İşgal altındaki Filistin topraklarında yapılan seçimler, ülkemiz başta olmak üzere dünyanın gündemine taşındı.

Peki, bu seçimler Filistin halkının kaderini değiştirecek mi? İşgalci Netanyahu’nun gitmesi, yerine başka bir işgalci olan Gadi Eisenkot’un gelmesi Gazze’de akan kanı durduracak mı? Taş üstünde taşın kalmadığı, neredeyse sağlıklı bir çocuğun kalmadığı, açlık ve sefaletle hayatta kalmanın mücadelesini veren Gazze halkı için ne değişecek?

Kanaatimce çok fazla bir şey değişmeyecek. Kim kazanırsa kazansın, Müslümanlar birliklerini sağlayıp, harekette geçmediği sürece Gazze’de soykırım devam edecek.

Üç yılı aşkın süredir Gazze’de devam eden yıkım, katliam, soykırım, açlığa mahkûm edilen çocuklar, yerinden edilen aileler ve enkaza dönüşen bir kent ortada değil mi?

On binlerce insan şehit oldu, yüz binlercesi yaralandı. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, nüfustan silinen yüzlerce aile…
Bütün bunlar yaşanırken dünya, bu vahşeti seyretmekle yetindi.

Bugün Netanyahu ile rakibi Gadi Eisenkot arasındaki siyasi rekabet konuşuluyor. İnsanlar, belki de Netanyahu’nun gitmesiyle yeni bir dönemin başlayacağını, Gazze’ye yönelik politikaların değişebileceğini düşünüyor veya ümit ediyor.

Yıllardır süren saldırılardan yorulan, soykırımda bitkin düşen, yakınlarını kaybeden ve evleri yıkılan Filistinliler için yönetimde yaşanacak bir değişim, belki saldırının dozunu düşürecek bir beklenti oluşturabilir.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir gerçek var. Siyonizm kanser hücresidir. İster kolon kanseri olsun ister karaciğer kanseri hiç fark etmez. Neticede ikisi de ölümcüldür. Siyonistin isminin değişmesi de Filistin’e bakış açısını değiştirmez. Eğer temel yaklaşım değişmiyorsa, siyasi aktörlerin değişmesi Filistinlilerin yaşadığı acıları sona erdirmeye yetmeyebilir.

Bu nedenle özellikle Müslümanların ve Filistin’deki soykırıma karşı duranların, gelişmeleri yalnızca kimin kazandığı üzerinden değerlendirmemesi gerekir. Asıl ölçü, işgalin sona ermesi ve işgal rejiminin, işgal ettiği topraklardan defolup gitmesidir.

Elbette siyasi değişimlerin önemli olduğunu düşünülebilir. Ben bunu yadırgamıyorum. Ama bu gerçeklik Siyonizm için geçerli değildir. Neticede kazanılması beklenen Gadi Eisenkot, Netanyahu kabinesinde sözde genelkurmay başkanlığı yapmış, Gazze’de oğlu ve 2 yeğeni öldürülmüş, “Gazze’yi tamamen işgal ederim” diyen ve Batı Şeria’da “ilhak” planlarını destekleyen bir siyonisttir.

Şu gerçeği unutmayalım ki sandığa giden işgalci siyonistler, hangi partinin soykırımı devam ettireceğine oy kullandılar.

Benim için işgal rejimi, işgal edilen Filistin topraklarından çıkmadıkça, kimin seçildiğinin çok da bir anlamı yoktur. Filistin halkının da bu anlayış içinde olduğunu düşünüyorum. Onun için gündemimiz kimin seçildiği değil, işgalin ne zaman ve nasıl sona ereceği olmalı. Selam ve dua ile…