"Davette Yöntem ve Yeni Arayışlar" temasıyla düzenlenen alimler buluşmasında katılımcılara hitap eden Yapıcıoğlu, İslam aleminin ve insanlığın çok çetin sınavlardan geçtiği tarihî bir dönem yaşandığına dikkat çekti.

"Âlim, çağın sorunlarına Kur’an ve Sünnet ekseninde çözümler üreten bir yol göstericidir."

Alimlerin, İslam ümmeti için önemine ve sorumluluklarına işaret eden Yapıcıoğlu, şunları ifade etti:

"Bizler, 'Âlimler, peygamberlerin varisleridir.' diye buyuran bir peygamberin ümmetiyiz. Âlim, sadece geçmişin mirasını tozlu raflardan bugüne taşıyan bir nakledici değildir. Âlim; zamanın ruhunu okuyan, çağın sorunlarına Kur’an ve Sünnet ekseninde çözümler üreten bir yol göstericidir. Fıtrat dini olan İslam’ın ortaya koyduğu hakikatler evrensel nitelikte olup bütün çağlara ve nesillere hitap etmektedir. Bütün mesele, Mehmet Âkif Ersoy’un 'Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı / Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı' diyerek işaret ettiği o asil sorumluluğu kuşanabilmektir. Yani çağın ruhuna İslam’ın hakikat mührünü yeniden vurmaktır…"

5D395865 Ee22 4B09 Afc0 280A8D3833B7

Otomobil Koyun Sürüsüne Çarptı: 20 Koyun Telef Oldu
Otomobil Koyun Sürüsüne Çarptı: 20 Koyun Telef Oldu
İçeriği Görüntüle

"Dijital çağın getirdiği veri bombardımanı, çok ciddi bir bilgi kirliliği ve değer erozyonunu da beraberinde getiriyor."

"İslamî daveti" her zamankinden daha fazla gerekli ve önemli kılan küresel tehditleri ve fırsatları görerek bunlara karşı uygun çareler bulmanın mecburiyetine vurgu yapan Yapıcıoğlu, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

"Dünya büyük bir dönüşüm geçiriyor. Yapay zekânın, algoritmaların, dijitalleşmenin ve sosyal medyanın yön verdiği, sınırların ortadan kalktığı ama kalpler arasındaki mesafelerin hiç olmadığı kadar açıldığı bir 'dijital çağda' yaşıyoruz. Bugünün genci, bilgiyi kürsülerden veya kitap sayfalarından ziyade, 'aklı körelten' telefon ekranlarındaki saniyelerle yarışan videolardan alıyor. Dijital çağın getirdiği veri bombardımanı, bilgiye erişimi daha hızlı ve daha kolay hale getirse de bu durum çok ciddi bir bilgi kirliliği ve değer erozyonunu da beraberinde getiriyor."

Yapıcıoğlu, küresel ifsat şebekelerinin, en mukaddes kale olan aile kurumunu doğrudan hedef aldığını; ekranlar ve algoritmalar üzerinden nesli, büyük bir ahlaki buhrana sürüklediğini belirterek, "Biz kürsülerde konuşurken gençlerimiz modern dünyanın girdaplarına çekilmekte, kalplerini kazanamadığımız her bir genç elimizden kayıp gitmektedir." dedi.

C8371A2A 21F0 45Af 9Bce E32Ee34Abbd7

"Gazze, sergilediği sarsılmaz iman ve teslimiyetle küresel vicdanın üzerini kaplayan sis bulutlarını darmadağın etmiştir."

Öte yandan bu hazin tablonun tam karşısında, insanlığın ufkunda muazzam bir umut ışığının da yükseldiğini ifade eden HÜDA PAR Genel Başkanı, şöyle konuştu:

"Siyonist terör rejiminin soykırım uygulayarak yok etmeye çalıştığı Gazze, sergilediği sarsılmaz iman ve teslimiyet örneğiyle küresel vicdanın üzerini kaplayan sis bulutlarını darmadağın etmiştir. Bugün başta Avrupa olmak üzere dünyanın her köşesinde materyalizmin ve kapitalizmin ruhsuz kıskacından kurtulmak için çırpınan devasa bir kitlenin varlığına, muazzam bir küresel uyanışa şahitlik ediyoruz. İşte bu tarihî eşikte ulemanın ve bizlerin asıl misyonu, yönünü fıtrata çeviren, nefes alacak bir liman arayan bu kitlelere, doğru yöntemlerle yol göstermek ve onlara rehberlik edebilmektir."

Yapıcıoğlu, bu bağlamda, iki kanatlı bir davet seferberliğine ihtiyaç olduğunu söyleyerek, "Bir yanda modernitenin bunalımlarından yorulup yönünü fıtrata çevirip hakikati arayan gayrimüslimleri İslam'ın aydınlığına, yani imana; diğer yanda da istikametini şaşırmış Müslümanları daha derin bir şuurla takvaya, istikamete ve vahdete davet etmek zorundayız." dedi.

"Bizler kendi içimizde didişirken İslam’a yönelik küresel ölçekte yürütülen fiilî ve fikrî saldırılara karşı güçlü ve ortak bir cevap veremiyoruz."

