Serdar Durer Sporun yaşamımızdaki önemini anlattı

Softmedya Yazılım Web Reklamı
Videoyu Aç Serdar Durer Sporun yaşamımızdaki önemini anlattı
A
a

Eski Milli Sporcu Serdar Durer, Bitlis Adnan Menderes Orta Okulu öğrencilerine, sporun yaşamımızdaki yerini ve önemini anlattı.


Konferansın konusu olan “sporun yaşamımızdaki yeri ve önemi” üzerine öğrencilere bilgiler veren Durer, konferans’ta şunları ifade etti; Otomasyon ve mekanizasyon ile birlikte masa başında geçen saatler, hareketsizliğin getirmiş olduğu sıkıntılar insan vücudunda birçok olumsuzluğu meydana getirmektedir. Bunların başında da çağımızın sinsi hastalıklarından Obezite gelmektedir. Sporsuz bir yaşam hayatımız üzerinde birçok olumsuz etki bırakmakla birlikte en önemlisi yaşama pozitif bakabilmeyi önlüyor.

Spor yapmaya vaktim yok diyenler için bir bilim insanı derki; Kendisine vakit ayıramayacak bir iş yapanlar yanlış iş yapıyorlar demektir. Ülkemizde vaktim yok diyenler genelde ya kahve köşelerinde, yada boş işlerle meşgul oluyorlar. Spora zaman ayıranlar, hastaneye zaman ayırmak zorunda kalmıyorlar. Avrupa’da ki hastaneler boş, spor alanları tıklım tıklımdır. Ülkemizde ise Hastaneler tıklım tıklım, spor alanları ise acıdır ki terk edilmiş durumdalar.

Avrupa’da ki ölümler ile ülkemizdeki ölümlerin yaş ortalaması ile ilgili bilgiler veren Durer, konuşmasına şöyle devam etti; Avrupa da belli bir yaştan sonra ölenler diri bir şekilde ölüyorlar. Bizim yaşlılarımız ise belli bir yaştan sonra yatalak bir yaşama mahkum oluyorlar. Avrupa’da sporun önemi sanayi devriminin ardından gelişmeye, kavranmaya başlandı. Aristokrasinin tekelindeki spor, Proleterya’nın değişimi ile birlikte, tüm kesimlere yayılmaya başladı. Artık Avrupa’ da her fabrikanın bir spor kompleksi var. Çalışanlar boş zamanlarında, aileleri ile birlikte, uzmanlar denetiminde spor yapıyorlar.

Yıllar önce Peugeot otomobil fabrikasının yöneticileri ile iki beden eğitimi uzmanı görüşmeye gitmişler. Lange ve Roux isimli uzmanlar, yöneticilere ilginç bir öneri sunmuşlar. Öneride işçilere, düzenli olarak, belirli bir egzersiz programı uygulandığında, fiziksel güçleri ile birlikte üretiminde artacağını iddia etmişler. Öneri olumlu karşılanınca, Lange ve Roux çalışmaya başlamışlar. Sonuç olarak, üretimde ciddi bir artış olduğu görülmüş. Bu çalışma genelde ekonomik temelli olsa bile, hizmet verilen insanların sağlıkları içinde iyi bir yöntem oluyor.

Burada en önemli noktalardan birisi, insanların fiziksel etkinliklerinin arttırılması ile birlikte, diğer insanlara göre hareket azlığına yönelik hastalıklara yakalanma riskinin de azalmasıdır. Bu da sanayi sektöründe doğal olarak daha az işgücü ve işgünü kaybını beraberinde getirmektedir.  

Bulgaristan da Sofia Spor Akademisinde yıllar önce katıldığım bir spor kongresinde konuşan bir Spor Profesörü’nün anlattıkları hafızamdaki tazeliğini koruyor. Bu spor Profesörü Spor yapmayan insanları mazoşişt bir sınıfa koyduğunu, spor yapanlarında Narsist yapıda insanlar olduğunu söylemişti.

Devamla; Spor yapmayan insanların kendilerine zarar  verdiklerini dolaylı olarak ta topluma zararlı bireyler haline geldiklerini ifade ediyordu. Sinirlerine hakim olamayan, çabuk parlayan, kendini kontrol edemeyen bireyler haline geldiklerini söylüyordu.

Bugün Avrupa’da spor yapma oranı % 95’lerde olup, bizde ise % 7 ila 9 arasındadır. Yani daha % 10’u bulabilmiş değiliz.

Amerika da yapılan istatistiklerle ölümlerin %55 ‘inin kalp-damar rahatsızlıklarından olduğu ortaya çıktı. Bu hastalıkların tedavisi için yılda milyonlarca dolar harcanmaktadır. Türkiye’de 4 milyonun üzerinde kalp hastası bulunmaktadır. Bu nedenle üretici iş gücünde büyük azalma görülmektedir. Bu oran yılda 300 milyon iş gününü buluyor. Ayrıca, bu hastalıklardan oluşan zarar yılda 15-20 milyarı buluyor. Bunların dışında hipertansiyona bağlı kalp hastalarının sayısı 300 bine ulaşmış durumdadır.  

Uygar yaşantı dediğimiz, sürekli teknolojik ve endüstriyel gelişim içerisinde olan, kent yaşamında, bir beton yığınına dönüşen evler, yeşile hasret alanlar, sanayi artıkları ve dumanları, gürültü dolu bir yaşantı, asık suratlı mutsuz insanlar, geçim derdi ve çeşitli nedenlerle oluşan psiko-sosyal baskılar ve hareket azlığına neden olmaktadır. Bu nedenlere bağlı olarak organizmanın duyarlılığı artmakta, dayanma gücü de azalmaktadır.

Çeşitli Spor aktiviteleri  kalp kasını güçlendirir, sonuçta kalbin atım sayısı azalır. Bunun nedeni ise kalp kasının güçlenmesi sonucu kalbin pompalama gücünün ve kan miktarının artmasıdır. Ayrıca, kaslardaki kılcal damar sayısı da artar. Koroner damar hastalıklarına yakalanma olasılıklarını azaltır. Ayrıca, pulmoner (akciğer) anfizem durumlarında hastaların bazılarının tedavisinde önemli bir etken oluşturur. Bu hastalık akciğerlerinin gücünü azaltır. Aerobik çalışmalar akciğerlerin inspirasyon(soluk alma) ve ekspirasyon yeteneğini de geliştirir. Dolayısıyla vücudun her bir yanına daha fazla oksijen gitmesi sağlanır. Anfizem de geride kalan sağlam akciğer dokusunun en iyi şekilde kullanılmasını sağlar.

Durer Konferansta Konuşmasına devamla; Çok su için. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.

Sporun bir beden terbiyesi olduğunu ve mükemmel insanı yaratma çabası olduğunu unutmayın. Yani mükemmel insanın ancak spor ile olabileceğini her vakit aklınızın bir köşesinde tutun.

Daha sonra soru-cevap kısmına geçildi. Katılımcıların sorularını yanıtlayan eski Milli Sporcu Serdar Durer’e daha sonra okul müdürü Yılmaz Uluç tarafından teşekkür edildi.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz; Düzenli ve programlı sportif çalışma artık Dünya’da insan sağlığı için önemi anlaşılmış, spor bir hobi sınırını çoktan aşmış, insanın günlük yaşantısının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.