtmüş, Süphan Dağı'nın heybetini. Süphan Dağı, bembeyaz gelinliğini giyme telâşını yaşamaya başladı bile. Yakında Süphan Dağı'na kar üstüne kar yağar. Böylece Süphan Dağı, taptaze gelinliğine kavuşur; Van Gölü'nün maviliğine, veda etmenin hüznünü yaşayarak. Zira bulutlar adeta duvak oluverir, Süphan Dağı’na. Örter heybetini, artık Van Gölü'ne göz kırpamaz. Nemrut Dağı, öylece hüzünlü hüzünlü seyreder Süphan Dağı’nın Van Gölü’ne veda edişini…

Hele gece sardımı Süphan Dağı'nı, Van Gölü'nde ne ayışığı ile oluşan yakamozların parıltısı ne de gökyüzündeki yıldızların ışıltısı nafile... Zira Süphan Dağı'nın yüzünü aydınlatmaya/görmeye kâfi gelmez.

Ama Bitlis Deresi, üzerindeki karabulutları, bir bir dağıtıp gözünü dünyaya açmaya kararlı. Dideban Dağı'nın keyfine diyecek yok. Bitlis Kalesi, bir başka mutlu. Zira Süphan Dağı, Van Gölü'nün maviliğine gözünü yumarken; Dideban, tertemiz akacak olan Bitlis Deresi'nin seyrine hazırlanıyor.

Bitlis Deresi'nde mevsim bahar. Bitlis'e, Bitlis Deresi’ne bahar geliyor. Belinin ortasına yüklenilen beton yığınlarından Bitlis Deresi, azat oluyor. Rehine değil artık, Bitlis deresi... Özgürce, kıvrım kıvrım akacak…

Filmlerdeki bir kavuşma sahnesi misali, Bitlis Deresi bizi, biz Bitlis Dersi'ni göreceğiz.

Artık büryanın sefası, avşorun bahanesi olacak…

Düşünsenize, Bitlis Deresi'ne sonbahar yaprakları düşebilecek. Süphan Dağı’na, birbirine zarar vermeden tane tane kar yağarken, Bitlis Deresi'ne tane tane yapraklar düşecek. Zira Bitlis Deresi, artık gökyüzünün masmaviliği ile buluşacak…

Kıvrım kıvrım ve tertemiz akacak olan Bitlis Deresi'nin kenarında, damlı kahveye ayıp olacak, ama sırtımızı dönüp yudum yudum çayımızı içeceğiz. Koyu sohbetlere dalacağız, eşimiz/dostumuzla tertemiz akacak olan dere suyunun eşliğinde…

Tabii ki dere ıslah edilirse... Hayır hayır! “İnsanlar ıslah olursa,” dere ıslaha hazır.

Derenin ıslaha ihtiyacı var, ama sanırım biz dereyi kirleten ve çöp atan insanların daha çok ıslaha ihtiyacı var.

Kışa girerken Bitlis'e bahar gelmişse, elbette dere de pardon pardon “insanlar da ıslah olacaktır.” Sonra Bitlis Deresi, Bitlislilerin deyimiyle "özü özüne" şarıl şarıl akacaktır, kendi yatağında… Süphan Dağı'na, birbirine zarar vermeden ahenkle kar taneleri yağarken...

 

arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.