ABD'deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarının çalışması, özellikle beyin kanseri ve bazı nörolojik hastalıkların tedavisi açısından yeni araştırma yollarının önünü açabilir.

Araştırmacılar, kafatası kemiği iliğinde bulunan bu yapıların beyne yönelik bağışıklık yanıtının şekillenmesinde görev aldığını belirledi. Söz konusu merkezlerin, beynin karşı karşıya kaldığı tehditlere karşı bağışıklık sistemini hızlı şekilde harekete geçiren bir tür savunma noktası gibi çalışabileceği değerlendirildi.

Glioblastomaya karşı etkili olduğu görüldü

Diyabet riskini azaltmak için 7 öneri
Diyabet riskini azaltmak için 7 öneri
İçeriği Görüntüle

Çalışmada özellikle ölümcül beyin tümörlerinden biri olan glioblastoma üzerinde duruldu. Deneylerde, kafatasındaki bu bağışıklık odaklarının güçlendirildiği farelerin tümörlere karşı daha etkili mücadele ettiği ve yaşam sürelerinin uzadığı gözlendi.

Araştırmacılar, elde edilen sonuçların kafatası kemiği iliğinin yalnızca beyni koruyan fiziksel bir yapı olmadığını, aynı zamanda beyne özgü bağışıklık tepkilerinin düzenlenmesinde aktif bir rol oynayabileceğini ortaya koyduğunu belirtti.

Çalışmanın başyazarı Prof. Dr. Jonathan Kipnis, kafatası kemik iliğinin beyne özel bağışıklık tepkilerinin yönetildiği daha önce bilinmeyen merkezlere ev sahipliği yaptığını belirterek, keşfin nörolojik hastalıklar ve beyin tümörlerinin tedavisinde yeni araştırma alanları oluşturabileceğini ifade etti.

Alzheimer ve Parkinson için de araştırılıyor

Bilim insanları, benzer yapıların insan kafatasında da bulunabileceğine ilişkin güçlü bulgular olduğunu belirtiyor. Ancak keşfin insanlarda tedavi yöntemi olarak kullanılabilmesi için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.

Araştırmacılar, ilerleyen dönemde bu bağışıklık merkezlerinin cerrahi müdahaleye gerek kalmadan çeşitli yöntemlerle hedeflenip hedeflenemeyeceğini araştırmayı planlıyor. Bu kapsamda kafa derisi altından uygulanabilecek tedaviler de gelecekteki araştırma alanları arasında değerlendiriliyor.

Keşfin yalnızca beyin kanseriyle sınırlı kalmayabileceği, bağışıklık sistemiyle bağlantılı mekanizmaların rol oynadığı Alzheimer, Parkinson ve şizofreni gibi nörolojik hastalıklar açısından da yeni tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceği düşünülüyor.

Muhabir: Mehmet Tahir Tanrıkulu