Uzmanlar, tedavi kararının yalnızca fazla kiloya değil, kişinin genel sağlık durumuna göre verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

The Economist'te yayımlanan değerlendirmeye göre, iştahı azaltan ve mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artıran GLP-1 ilaçları, hastaların vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 15 ila 20'sini kaybetmesine yardımcı olabiliyor. Bunun yanında tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, yağlı karaciğer ve uyku apnesi gibi obeziteyle ilişkili hastalıkların kontrolünde de önemli katkılar sağlıyor.

VKİ tek başına yeterli görülmüyor

Uzmanlar, yıllardır temel ölçüt olarak kullanılan vücut kitle indeksinin (VKİ) tek başına sağlık risklerini belirlemede yetersiz kaldığını belirtiyor.

Aynı VKİ değerine sahip iki kişiden birinin tamamen sağlıklı olabileceği, diğerinde ise diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı gibi ciddi metabolik sorunların bulunabileceğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle yalnızca kiloya bakılarak ilaç tedavisi başlanmasının doğru bir yaklaşım olmadığı ifade ediliyor.

Her fazla kilolu kişinin ilaca ihtiyacı olmayabilir

Tıp çevrelerinde giderek güç kazanan görüşe göre, sağlık sorunlarına neden olan ve ilaç ya da cerrahi tedavi gerektiren "hastalığa bağlı obezite" ile doğrudan sağlık riski oluşturmayan fazla kilo birbirinden ayrılmalı.

Uzmanlar, ikinci grupta yer alan kişiler için öncelikle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişikliklerinin tercih edilmesinin daha uygun olacağını belirtiyor.

Yüksek maliyet de tartışma konusu

GLP-1 ilaçlarının uzun süre kullanılmasının gerekebilmesi ve yüksek maliyetleri de sağlık sistemleri açısından önemli bir gündem oluşturuyor. Artan talebin sağlık bütçeleri ve sigorta sistemleri üzerindeki etkisi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da tartışılıyor.

Kişiselleştirilmiş tedavi öne çıkıyor

Uzmanlar uyarıyor: Göz kaşıma kornea yapısını zamanla zayıflatabilir
Uzmanlar uyarıyor: Göz kaşıma kornea yapısını zamanla zayıflatabilir
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, obezite değerlendirmesinde yalnızca VKİ'nin değil; bel çevresi, vücut yağ oranı ve yağ dağılımı, kan şekeri ve yağ değerleri, eşlik eden hastalıklar, fiziksel uygunluk düzeyi ve günlük yaşam aktivitelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Tıp dünyasında giderek yaygınlaşan kişiselleştirilmiş tedavi anlayışına göre, obezite tedavisinde temel soru artık "Nasıl kilo verilir?" değil, "Kim gerçekten tedaviye ihtiyaç duyuyor?" oluyor.

Muhabir: Mehmet Tahir Tanrıkulu