Kudüs, tarih boyunca farklı medeniyetlerin ve inançların gündeminde yer alan, İslam tarihi açısından ise özel bir konuma sahip olan şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Kudüs'ün geçmişi, İslam medeniyetindeki yeri ve günümüzde yaşanan gelişmeler, şehrin tarihsel ve dini önemini yeniden gündeme getiriyor.

Batman'daki Tarihçi Mehmet Nuri Çelik, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada Kudüs'ün kuruluşundan Müslümanların yönetimindeki dönemlere, Haçlı Seferleri'nden günümüzde Filistinlilerin yaşadığı sorunlara kadar birçok konuya değindi.

Kudüs'ün Müslümanlar açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Çelik, Kudüs'ün Hazreti İbrahim'den itibaren birçok peygamberin yaşadığı, İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir merkez olduğunu belirtti.

Kudüs'ün Müslümanların yönetiminde olduğu dönemlerde ilim, irfan ve bilimsel gelişmelerle öne çıktığını ifade eden Çelik, Haçlı Seferleri'nden günümüze uzanan süreçte şehrin çatışma, zulüm, sürgün ve göçle anılır hale geldiğini söyledi.

Kudüs'ün "üç din açısından kutsal" olduğu yönündeki ifadeye karşı çıkan Çelik, Mescid-i Aksa'nın korunması, Filistinlilerin topraklarından göçe zorlanmasının önlenmesi ve Kudüs'ün işgalden kurtarılması için dünya Müslümanlarının kamuoyu oluşturması ve diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini vurguladı.

Yolcu otobüsü ile tır çarpıştı: 11 ölü, 27 yaralı
Yolcu otobüsü ile tır çarpıştı: 11 ölü, 27 yaralı
İçeriği Görüntüle

Tarihçi Mehmet Nuri Çelik

"Kudüs ve Mescid-i Aksa, biz Müslümanlar için çok mübarek ve kutsaldır"

Kudüs'ün İslam tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Çelik, şehrin Müslümanların hafızasında mübarek bir mekan olarak yer aldığını belirterek şunları söyledi:

"Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Kudüs şehri, İslam tarihi açısından ikinci Mescid-i Haram olarak bilinmekte ve tarih boyunca bütün Müslüman aleminin hafızasında mübarek bir mekan olarak yer edinmektedir. Kudüs şehri, milattan önce yaklaşık 2-3 binli yıllardan itibaren kurulmuş bir şehirdir. Tarihteki kayıtlardan, ilk olarak Hazreti Yakub'un soyundan gelen Kenanilerin kurduğu bir şehir olarak bilinmektedir. Tek din ve hak din olan İslam dininin birçok peygamberi, Hazreti İbrahim'den itibaren bu şehirde ve bu şehrin etrafında yaşamışlardır. Kudüs ve Mescid-i Aksa, biz Müslümanlar için çok mübarek ve kutsaldır. Kur'an-ı Kerim'de Mescid-i Aksa ve etrafından 'mübarek kılınmış belde' olarak bahsedilen Kudüs şehri, ne yazık ki bugün siyonist Yahudilerin baskısı, zulmü ve soykırımı altında inlemektedir."

"Kudüs, Hazreti Ömer döneminde Müslüman ordular tarafından fethedilmiştir"

Kudüs'ün Müslümanların yönetimine geçtiği dönemi ve şehirdeki tarihi gelişmeleri anlatan Çelik, şunları kaydetti:

"Kudüs, Hazreti Ömer (radıyallahu anhu) döneminde Müslüman ordular tarafından fethedilmiştir. Kudüs'te yaşayan Hristiyan halk, kendi rızalarıyla şehri Hazreti Ömer'e teslim etmişlerdir. Hazreti Ömer döneminden, Kudüs'ün Müslümanların elinden çıktığı 20'nci asra kadar Kudüs şehri ilimle, irfanla, medreseyle, kütüphaneyle, kitapla ve bilimsel gelişmelerle anılmıştır. İslam tarihinde ismini çokça duyduğumuz İmam Gazali, İmam Şafii, birçok mezhep imamı ve müctehidin yetiştiği ya da bulunduğu bir şehir olarak bilinmektedir. Zaman zaman 50 civarında medresenin, birçok kütüphane ve caminin yer aldığı çok mübarek ve seçkin bir şehir iken ne yazık ki 11 ve 12'nci yüzyılda Haçlıların saldırısına uğramıştır. 20'nci yüzyılın başlarından itibaren melun siyonist Yahudilerin saldırılarının başladığı dönemden beri de bu ilim ve irfan merkezi olan mübarek şehir; ne yazık ki acıyla, kanla, gözyaşıyla, soykırımla, sürgünle ve göçle anılır hale gelmiştir."

