Bitlis’te eğitim, çoğu zaman sanıldığı gibi yalnızca karla, ayazla, tipiyle mücadele etmiyor. Asıl yarış, imkânla veriliyor.

Mevsim serttir, bu doğru. Kış uzun sürer, yollar kapanır, sabahlar zordur. Ancak eğitimde yaşanan temel sorun, doğanın sertliği değil; imkânların sınırlılığıdır.

Bu şehirde öğretmenler sabahın alacakaranlığında yola çıkar. Bir köy okuluna ulaşmak bazen bir ders süresinden uzun sürer. Öğrenciler defterini çantasına değil, umudunu yüreğine koyar. Çünkü bilirler: imkân kısıtlıdır ama hayal kurmak serbesttir. Ne var ki hayal, tek başına yetmez. Eğitim, idealizm kadar altyapı da ister.

Bitlis’te birçok okulda fiziki şartlar hâlâ asgari düzeydedir. Isınma sorunları, donanım eksikleri, ulaşım güçlükleri ve sosyal imkân yoksunluğu, eğitimin önüne görünmez ama ağır bir set çeker. Öğretmen, sadece ders anlatmaz; kimi zaman soba yakar, kimi zaman yol açılmasını bekler, kimi zaman bir öğrencinin ayakkabısını dert eder. Bu fedakârlık takdire değerdir ama sürdürülebilir değildir.

Burada sorulması gereken soru şudur: Eğitim, neden hâlâ fedakârlık üzerinden yürümek zorunda? Devletin asli görevi olan eğitimi, kişisel gayretlere mahkûm etmek ne kadar adildir? Büyük şehirlerde “eğitimde fırsat eşitliği” konuşulurken, Bitlis’te hâlâ “eğitime erişim” konuşuluyorsa, ortada yapısal bir sorun vardır.

Bitlisli çocuklar, zekâ olarak kimseden geri değildir. Öğretmenlerimiz mesleki yeterlilik bakımından eksik değildir. Eksik olan, sistemli yatırım ve kararlı planlamadır. Bir sınıfa akıllı tahta koymak yetmez; o sınıfa düzenli ulaşımı, sağlıklı ısınmayı, sosyal gelişimi ve psikolojik desteği de birlikte sunmak gerekir. Eğitim bir bütündür, parça parça iyileşmez.

Şunu açıkça söylemek gerekir: Bitlis’te eğitim, mevsimle yarışmıyor; imkânsızlıkla yarışıyor. Kar, yağmur, soğuk elbette zorlayıcıdır ama aşılabilir. Asıl zor olan, yıllardır ötelenen altyapı sorunlarıdır. Bu sorunlar çözüldüğünde, Bitlis’in eğitimde nasıl bir sıçrama yapacağına hep birlikte şahit oluruz.

Bu şehir, kaderine razı değil. Öğretmeniyle, öğrencisiyle, velisiyle daha iyisini hak ediyor. Eğitim, coğrafyaya göre değil, adalete göre planlanmalıdır. Bitlis’te bir çocuk, yalnızca doğduğu yer yüzünden hayata geriden başlamamalıdır. Çünkü eğitim, bir lütuf değil; haktır. Ve haklar, mevsime bırakılmaz.