Bu ortaklıkla birlikte TPAO, Kerkük'teki petrol üretim ve geliştirme faaliyetlerinde söz sahibi olurken, Türkiye'nin enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve yurt dışındaki enerji yatırımlarının artırılması hedefleniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmayı değerlendirerek bunun Türkiye açısından "enerji alanında tarihi bir adım" olduğunu belirtti. Erdoğan, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı hedefi doğrultusunda atılan bu tür stratejik yatırımların ülkenin uluslararası enerji sektöründeki konumunu daha da güçlendireceğini ifade etti.
Kerkük, sahip olduğu zengin petrol rezervleriyle Orta Doğu'nun en önemli enerji merkezlerinden biri olarak gösteriliyor. TPAO'nun yüzde 15'lik ortaklığı, Türkiye'nin bölgedeki enerji projelerinde etkinliğini artırırken, iki ülke arasındaki enerji iş birliğine de yeni bir boyut kazandırması bekleniyor. Uzmanlar, söz konusu yatırımın hem Türkiye'nin enerji portföyünü çeşitlendireceğini hem de uzun vadede ekonomik ve stratejik açıdan önemli katkılar sağlayacağını değerlendiriyor.
"Kerkük petrol anlaşması stratejik açıdan beş temel unsur içeriyor"
Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Palabıyık, Türkiye ile Irak arasında imzalanan Kerkük petrol anlaşmasının yalnızca enerji alanında değil, güvenlikten ekonomiye kadar birçok stratejik kazanım sağlayacağını belirtti. Palabıyık, anlaşmanın beş temel sacayağı üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Palabıyık, anlaşmanın ilk olarak Kerkük'ün güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi:
"Kerkük'ün statüsü ve sahip olduğu petrol rezervleri uzun yıllardır ciddi siyasal tartışmalara konu oluyordu. Yapılan anlaşmayla birlikte Kerkük'ün petrol rezervleri Irak Devleti tarafından güvence altına alınmış oldu. Aynı zamanda bölgede kaosu önlemeye ve barışı tesis etmeye çalışan Türkiye'nin katkısıyla güvenlik hem bölgesel hem de küresel anlamda önemli ölçüde garanti altına alınmış oldu."
"İsrail'in bölgedeki yayılmacılığına karşı yeni bir denge oluştu"
Anlaşmanın ikinci önemli boyutunun Doğu Akdeniz ve enerji güvenliği olduğunu belirten Palabıyık, "İsrail'in bölgede oluşturmak istediği enerji ve güvenlik politikalarına karşı önemli bir set çekildi. Kerkük ile yapılan anlaşma sayesinde enerji hattının Türkiye üzerinden şekillenmesi, Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengesini de güçlendirdi. Böylece enerji koridorunun kontrolü açısından Türkiye önemli bir avantaj elde etti" dedi.
"Terörsüz Türkiye hedefine katkı sağlayacak"
Kerkük'ün Irak'ın kuzeyindeki stratejik konumuna dikkat çeken Palabıyık, anlaşmanın güvenlik politikalarına da olumlu yansıyacağını ifade ederek, "Kerkük, uzun yıllardır Kuzey Irak'taki farklı yönetimler arasındaki siyasi gerilimlerin merkezlerinden biri olmuştur. Irak merkezi hükümeti ile Türkiye arasında yapılan bu anlaşma sayesinde bölgedeki istikrarsızlık önemli ölçüde azalacak ve Kerkük üzerindeki siyasi gerilimlerin sona ermesine katkı sağlayacaktır" diye konuştu.
'Türkmenlerin konumu daha net hale gelecek"
Kerkük'te yaşayan farklı aşiretlerin ve özellikle Türkmenlerin siyasi konumunun da anlaşmayla birlikte daha belirgin hale geleceğini söyleyen Palabıyık, "Kerkük'te çok sayıda aşiret bulunuyor. Özellikle Türkmenlerin siyasal konjonktürdeki konumu bu anlaşmayla birlikte daha netleşecek ve devlet yapısı içerisindeki yerleri daha sağlam bir zemine oturacaktır" dedi.
"Türkiye enerji merkezi olma yolunda güç kazanacak"
Anlaşmanın uzun vadede Türkiye'nin enerji alanındaki rolünü güçlendireceğini belirten Palabıyık, "Kerkük petrollerinin Türkiye'ye ulaşması; bölgesel güvenlik, küresel güvenlik ve enerji arzı açısından büyük önem taşıyor. Önümüzdeki yıllarda yaşanabilecek muhtemel küresel enerji krizlerinde Türkiye hem enerji depolayan hem de enerjiyi farklı bölgelere ulaştıran önemli bir merkez haline gelebilir. Günlük 1 milyon varile ulaşabilecek bir kapasite, ülkemize önemli avantajlar sağlayacaktır" diye konuştu.
"Gabar ve Cudi ile birlikte dışa bağımlılık azalacak"
Türkiye'nin son dönemde enerji alanında attığı adımların birbirini tamamladığını ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gabar ve Cudi'deki petrol rezervlerinin üretime kazandırılmasıyla birlikte Kerkük petrollerinin de Türkiye'ye gelmesi enerji maliyetlerini düşürecek ve dışa bağımlılığı azaltacaktır. Bu süreç yalnızca enerji sektörüne değil, bölgesel kalkınmaya da önemli katkılar sunacak ve kalkınma politikalarının Güneydoğu Anadolu'dan başlayarak ülke geneline yayılmasını sağlayacaktır."