Ülke futbolunun en önemli temel taşlarından biri olan Trabzonspor Kulübü dünyanın en iyi profesyonel futbolcularından biri olarak sayılan Muhammed Salah yani gerçek adıyla Muhammed Salah Hamid Mahrus Gali transferini gerçekleştirerek kulübe, şehre ve bölgeye çok önemli bir prestij kazandırdı.

Transferi ile Trabzon şehri ve bölge halkının futbol tutkusuna heyecan kazandıran yıldız futbolcu, takım sezona ve Avrupa macerasına kötü başlayınca canı çok sıkılmış olacak ki stres atmak için çıktığı Karadeniz turunda kendini Trabzon–Gümüşhane sınırında yer alan Kurtdere Yaylası’nın yeşillikleri arasında bulur.

Planlı olarak başlayan ve doğaçlama devam eden geziden kimsenin haberi yok, ta ki yaylada bulunan doğal oluşumlu bir taşın üzerindeki yaylada çektirdiği pozu sosyal medya hesabından paylaşana dek. Normal hayatta hepimiz dinlenmek için bir yerlerde bir taşın üzerinde oturur ve zaman zaman sosyal medya hesaplarımızdan da paylaşımlarda bulunuruz. Ama böyle bir etki yaratmak ne mümkün, demek ki keramet taşta değil oturandadır.

Muhammed Salah’ın bu eyleminden sonra Karadeniz yaylası bir anda ziyaretçi akınına uğradı. Aynı taşın üzerinde oturup poz vermek için ülkenin her bir tarafından insanlar akın akın gelip yaylada adeta kuyruğa girdi. Bu da yetmezmiş gibi şimdiye kadar belki adam akıllı tabelası bile olmayan yayla, Salah yaylası olarak anılmaya başlandı, bu da yetmezmiş gibi Büyükşehir tarafından “Salah Taşı” adını verdikleri taşın yanına gayri resmi “Salah yaylası” tabelası diktirilip bir de bank bırakıldı.

Şimdi asıl meseleye gelecek olursak, insanların bu eylemi bizlere çok da yabancı gelmiyor aslında. Bundan yaklaşık 1500 yıl önce, İslamiyet’in doğuşundan önce, Peygamber Efendimize ilk vahyin indirilmeden önceki dönem yani Cahiliye dönemine gidelim. Muhammed Salahın taşın üstündeki fotoğraf karesini ve o dönemde insanların taptıkları putları yan yana getirip gözümüzde canlandırıp anlamlandırmaya çalışalım.

Ne alakası var deyip herkes kendince farklı yorumlarda bulunabilir ama bilinçaltına indiğimiz zaman iki kare arasında birbirine yakın anlam ve belirtilere rastlarız. Bu konuda herkesin ortak bir noktada birleşeceği ihtimali yüksektir. Çünkü liderleri, yöneticileri, zengin insanları ve ünlüleri gözümüzde çokça büyütüp ilahlaştırıyoruz ve bu insanoğlunun mayasında var.

Maalesef sosyal medyanın gücü bu tür olumsuz eylemlerin çoğalıp yayılması konusunda çok etkin. Her yönüyle büyük bir gelişim gösteren bu yüzyılı ile cahiliye dönemini kıyaslamak kimimize göre doğru olmayabilir ama büyük resimde görünen gerçeklere de pek itiraz etme lüksümüz yok gibi.

Zaman ve toplumlar her ne kadar gelişim ve değişim gösterse de bazı algılar kalıtsal ve dönüşümlü olarak yaşanmaya devam ediyor ve edecektir de. Yaşanan bazı durum ve özenmelere bakacak olursak, putperestlik inancının hala insanoğlunun özünde varlığını devam ettirdiğine şahit oluyoruz.

Belki de yılda bir kere bile yanı başındaki anne babasının mezarını ziyaret etmeyenler, binlerce kilometre yolu katedip yayladaki taşın üzerine oturup ünlü futbolcunun pozunu taklit ederek fotoğraf çektirip ve bu da yetmiyormuş gibi taşın başında dua edip, ağlayıp, taşı koklayıp öpüp ve saygı gösterip bunu sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar. Biri de akıl edip “Madem onca yolu gidiyorum bari bir fidan götürüp dikeyim de geleceğime nefes olsun” demiyor.

Dünyaya doğal güzelliklerimizi mi tanıttık yoksa rezil mi olduk onu tartışabiliriz ama yıldız futbolcuların dokunduğu nesnelere anlam yükleme eylemi sadece bizim toplumumuza özgü bir durum olmadığını ve dünyada buna benzer örneklerin olduğunu da belirtmek isterim. İnançlarımız konusunda kendimizi koruyabilecek bir algıya sahip olmamız lazım. Toplum olarak inanılmaz derecede bir özenti tehlikesiyle karşı karşıyayız, egomuzu tatmin etmek isterken, toplumun sosyokültürel ve ahlaki değerlerini zedeliyoruz. Bu tür eylemlerin günden güne çoğalması ve buna kendini kaptıran insan silsilesi, gelecek nesle ruhsal bir bozukluk enjekte ediyor.

Aslında nereye gideceğimizi biliyoruz ama hangi durakta beklememiz gerektiğini bilmiyoruz. Yanlış durakta bekleyince de otomatik olarak yanlış araca binip yanlış insanlarla yolculuk etmiş oluyoruz. Dini değerlerimize samimiyetle sahip çıkıp o değerlerin bizden istediği güzellikleri yaşamamız ve topluma iyi yönde örnek olmalıyız.

Bu değerlendirmeyi bütün insanlar üzerinden yapmak elbette doğru değil, yapılan eleştiri, değerlerinden uzak ve topluma yarardan çok zarar verenler için.

Kurtdere Yaylası’ndaki gelişim ve değişimleri hep birlikte bekleyip görelim. Umarım bu süreçte, özenti silsilesi o güzelim doğayı tahrip etmez. Bu arada tabela ve bank bir gece yarısı çalınmış haberini aldık. Allahtan taş fazlaca ağır.