Bu kez Umut Kervanı yardım kuruluşuyla birlikte yola çıktım. Halep, Afrin, Kobani, Haseki, Rakka…
Hem çatışmanın yaşandığı bölgelerdeki mağduriyeti yerinde görme imkânı buldum hem de yaşananları yerel halkın ağzından dinleme fırsatım yakaladım.
Suriye’deki fotoğraf, buradan bakıldığı gibi değil. Buradan bakınca fotoğraf çok flu yapıyor. Evet, yılların verdiği savaş yorgunluğu var. İnsanlar artık çatışmadan bıkmış, huzurlu bir yaşamın hayalini kuruyor.
Ülkenin istikrara kavuşmasını dört gözle bekliyorlar. Harabeye dönüşen mahalleler, yıkılan köyler, olmayan alt yapı, eğitim, istihdam…
Açlık, sefalet, bugüne kadar çekilen ve çektirilen zulümler, dağılan aileler, ülkeyi terk etmek zorunda kalan nüfus…
10 yılı aşkın bir süredir örgütün kontrolünde bulunan yerlerdeki yoksulluk yürekleri dağlıyor. Kobani köylerinde yardım kolilerini alan mazlum halkın gözündeki sevinç parıltısını tasvir etmek mümkün değil.
Adeta köstebek yuvasına dönüştürülen bir coğrafya. Neredeyse her yüz metrede bir kazılan devasa yer altı tünelleri. Çıkarılan hafriyatların içine yerleştirilen patlayıcılar, Kobani bölgesini neredeyse mayın tarlasına dönüştürmüş.
Halkın hayalleri enkazların altında kalmış. Halk açlıktan kıvranırken, yoksullukla mücadele ederken, kaynaklar yer altındaki devasa tünellere gömülmüş. Kimse mazlum halkın sefaletini dert edinmemiş.
Konuşturduğunuz her insanın ağzında “Artık bu savaş bitsin” cümleleri dökülüyor. Savaşın en büyük mağdurları ise, her yerde olduğu gibi çocuklar ve kadınlar.
Her ne kadar açılan insani koridorlar olsa da Kobani’den çıkış ve girişler örgüt tarafından engelleniyor. Bu da Kobani merkezinde insani krizi daha da derinleştiriyor.
Suriye üzerinden kim hangi hesapları yaparsa yapsın, hangi algı ve propagandayı gerçekleştiriyorsa gerçekleştirsin, yıllardır acılar çeken Suriye halkının barış ümidini yıkamaz. Hiçbir gösteri, hiçbir plan ve proje mazlum halkın barış çığlığının önünde duramaz.
Her ne kadar geleceğe dair endişeler olsa da bu halkın gözünde barışın ışıkları parlıyor. Kazanan mazlumlar olacak. Zalim ve despotlar akıttıkları kanda bir gün mutlaka boğulacaklar. Bu vesileyle Suriye’de barışın hakim olmasını temenni ederken, çatışmaların tarafı olmayan mazlum halka umut kapısı olan Umut Kervanı Vakfı’na da yaptıkları ve bundan sonra yapacakları yardımlar için teşekkür ediyorum. Selam ve dua ile…