Yüzyıllardır sürdürülen bu gelenek, Ramazan ayının en önemli sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kelime kökeni Farsçaya dayanan "mahya", Türk Dil Kurumu'na göre iki farklı anlama geliyor. Bunlardan ilki Ramazan gecelerinde camilerde oluşturulan ışıklı yazılar ve şekiller, diğeri ise çatılarda iki eğik yüzeyin birleştiği bölümdür.

İlk mahya İstanbul'da kuruldu

Mahyacılık sanatının İstanbul'da ortaya çıktığı biliniyor. Bunun en önemli nedeni ise Osmanlı döneminde yalnızca padişahların yaptırabildiği iki, dört veya altı minareli selatin camilerinin İstanbul'da bulunmasıydı.

Tarihi kaynaklarda ilk mahyanın, Sultan I. Ahmet döneminde (1603-1617) Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Ahmet Kefevi tarafından kurulduğu belirtiliyor. Bazı belgelerde ise ilk mahyanın 1617 yılında Sultanahmet Camii'nde kurulduğu ifade ediliyor.

Tarihte Bugün: 22 Temmuz'da Neler Oldu?
Tarihte Bugün: 22 Temmuz'da Neler Oldu?
İçeriği Görüntüle

Mahyaların büyük ilgi görmesi üzerine, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın girişimiyle 1723 yılında çıkarılan padişah fermanıyla tüm selatin camilerinde Ramazan ayında mahya kurulması gelenek haline getirildi.

Mahyalar nasıl hazırlanıyordu?

Elektriğin kullanılmadığı dönemlerde mahyalar, zeytinyağı veya mum bulunan küçük fenerlerin ipler üzerine belirli aralıklarla dizilmesiyle oluşturuluyordu. Bu oldukça zahmetli çalışma yalnızca mahya ustaları tarafından yapılabiliyordu.

Mahya geleneğinde Ramazan ayının ilk yarısında genellikle dini mesajlar yer alırken, ikinci yarısında çeşitli motif ve resimler hazırlanıyordu.

Elektriğin yaygınlaşmasıyla birlikte kandil ve yağ fenerlerinin yerini ampuller aldı. Böylece mahya hazırlamak daha kolay hale gelirken, farklı renklerde ışıklarla daha estetik tasarımlar oluşturulmaya başlandı.

Osmanlı'da mahyacılık ayrı bir sanat dalıydı

Mahyacılık, Osmanlı döneminde kendine özgü kuralları ve ustaları bulunan önemli bir sanat dalı olarak gelişti. Süleymaniye, Sultanahmet, Fatih, Şehzadebaşı, Yeni Cami ve Ayasofya gibi büyük camilerde kurulan mahyalar dönemin en başarılı örnekleri arasında gösteriliyordu.

Ramazan hilalinin görülmesiyle birlikte mahyaların hazırlanmasına başlanırdı. Osmanlı'da hilali gözlemlemekle görevli memurlar, Ramazan'ın başladığını bildirdikten sonra Süleymaniye Camii başta olmak üzere selatin camilerinde mahyalar aynı gece minareler arasına asılırdı. Böylece İstanbul'un geceleri ışıklı yazılarla süslenirdi.

Mahyalarda en çok kullanılan yazılar

Ramazan boyunca camileri süsleyen mahyalarda en sık kullanılan ifadeler şunlardır:

  • Hoş Geldin Ramazan

  • Hoş Geldin Ey Şehr-i Ramazan

  • On Bir Ayın Sultanı Hoş Geldin

  • Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek Olsun

  • Merhaba Ya Şehr-i Ramazan

  • Kadir Geceniz Mübarek Olsun

  • Elveda Ya Şehr-i Ramazan

Günümüzde de başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin birçok ilindeki iki veya daha fazla minareye sahip camilerde mahya geleneği Ramazan ayı boyunca yaşatılmaya devam ediyor.

Muhabir: Mehmet Tahir Tanrıkulu