Türkiye’de son dönemde emlak sektörüne yönelik gündeme gelen yıllık 40 bin liralık harç düzenlemesi, yalnızca emlakçıların değil, doğrudan vatandaşın da cebini ilgilendiren ciddi bir mesele olarak karşımızda duruyor. Mesele, yalnızca bir meslek grubuna getirilen yeni bir mali yük değil; zincirleme etkisiyle barınma maliyetlerini daha da artırma riski taşıyan bir düzenlemedir.
Bugün emlakçılar zaten yüksek kira giderleri, stopaj, KDV, gelir vergisi, ilan bedelleri, yetki belgesi masrafları ve sigorta yükleri altında faaliyet göstermeye çalışıyor.
Buna ek olarak sabit ve yüksek tutarlı bir harcın getirilmesi, özellikle küçük ve orta ölçekli emlak ofisleri için “ya kapat ya devret” noktasına sürükleyici bir etki oluşturacaktır.
Buradan açıkça ifade etmek gerekir:
Emlakçı bu yükü cebinden karşılayamaz.
Karşılayamadığı yükü de ister istemez vatandaşa yansıtacaktır.
Bugün bir ev kiralanırken ya da satılırken ödenen hizmet bedelleri, yarın bu tür düzenlemeler nedeniyle artacaktır. Bu da zaten konuta erişimde zorlanan vatandaşın, bir de dolaylı vergi yüküyle karşı karşıya kalması anlamına gelir. Kâğıt üzerinde emlakçıdan alınan bir harç, gerçekte kiracıya ve ev almak isteyen vatandaşa kesilen bir faturaya dönüşür.
Buradan Ticaret Bakanlığı’na açık bir çağrıda bulunmak gerekiyor:
Kayıt dışılıkla mücadele elbette önemlidir. Mesleki standartların yükseltilmesi de gereklidir. Ancak çözüm, sektörü topyekûn cezalandırmak değildir. Sabit ve yüksek harçlar, kayıt dışılığı azaltmak yerine daha da artırabilir. Küçük esnafı sistemin dışına itmek, piyasanın dengesini bozmak demektir.
Öte yandan emlakçılara da bir çağrı yapmak gerekiyor. Meslek içi disiplin, şeffaflık ve etik kurallar konusunda sektörün kendi öz denetimini güçlendirmesi artık bir zorunluluktur. Vatandaşın güvenini sarsan her davranış, bu tür ağır düzenlemelerin önünü açmaktadır.
Ve son olarak vatandaş bilmelidir ki; bu tür mali yükler hiçbir zaman tek bir kesimde kalmaz. Ekonomide yük, eninde sonunda en geniş halkaya yayılır. Bugün emlakçıya getirilen 40 bin liralık harç, yarın kiraya, satış bedeline ve hizmet ücretine eklenerek yine vatandaşın sırtına biner.
Çözüm; diyalog, makul oranlar ve sektörün gerçekleriyle örtüşen düzenlemelerdir. Aksi hâlde iyi niyetle atılan adımlar, barınma sorununu daha da derinleştiren sonuçlar doğurabilir.