Suriye ile sınırı olan demiryolu üzerindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı'na 10 kilometre, Gaziantep-Şanlıurfa kara yoluna ise 6 kilometre mesafededir.
Etimoloji Suruç'un tarihi, İbrahim Peygamber ile özdeşleşen bir isim olan "Seruğ" ile bağlantılıdır. İbrahim Peygamber'in soy ağacında Seruğ adında bir ataya işaret edilir. İlçenin adı da muhtemelen bu kelimenin çoğulu olan "saraçlar" anlamındaki "Suruç" kelimesinden türetilmiştir. Bu bölge tarih boyunca at yetiştiriciliği ile ünlüdür ve at eğeri üreten kişilere "saraç" denir.
Tarihçe Suruç, tarihte çeşitli medeniyetlerin etkisi altında kalmış bir şehirdir. İpek üretiminin geliştiği bir yer olarak bilinir ve İskitler, Asurlular, Roma İmparatoru Büyük Konstantin gibi çeşitli medeniyetler bu bölgeye egemen olmuştur. MS 639 yılında Abbasiler tarafından ele geçirilmiştir.
Bu bölgede bulunan antik taş aslan heykelleri, Suruç'un köklü tarihini yansıtan önemli eserlerdir. Ayrıca, Şeyh Mesleme Bin Name'in 466 yılında Suruç'u haçlılardan kurtardığı bir dönem de tarihte kayıtlıdır.
Suruç, tarih boyunca birçok kez el değiştirmiş ve farklı krallıkların ve imparatorlukların egemenliği altına girmiştir. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır.
Cumhuriyet Dönemi ve Günümüz Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte 1923 yılında ilçe statüsü kazanan Suruç, Şanlıurfa iline bağlanmıştır.
Tarım ve Ekonomi Suruç'un ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Buğday, arpa, pamuk, mısır, mercimek ve üzüm gibi tarım ürünleri yetiştirilir. Ayrıca Antep fıstığı, zeytin, susam, nohut ve erik gibi ürünler de az miktarda üretilir. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği önemlidir, ancak büyükbaş hayvancılık daha çok aile içi tüketim için yapılır. Ayrıca yarış atı yetiştiriciliği de bu bölgede yaygındır.