"Kudüs, Müslümanların yönetiminde dünyanın seçkin bir şehri haline gelmektedir"

Kudüs'ün tarihsel süreçteki durumunu değerlendiren Çelik, Müslümanların yönetimindeki dönemlerle şehrin Müslümanların elinden çıktığı dönemleri karşılaştırarak şu ifadeleri kullandı:

"Tarih bize gösteriyor ki bu şehir Müslümanların hakimiyetinde, yönetiminde ve hizmetindeyken dünyanın seçkin bir şehri haline gelmektedir. Ama ne yazık ki Müslümanların elinden çıktığı dönemlerde hep olumsuzluklarla anılmaktadır.

Bugün siyonist israilin uydurduğu efsane ve safsatalarla buranın kendileri açısından önemli olduğunu iddia ettiği bütün hususlar tarihsel açıdan geçersizdir. Çünkü bahsettikleri peygamberlerin burada bulunması, mabetleri ve yönetimleri göz önüne alındığında, bu peygamberlerin tamamı aynı zamanda biz Müslümanlar için de birer İslam peygamberidir. Buradan hareketle 'Kudüs üç din açısından kutsaldır' ifadesi doğru bir cümle değildir; Kudüs sadece ve sadece İslam dini açısından mübarek kılınmış bir şehirdir. Hazreti İbrahim'den itibaren burada yaşamış olan bütün peygamberler, büyük alimler ve önderler aslında İslam'ın ve Müslümanların önderleridir. Tahrif edilmiş, değiştirilmiş ve aslından saptırılmış olan Yahudilik ve Hristiyanlık açısından gündeme getirilen bütün iddialar tarihsel olarak geçersizdir.

Bu şehrin Müslümanların yönetiminde olduğu dönemlerde yaşanan gelişmeler, değişim, huzur, refah ve halkın mutluluğu bize bunu açıkça göstermektedir. Tam tersine; şehrin Müslümanların elinden çıktığı Haçlı Seferleri dönemi ile son 100 yıldır israil Yahudilerinin burada yaptığı tahribat, tahrifat ve yalanlara dayalı iddiaları sonucunda dünya gündemine hep acıyla gelmesi de bu durumu kanıtlamaktadır."

"Filistinli Müslümanları göçe zorlamak büyük bir zulümdür"

Kudüs'te Filistinlilerin yaşadığı sorunlara ve şehrin demografik yapısına yönelik müdahalelere değinen Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Siyonist israil Yahudileri bugün Kudüs'ün altında bulunan ve eskiden kendi öncüleri tarafından yapıldığı iddia edilen mabetlere ulaşmak ve mevcut yapıları yıkmak için yoğun bir çaba sarf etmektedir. Buradaki Filistinli Müslüman nüfusu göçe zorlamak, evlerine, iş yerlerine, arazilerine haksız bir şekilde el koymak, onları sürgün edip yerlerine işgalci göçmen Yahudileri yerleştirmek ve nüfus yapısını değiştirmeye çalışmak hem tarih hem hukuk hem de insan vicdanı açısından tamamen yanlış, geçersiz ve büyük bir zulümdür."

"Kudüs'ün işgalden kurtarılması için çalışmamız gerekiyor"

Dünya Müslümanlarının Kudüs konusunda kamuoyu oluşturması ve diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini vurgulayan Çelik, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Biz dünya Müslümanlarının tüm kamuoylarında, diplomatik mücadelelerde ve siyasi arenalarda Kudüs'ün Müslümanlara, İslam'a ve Filistin halkına ait olduğunu vurgulamamız gerekir. İkinci Mescid-i Haram'ımızın ve Müslümanların ilk kıblesinin burada olması; Hazreti İbrahim'den itibaren buraya gelen Hazreti Musa, Hazreti Süleyman, Hazreti Davud ve Hazreti İsa'nın buradaki yaşamı, Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) buradan miraca çıkmış olması ve Kur'an-ı Kerim'de buranın mübarek bir şehir olarak belirtilmesi bizim açımızdan yeterlidir. Tüm bunlar; bu şehre dört elle sarılmamız, sahip çıkmamız, Müslümanların himayesinde kalmasını sağlamamız, işgalden kurtarılması için çalışmamız, Mescid-i Aksa ve çevresini korumamız gerektiğini bize bildirmektedir."

Kaynak: İLKHA