Davette tesiri artırmanın şartlarına dikkat çeken Yapıcıoğlu, "ilk olarak kendi içimizdeki vakar ve muhabbeti korumalıyız" diyerek şu tespitlerde bulundu:

"Büyük bir üzüntüyle şahit oluyoruz ki sadece ulemanın kendi ihtisas alanında kalması ve ilmî meclislerde derinlemesine tartışılması gereken hassas meseleler, bugün uluorta tartışma konusu haline getirilmektedir. Bu durum ne yazık ki ulemanın saygınlığına gölge düşürmekte; aziz İslam’a davet çalışmalarına da zarar vermektedir. Bizler kendi içimizde didişirken İslam’a ve Müslümanların kutsallarına yönelik küresel ölçekte yürütülen fiilî ve fikrî saldırılara karşı ne yazık ki yeterince güçlü ve ortak bir cevap veremiyoruz."

4Bf32595 C7B1 4A3D 96B2 76548D45F82D

"Kudüs’ü ve mazlum coğrafyaları yeniden özgürlüğe kavuşturabilmemizin yolu, Müslümanların birliğini ve vahdetini yeniden tesis etmektir.

Sekiz gün önce yani 2 Ekim günü, Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin Kudüs’ü fethinin 839. Yıldönümü olduğunu hatırlatan Yapıcıoğlu, tarihi benzeşmeye işaret etti…

"(Selâhaddîn-i Eyyûbî) Fethetmek üzere Kudüs’ü hedefine koyduğu zaman İslam dünyasının siyasi hali ile ulemanın durumu aşağı yukarı günümüzdeki gibiydi. İslam âlemi dağınık ve ihtilaf içerisindeydi. Fakat menfi şartlar Selâhaddîn-i Eyyûbî’yi ümitsizliğe düşürmedi. Onun mücadele azmi ve ümmeti bir araya getirme metodu bizler için numune-i imtisaldir. Kudüs Fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin tarihe altın harflerle kazınan şu sözünü hepimiz şiar edinmeliyiz: 'Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.' Bugün İslam coğrafyasını kuşatan işgallere karşı durabilmemizin, Kudüs’ü ve mazlum coğrafyaları yeniden özgürlüğe kavuşturabilmemizin yolu, bu tarihî tecrübeden ilham alarak Müslümanların birliğini ve vahdetini yeniden tesis etmektir."

"Vahdet, bizim için siyasi bir tercih veya konjonktürel bir ittifak meselesi değil; Rabbimizin emriyle üzerimize farz kıldığı imanî bir mecburiyettir."

Yapıcıoğlu, ümmetin acılarının dinmesinde ve ittihadın sağlanmasında ulemaya büyük sorumluluklar düştüğünü vurgulayarak şöyle konuştu:

"Zira vahdet, bizim için siyasi bir tercih veya konjonktürel bir ittifak meselesi değil; Rabbimizin 'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın.' emriyle üzerimize farz kıldığı imanî bir mecburiyettir. Bir asrı aşkın süredir yaşadığımız acıların dindirilmesi, ancak ulemanın ve ümeranın üreteceği ortak akılla ve vahdet bilinciyle mümkün olacaktır."

Geçtiğimiz yılki âlimler buluşmasında verdiği mesajı hatırlatan Yapıcıoğlu, Müslüman halkların kurtuluşunu, kendi asıllarına dönmeleri ve medeniyetlerini ihya etmeleri ile mümkün olduğunu ifade etti.

"Modernleşme adına benzemeye çalıştığımız Batı uygarlığının bize biçtiği gömlek bedenimize uymadı. O gömleği giyenler onlar gibi olamadı, kendi gibi de kalamadı." diye belirten Yapıcıoğlu, "Başkasını taklit edenler önce kimliğini kaybeder. Kendi olmaktan çıkınca saygınlığını da kaybeder. Kardeşleriyle çekişip kavga edenler önce heybetini kaybeder, sonra düşmanla savaşma gücünü kaybeder." uyarısında bulundu.

59275Fd9 B191 4C8B Bfde 68B3Ce89405B

"Ya küresel zilleti kabul edip şer güçlerin bize dayattığı rolü oynayacağız, ya da özümüze dönüp kendimiz olacağız, birlik olup yeniden izzet bulacağız."

Konuşmasının sonunda Müslümanların önlerinde iki yol olduğunun altını çizen Yapıcıoğlu, şu uyarılarla ile sözlerini bitirdi:

"Ya küresel zilleti kabul edip şer güçlerin bize dayattığı rolü oynayacağız; maddi ve manevi dünyamıza çizilen sınırlara hapsolacağız. Birbirimizi sahip olduğumuz etnik ve mezhebi aidiyetler üzerinden öteki kabul edip kırmaya devam edeceğiz. Ya da özümüze dönüp kendimiz olacağız, sorunlarımızı emperyal güçlerin müdahalesine fırsat vermeden, adalet temelinde çözüp kardeşlik hukukunu yeniden tesis edeceğiz ve böylece birlik olup yeniden izzet bulacağız. Bunun için öncelikle zihinlerimize ve kalplerimize örülen kalın duvarları yıkmalı ve istikamete odaklanmalıyız."

Kaynak: İLKHA