Karıncalar gibi birkaç keşifçi arı da rastgele yönlere uçarak seçenekleri araştırıyor. Ancak feromon izleri bırakmak yerine yuvaya dönerek tercihlerini doğrudan diğer arılara aktarıyorlar.

Yuvaya dönen arılar, buldukları yeni yerin uygun olup olmadığına dair değerlendirmelerini arkadaşlarına anlatmak için "sallanma dansı" yapıyor.

Güvenli olup olmadığı ne kadar yakında bulunduğu ne kadar büyük ve iyi konumlanmış olduğu gibi bilgileri aktarmak için vücutlarını ritmik biçimde sallıyorlar. Yuva için buldukları yer ne kadar iyiyse dansları da o kadar uzun ve coşkulu oluyor.

Sallanma dansı aynı zamanda yerin tam konumunu da tarif ediyor. Diğer arıların ne kadar uzağa ve hangi yönde uçması gerektiğini gösteriyor.

Ardından bir başka arı grubu, bu bilgileri doğrulamak üzere bölgeye gönderiliyor. Onlar da geri döndüklerinde bulgularını dans ederek açıklıyor; kendilerinden önce giden arıların değerlendirmelerini destekliyor ya da yeni seçenekler sunuyorlar.

Bilim insanları uzun yıllar bal arılarının yön bulma sistemini anlamaya çalıştılar. 20. yüzyılda Karl von Frisch’in çalışmaları önemli bir dönüm noktası oldu. Anlaşıldı ki kovan içinde yaptıkları ünlü “titreme-dansında”, hedef yönünü güneşe göre ayarlayarak diğer arılara aktarıyorlardı. Dansın yönü hedefin yönünü, titreşim süresi mesafeyi, dans açısı ise güneşe olan açı farklılığını gösteriyordu.

Burada merak uyandıran nokta şudur: Güneş sabit bir noktada durmaz; sürekli hareket eder. Peki, toplu iğne başı kadar bir beyne sahip olan bir canlı güneşin hareketini nasıl telafi eder? Bu sorunun cevabı, onların olağanüstü yeteneklerinden birisini ortaya koymuştur: Arılar, güneşin gün boyunca hareketini kendi iç saatleriyle birleştirir ve her saat güneş açılarını yeniden hesaplar. Yani sabah aldığı bir yön bilgisini öğlen saatinde hala doğru bir şekilde kullanabilirler. Bu, yalnızca bir davranış şekli değil; içinde biyolojik ritim, hafıza ve astronomik bir hesaplama barındıran kompleks bir navigasyon işlemidir.

Arının beyni bir kum tanesi büyüklüğündedir; yalnızca küçücük bir sinir ağıdır; yaklaşık 1 milyon nörondan oluşur; fakat bir navigasyon bilgisayarı gibi çalışır. Aynı anda güneşin konumu, günün saati, anten saatlerinin ayarı, hafızadaki hedef yönü, rüzgar düzeltmesi, polarize ışık paternleri ve yer şekilleri gibi pek çok etkeni eşzamanlı tek bir hesap içinde birleştirir. Tüm bunlar düşünüldüğünde, söz konusu iki saatin birbiriyle uyumlu olarak çalışmasının ne kadar olağanüstü bir sistem olduğu daha iyi anlaşılabilir. En ufak bir uyumsuzluk arının yönünü tamamen şaşırmasına, kolaylıkla kaybolmasına ve kovana ulaşamadan hayatını kaybetmesine neden olurdu.

Modern yapay zeka algoritmalarında bile taklit edilmeye çalışılan bu yön bulma mekanizması, veri toplar, işleme koyar, güneş açısını düzeltir, anten saatlerini senkronize eder, uçuş sırasındaki optik akışı yorumlar ve nihai hedefe kusursuz bir rota çizer.

Bir arı bu işlemleri yapabilmek için herhangi bir eğitim almaz, okula gitmez, deneyerek keşfetmez. İhtiyacı olan tüm donanım ve bilgi, daha dünyaya gözlerini açar açmaz arının bedeninde hazırdır.

Bitlis hava durumu: Sıcaklık 33 dereceye çıkacak
Bitlis hava durumu: Sıcaklık 33 dereceye çıkacak
İçeriği Görüntüle

Arının yön bulma sistemi, birçok biyolog tarafından “karşılıklı bağımlı bileşenlerden oluşan kompleks bir bütün” olarak tanımlanır. Bu sistem ancak eksiksiz, uyumlu, kesintisiz işlediği zaman anlam kazanır. Tek bir parçanın bile eksikliği tüm sistemi çalışmaz hale getirir. Sağduyu ve vicdan sahibi bir insan, böylesine çok katmanlı ve kompleks bir sistemin tesadüfe yer bırakmayacağını, bilinçsiz süreçlerin rastlantısal birikimleriyle olamayacağını kabul eder.

İster dağların arasında ister ormanların içinde ister ovaların üstünde uçsun, arı asla yolunu kaybetmez. Yeryüzünü bir harita gibi okur, güneşi bir pusula gibi kullanır, zamanın akışını da şaşmaz bir saat gibi içinden hesaplar. Sahip olduğu kompleks, hassas ve mükemmel navigasyon sistemi, bedenindeki her detay gibi, özel olarak tasarlanmış bir mühendislik harikası gibidir; bütün varlık aleminde hükmeden üstün aklın, sonsuz ilmin ve benzersiz kudretin apaçık bir tecellisidir. Bu akıl, ilim ve güç Alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. Allah’ın Kuran’da bildirdiği gibi, arılar Allah’ın ilhamıyla hareket ederler.

“Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)”

Muhabir: Cengiz Tontaş