Sevgili dostlar merhaba. Son 10 yılı azıcık kesintilerle süren 45 senelik dişhekimliği meslek yaşamımdan bazı şeyler paylaşacağım sizlerle. Umarım sıkılmazsınız.
Vatani görevim bitince daha önceden, 1982'de başladığım mesleğe Gaziosmanpaşa'da 1985 yılında devam etme kararı aldım. Dolup taşan bekleme salonum, hastalarımın ilgisi, sevgisi ve aşkla çalışmamla birlikte, en güzel, en verimli yıllarımı orada geçirdim. Yıllar yılları kovaladı. 1998 yazında zorunlu olarak muayenehanemi kapatarak eşimle Merter'de birlikte çalışmaya başladım. Stajyerliğimden itibaren o ilk süreç 18 yıldı. Dolu dolu yıllar.
Merter'in koşulları daha farklıydı. Hastalarımın sosyokültürel düzeyi yükselmişti ama bütçeleri birbirine yakındı. Varlıklı hastalarımın sayısı her zaman az oldu. Bu şansım, belki de kaderimdi. Şikâyetçi değildim.
Yoğun hasta trafiğiyle 2000'li yıllara ulaştık. Yaklaşık 17 yıllık bu 2. süreci tamamladığımda sağlık sorunlarım da arttı. Buna her gün meslek adına problem çözme zorunluluğum, bunu yaparken yerime kısa süreli de olsa birini ikame edememe gibi zorluklarım mesleğin kaderiydi. Hastalara duyduğum saygı gereği devam ettim. Ancak mental açıdan da artık sona yaklaştığımı görüyor, işi de noktalamak istiyordum. 35 yılda insan yorulur mu? diyenleri duyar gibiyim. Tıp hekimi olsaydım bu kadar kolay pes etmezdim.
Sistem, poliklinik düzeninde çalışan eşimle beni, çıkardığı yeni yasa ve türlü yönetmeliklerle aynı mekânda 2 farklı hekim yaptı. 2 maliye, 2 defter, 2 ayrı vergi ve yükümüzü artıran bir dolu tıbbi yükümlülükleri getirip önümüze koydu. Kaderin cilvesi; bu şartlar faal çalışmadan uzaklaşma düşüncem ile kesişince, 2016 başında eşimin tek başına devam etmesi yolunda karar aldık. Sayısını epey azalttığım hastalarım bana gönül koyunca, istedikleri an onlara bakabileceğimi, ancak yeni hasta da almayacağımı ifade ettim. Muradım finali yapmak, hastaları eşime devretmek, çok ısrarcı olanlar için de zaman zaman gelip ilgilenmekti.
Bunu uyguladık. 2016-2020 dönemi böyle geçti. 2020-2023 pandemi süreci hasta bakmadım. 2023-2025 döneminde bir poliklinikte yaptığım yöneticilik sürecinden sonra, eşimle gene aynı mekânda buluştuk. Ancak bu kez de şanssızlığımız, binamızın kentsel dönüşüme uğrama ihtimali oldu. Kentsel dönüşüm olursa; aynı bölgede geçici bir yere geçip, akabinde de kuracağımız kuvvetli kadro ile devam edeceğiz. Meslek adına tüm yenilikleri de uygulayacağız.
Bir sınıf arkadaşım, hastalardan aldığım hakedişlerin az olduğunu öğrenince çok yadırgıyor, boşa kürek çektiğimi bile söylüyordu. Arkadaşlarımın, akrabalarımın, hemşehrilerimin, folklor çevremin ve çoğu hastalarımın iyi hekimliğimin yanında, düşük rakamlarla çalıştığımı bilerek geldiklerini, bu döngüyü kıramadığımı, kırmak da istemediğimi söyleyince gene şaşırıyordu.
Dostlar, finalde protezini evinde yaptığım son hastamla yaşadıklarımı anlatarak sözü tamamlayacağım.
2015'in Temmuzu. Bayramın ikinci günü. Bir yakınımı ziyaret ettim. Elini öpüp hayır duasını aldım. İkramda bulunurken konuşma güçlüğü çektiğini görünce ve nedenini sorunca, takma dişinin kırıldığını, yerim uzak olduğu için bana gelemediğini söyledi. Kullanılamaz durumdaki o kırık dişine bir çözüm bulmamı "af buyurun" "yalvaran gözlerle" talep ediyordu. Duruma müdahil olduğumda kararı vermem 5 saniye sürdü. "Yenisi yapılmalıydı." İşin ilginci onları da 1985'de gene ben yapmıştım. 30 yıl geçmiş ve arzuladığım şansı bulmuştum. Aktif çalışma hayatımın son hastası olmasını Yaradan nasip etmişti. Başladık konuşmaya. Dinleyin lütfen:
-Hale bu dişler artıh tamir olmez.
-Kesinlikle yenisi yapılecah.
-Oğıl buni yapıştır. Parem olende yapersen uni.
82 yaşında, bekâr oğluyla yaşayan bir kadın. Yenisini yapmaya ikna ettim az sonra. Ertesi gün yanımda getirdiğim malzemelerle, aletlerle o evde işe koyuldum. İlk ölçüleri aldım. Alçısını döküp kalıpları hazırladım. Ikinci ölçüleri de alıp alçıladıktan sonra mum provalarıyla birlikte 3 seansı yaklaşık 4 saate sıkıştırdım. 2 gün sonra dişli prova ve 4. gün de bitmiş dişleri getirip taktım.
Son gün ağlamaktan ikimizin de gözleri kan çanağına döndü. Peki, neler mi oldu?
Dinleyin az beni dostlar:
-Hale taze dişlerın herli olsun.
-Güle güle, iyi günnerde kullan.
-Teşekkür ederem Sero... dedi, içeri gitti ve avucuna sıkıştırdığı bir miktar parayla döndü:
-Buni al, gerisini ay ay verem san.
-Azımi de çohe say oğıl.
Göz göze geldiğimizde önce ben sonra o koptu. Hıçkırıklara boğulduk. Gözlerimi sildikten sonra,
ondan para almayacağımı söylemem ve ikna etmem tam yarım saatimi aldı. Getirdiği tatlıyı yedikten ve sıkıca bir sarıldıktan sonra ayrıldım yanından.
2 seans kontrol için, vuran yerlerini almak için gittim ve işi tamamladım. Dostlar, 93 yaşındaki halamız bu alt üst total protezini tam 11 yıldır sorunsuz olarak kullanıyor. Ne mutlu bana..
Saygılarımla..