Teknoloji

Uzmandan Yapay Zeka Uyarısı: Sesinizi Kopyalayıp Ailenizi Dolandırabilirler

Yapay zeka teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmeler, hayatı kolaylaştırırken yeni nesil siber tehditleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre artık dolandırıcılar yalnızca mesaj veya e-postalarla değil, bireylerin ses ve görüntülerini taklit ederek çok daha ikna edici yöntemlerle vatandaşları hedef alıyor.

Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişim, siber dolandırıcılık yöntemlerini de yeni bir boyuta taşıdı. Uzmanlar, sosyal medyada paylaşılan ses ve görüntü kayıtlarının kötü niyetli kişiler tarafından kullanılarak gerçeğe çok yakın sahte içerikler üretilebildiğine dikkat çekiyor.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Karaelmas Siber Güvenlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, yapay zeka destekli dolandırıcılık girişimlerinin arttığını belirterek vatandaşların dijital ortamda daha dikkatli hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Gelişen teknolojiler sayesinde dolandırıcıların artık yalnızca mesaj veya e-posta yoluyla değil, sesli ve görüntülü içeriklerle de insanları kandırabildiğini ifade eden Çakır, özellikle deepfake teknolojilerinin ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı.

"İnsanların sesi taklit edilebiliyor, görüntüleri üretilebiliyor"

Siber tehditlerin son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakır, şunları kaydetti:

"Son dönemde ’siber dolandırıcılık faaliyetleri’, ’deepfake’ ve ’veri sızıntısı’ gibi kavramlar sıkça duyulur hale geldi. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesiyle birlikte siber tehditlerin yapısı da değişti. Eskiden basit e-posta dolandırıcılıklarıyla karşılaşırken, bugün artık insanların sesi taklit edilebiliyor, görüntüleri üretilebiliyor ve birçok gerçekçi sahte, manipüle edilmiş içerikler oluşturulabiliyor. Bu nedenle artık yalnızca teknik sistemler değil, insanların psikolojisi ve güven duygusu da hedef alınıyor. Şu an en kritik tehditlerden biri yapay zeka destekli deepfake dolandırıcılıklarıdır. Çünkü insanlar artık yalnızca yazılı mesajlarla değil, sesli aramalar, görüntülü görüşmeler ve sosyal medya videoları üzerinden de manipüle edilmektedir."

"Şüphe güvenlik refleksi haline gelmiştir"

Dolandırıcıların sosyal medya üzerinden elde ettikleri kısa ses kayıtlarını kullanarak kişileri taklit edebildiğini belirten Çakır, vatandaşların gelen talepleri mutlaka doğrulaması gerektiğini söyledi.

"Örneğin dolandırıcılar kısa bir ses kaydınızı sosyal medyadan alıp, sizin sesinizi taklit edebiliyor. Daha sonra aile bireylerinizi arayarak ’Acil para gönder’ gibi senaryolar oluşturabiliyor. Bu durumda klasik dolandırıcılık yöntemlerinden çok daha tehlikeli hale gelmiş oluyor. Öncelikle dijital dünyada şüphe çok önemli bir kavram ve güvenlik refleksi haline gelmiştir. Şüpheyi asıl duymamız gerekiyor. Bir telefon görüşmesi, mesaj veya video ne kadar gerçek görünürse görünsün mutlaka ikinci bir doğrulama yapılması gerekiyor. Örneğin telefonla gelen para talepleri gibi birçok farklı kanaldan bu ifadeleri teyit etmek gerekiyor."

"En büyük hata fazla veri paylaşımı"

Sosyal medya kullanıcılarının kişisel bilgilerini kontrolsüz şekilde paylaşmasının ciddi riskler oluşturduğunu vurgulayan Çakır, bu verilerin sosyal mühendislik saldırılarında kullanılabildiğini belirtti.

