Gazze’de kopan Aksa Tufanı ile Diyarbakır’da kopan tufan arasında sadece zaman farkı var. Yaşanan acılar, dökülen gözyaşları, arşa yükselen feryat aynı.

Direniş ekseninde yer alanlar aynı mefkureye inanan insanlar. Aynı inancı paylaşan, aynı davaya inanan ama yaşadıkları coğrafya ve konuştukları diller farklı. Benzerlikleri çok, farklılıkları az olan iki farklı kavim.

Bu direniş eksenine karşı soykırım ve katliamı gerçekleştirenler ise aynı zihin kodlarına sahip ama farklı coğrafyalarda yaşayan, aynı amaca hizmet eden vampirler.

Zalimlerin, kan emicilerin, despotların, tetikçilerin isimleri farklı olsa da hedefleri, amaçları, beslendikleri kaynak hep aynı olmuştur.

Neden tarihin seyri değişti diyorum? Eğer bugün “Terörsüz Türkiye” süreci konuşuluyorsa, 6-8 Ekim olaylarında Yasin Börü ve arkadaşlarının vahşice katledilmelerinin etkisi vardır. 6-8 Ekim vahşetini yaşatanlar, topumun vicdanında mahkûm oldular.

Tarihin sayfalarına, takvimin yapraklarına kara bir leke olarak yazıldılar. Bu coğrafya üzerindeki planları çöktü. Yüzlerindeki perde düştü, vahşi yüzleri, hain planları gün yüzüne çıktı. Kime ve hangi amaca hizmet ettikleri aşikâr oldu. Saklayacak hiçbir şeyleri, kandıracak hiçbir argümanları kalmadı.

Diyarbakır’da öyle bir tufan koptu ki Yasin’in davası tüm hanelere, sokaklara, saraylara, ülke sınırlarının ötesini aşarken, ona o vahşeti reva görenler kendilerini feshederek, tarihin karanlığına gömüldüler.

6-8 Ekim vahşetinden 9 yıl sonra, yine bir ekim ayı. 6-8 Ekim’in tam ortasında Gazze’de Aksa Tufanı koptu. Öyle bir tufan koptu ki dünya artık eskisi gibi olmayacak. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Zalimin yaptığı yanında kar kalmayacak.

Altın fiyatlarında düşüş: Gram ve çeyrek altın ne kadar?
Altın fiyatlarında düşüş: Gram ve çeyrek altın ne kadar?
İçeriği Görüntüle

Dünyanın her yerinde mazlumlara bir umut doğdu. Esaret zincirleri kırıldı. Kalplerde hapsedilen direniş, yeniden küllerinden doğdu. Filistin direniş gruplarının varlığı kabul gördü. Dünyayı sömüren süper güçler, direnişle masaya oturdu. Varlığını kabul etmek zorunda kaldı.

Bir soykırım yaşandı ve hala yaşanıyor ama Filistin davası artık kıtaları aştı. Yüreklerde tozlanan vicdanları harekette geçirdi. Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın, Amerika’nın…Sokakları, caddeleri, haneleri, sarayları…Filistin davasından haberdar oldu. Doğan çocuklara Yahya Sinvar’ın Muhammed ed Dayf’ın, Ebu Ubeyde’nin, İsmail Heniyye’nin, Salih Aruri’nin…isimleri verildi.

Samimiyet testi oldu bütün Müslüman ülkeler için, camialar ve cemaatler için. Tüm maskeleri düşürdü. İşgal çetesinin ve hamisi ABD’nin yenilmez algısını kırdı. Taşla, sapanla başlayan direnişin füzeye ulaşma gücünü kanıtladı. Orta Doğu coğrafyasında isteyen istediği gibi at koşturamayacağını ispatladı.

Evet, bugün Aksa Tufanı’nın ve 6-8 Ekim vahşetinin yıl dönümleri. Ne bu coğrafyada ne de Gazze’de zulüm bitmiş değildir. Bugün Gazze’de soykırım devam ediyor. Sadece gündemden düşürüldü. Direniş asla pes etmeyecek.

Ne Yasin Börü ve arkadaşları sırf kurban etti dağıttı diye 6-8 Ekim vahşeti yaşandı ne Aksa Tufanı başladı diye Gazze’de soykırım yapıldı. Aksa Tufanı, işgal çetesinin Orta Doğu coğrafyası üzerindeki emellerini tez zamanda ortaya çıkardı. 6-8 Ekim vahşeti de aynı zihin kodlarının Türkiye coğrafyası üzerindeki emellerini gün yüzüne çıkardı. Aksa Tufanı şehitlerini de 6-8 Ekim şehitlerini de rahmet ve minnetle anıyorum. Selam ve dua ile…

Kaynak: Haber Merkezi