Bugün bir markete, bakkala, kasaba ya da küçük bir lokantaya girdiğinizde raftaki fiyatlara bakıp “Bu niye bu kadar pahalı?” diye soran çok.
Ama asıl soruyu tezgâhın arkasındaki adama sormak lazım:
“Sen bu işi nasıl çeviriyorsun?”
Çünkü günümüz esnafı artık sadece siftah derdiyle değil, KDV keşmekeşiyle boğuşuyor.
Bakın mesele çok net.
Gıda sektöründe esnafın büyük bölümü ürünü yüzde 1 KDV ile alıyor, ama aynı ürünü yüzde 10 KDV ile satmak zorunda kalıyor.
Aradaki fark kimin cebinden çıkıyor dersiniz?
Ne üreticinin…
Ne de toptancının…
Doğrudan esnafın omzuna binen bir yük bu. Defterde Kâr, Kasada Zarar.
Devletin defterine bakıldığında esnaf kâr ediyor gibi görünüyor.
Ama kasaya bakıldığında tablo bambaşka.
Yüzde 1 KDV ile aldığı ürünü yüzde 10 ile satan esnaf, ay sonunda beyanname verdiğinde şu gerçekle yüzleşiyor:
“Satıştan doğan KDV, alıştan doğanı fersah fersah geçmiş.”
Aradaki farkı ya cebinden ödeyecek ya da borç hanesine yazacak.
Bu ne demek?
Zaten yüksek kira, artan elektrik, doğalgaz, personel giderleri, nakliye maliyetleri derken beli bükülmüş esnafın bir de vergi farkıyla terbiye edilmesi demek.
Fiyat Neden Artıyor? İşte Cevabı
Sonra dönüp esnafa kızıyoruz:
“Niye zam yaptın?”
“Niye pahalı satıyorsun?”
Esnaf zam yapmıyor. Esnaf hayatta kalmaya çalışıyor. Çünkü KDV oranları arasındaki bu uçurum, fiyatlara ister istemez yansıyor.
Yansıtmazsa ne oluyor?
– Vergiyi ödeyemiyor
– Borç birikiyor
– Haciz kapıya dayanıyor
– En sonunda kepenk kapanıyor
Son yıllarda “Esnaf neden batıyor?” sorusunun cevaplarından biri işte burada gizli.
Büyükler Dayanıyor, Küçükler Düşüyor
Büyük zincir marketler bu işi nasıl kurtarıyor?
Yüksek ciroyla
Muhasebe oyunlarıyla
Toptan alım avantajlarıyla
Ama mahalle bakkalı?
Kasap?
Manav?
Küçük lokanta?
Onların böyle bir lüksü yok.
Devletin vergi sistemi güçlü olanı daha da güçlendirirken,
küçüğü adeta sistem dışına itiyor.
Sonra da “Neden mahalle kültürü bitiyor?” diye hayıflanıyoruz.
Çözüm Çok Zor Değil
Kimse vergiden kaçalım demiyor. Kimse devleti zarara sokalım demiyor.
Esnafın dediği çok basit:
“Aldığımla sattığımın KDV’si aynı olsun.”
Ya alış yüzde 1 ise satış da yüzde 1 olsun, ya da ikisi de makul bir seviyede eşitlensin.
Aksi hâlde bu sistem:
Esnafı kayıt dışına iter
Fiyatları yükseltir
Vatandaşı da esnafı da karşı karşıya getirir
Olan yine memlekete olur.
Son Söz
Bugün gıda esnafı sadece raf dizmiyor, sadece satış yapmıyor. Aynı zamanda vergi matematiğiyle boğuşuyor, bürokrasiyle mücadele ediyor, her ay “Bu ay nasıl çıkacağız?” diye hesap yapıyor.
Eğer gerçekten enflasyonla mücadele edilecekse, eğer gerçekten esnaf ayakta tutulacaksa, bu KDV adaletsizliği masaya yatırılmak zorundadır.
Aksi hâlde geriye sadece şu kalır: Boş dükkânlar, kapalı kepenkler
ve “Nerede o eski esnaf?” sorusu…