"Bilinmeyen bağlantılara tıklamamak, banka bilgilerini telefonda asla ve asla paylaşmamak, sosyal medyada aşırı kişisel veri paylaşmamak artık temel dijital güvenlik kuralları haline gelmiş durumda. En büyük hata fazla veri paylaşımı. Günümüzde görüyoruz birçok sosyal medya kullanan insan sayısı çok fazla ve bu kullanıcılar, yani bizler doğum tarihlerini, çocuklarının okullarını, yaşadığı şehri, yeri, günlük rutinlerini, hatta ses ve görüntülerini kontrolsüz biçimde paylaşabiliyor. Oysa bu veriler, sosyal mühendislik dediğimiz bir kavram var ve sosyal mühendislik saldırılarında kullanılıyor. Siber suçlular artık teknolojiyi psikolojik manipülasyonla birleştiriyor. Yani saldırılar sadece bilgisayarlara değil, insan davranışlarına yönelik gerçekleştiriliyor."

"Yapay zeka ile saldırılar otomatik hale geldi"

Yapay zekanın dolandırıcılık yöntemlerini daha hızlı ve etkili hale getirdiğini belirten Çakır, bazı temel güvenlik önlemlerinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

"Yapay zeka oldukça popüler bir alan haline geldi günümüzde, her alanda artık kullanılmakta ve yapay zekayla beraber saldırılar da otomatik hale gelmiş durumda. Eskiden bir dolandırıcının yüzlerce kişiye manuel mesaj göndermesi gerekiyordu, bugün ise yapay zeka sayesinde kişiye özel oltalama dediğimiz mesajlar iletilebiliyor, gerçekçi, sahte e-postalar, otomatik ses klonlamaları, gerçek zamanlı dip fake videoları çok hızlı bir şekilde üretilip bu insanlara ulaştırılabiliyor ve bu ciddi anlamda da tehlike arz etmekte. Bu noktada bazı temel önlemler ciddi aslında fark oluşturuyor."

"Aileler yasaklayıcı değil, bilinçlendirici olmalı"

Çocuklar ve gençlerin dijital tehditlere karşı daha fazla risk altında bulunduğunu dile getiren Çakır, ailelerin bilinçlendirme odaklı hareket etmesi gerektiğini söyledi.

"Gençler özellikle sosyal medya manipülasyonlarına karşı risk altında. Sahte hesaplar, oyun içi dolandırıcılıklar, veri toplama uygulamaları ve kimlik avı saldırıları çocukları hedef alabiliyor. Ailelerin burada yasaklayıcı değil aslında bilinçlendirici şekilde bu genç bireylere yaklaşması gerekiyor. Çünkü teknoloji artık hayatın bir doğal bir parçası. Bundan bir kaçış yok. Ki hayatımızın artık merkezi haline de gelmiş durumda. Buradaki önemli nokta ise güvenli kullanım kültürünü oluşturabilmektir."

"Kişisel bilgilerinizi fiziksel cüzdanınız kadar dikkatli koruyun"

Veri güvenliğinin günümüzde her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirten Çakır, vatandaşlara kişisel bilgilerini koruma çağrısında bulundu.

"Dijital dünyada artık en değerli şey biliyorsunuz ki veridir. Yapay zeka içerisinde yapay zeka için de en önemli şey veridir. Veri olmazsa yapay zekadan bahsetmek mümkün değil. Bu anlamda insanlar kişisel bilgilerini fiziksel cüzdanları kadar dikkatli korumalı. Şunu unutmamalıyız, her teknolojik gelişme yeni fırsatlar sunarken aynı zamanda yeni riskler de doğurmaktadır. Bu nedenle bilinçli teknoloji kullanımı, dijital farkındalık ve siber güvenlik kültürü geleceğin en önemli toplumsal ihtiyaçlarından biri olacaktır. Dijital güvenlik konusunda bilinçli olmak artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Herkese güvenli dijital yaşam diliyorum."