Türk Dil Kurumu kaynaklarına göre "gemileri yakmak" deyimi şu anlamlarda kullanılır:
-
Geri dönüşü olmayan kararlar vermek
-
Her türlü riski göze almak
-
Verdiği karardan dönmesini sağlayacak imkanları ortadan kaldırmak
-
Geriye dönüşü mümkün olmayan bir davranışta bulunmak
Günlük hayatta bir kişinin tüm seçenekleri geride bırakıp kesin bir karar vermesi durumunda bu deyim sıkça kullanılır.
Deyimin kökeni Tarık bin Ziyad'a (Radiyallahu anhu) dayanıyor
Deyimin ortaya çıkış rivayeti;
Ünlü İslam komutanı Tarık bin Ziyad, komutasındaki ordusu ile birlikte gemilerle bugün adına Cebeli Tarık dediğimiz boğazdan İspanya’ya geçmiş. Tarık bin Ziyad ve askerleri karaya ayak bastıklarında, İspanya kralının yüz bin kişilik bir ordu hazırladığı ve saldırıya geçeceği söylentisi ordu içinde yayılmaya başlamış.
Tarık bin Ziyad , askerlerinin endişe duymaya başladığını fark eder. Bütün askerlerin yüksekçe bir tepeye çıkmasını emreder ve sahilde bıraktığı birkaç askere ise gemilerin yakılmasını söyler.
Tarık b. Ziyad, askerleri ile birlikte bulunduğu tepeden gemilerin alev alev yanışını izlemiş. Durum karşısında ne yapacaklarını şaşıran askerlere dönüp, tarihe iz bırakan şu konuşmayı yapmıştır:
“Gördüğünüz gibi artık geriye dönüşümüzün bir yolu yok. Gemileri yaktık…
Ya gelen İspanya ordusuyla savaşıp ilerleriz, ya da ölürüz. Ona göre savaşın!”
İslam ordusu, İspanya kralının ordusuyla çarpışıp galip gelir. Böylece Endülüs Emevi devletinin temelleri atılmış olur.
Tarihe geçen kararlılığın simgesi oldu
Bu nedenle "gemileri yakmak" deyimi zamanla, bir kişinin geri dönüş ihtimalini ortadan kaldırarak hedefi uğruna tüm riskleri üstlenmesi anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzde deyim, özellikle iş, eğitim, siyaset ve günlük yaşamda "artık geri dönüş yok" anlamını vurgulamak için kullanılan en yaygın ifadelerden biri olmayı sürdürüyor.




