<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bitlis Haber - Bitlis Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.bitlishaber13.net</link>
    <description>Bitlis  haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Bitlis Haber sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bitlishaber13.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 09:49:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitlis’te Sağlık Kadrosu Güçleniyor: Toplamda 39 Hekim Atandı]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/bitliste-saglik-kadrosu-gucleniyor-toplamda-39-hekim-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/bitliste-saglik-kadrosu-gucleniyor-toplamda-39-hekim-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis’te sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak amacıyla 25 uzman, 10 pratisyen ve 4 diş hekimi olmak üzere toplam 39 hekimin ataması gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis’te sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli bir adım atıldı. 128. Devlet Hizmet Yükümlülüğü Kurası kapsamında il genelinde görev yapacak toplam 39 hekimin ataması gerçekleştirildi.</p>

<p>Atamalar kapsamında göreve başlayacak hekimlerin dağılımı şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li>10 Pratisyen Hekim</li>
 <li>4 Diş Hekimi</li>
 <li>1 Acil Tıp Uzmanı</li>
 <li>2 Aile Hekimliği Uzmanı</li>
 <li>2 Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı</li>
 <li>1 Çocuk Cerrahisi Uzmanı</li>
 <li>3 Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı</li>
 <li>1 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı</li>
 <li>2 Genel Cerrahi Uzmanı</li>
 <li>1 Göğüs Cerrahisi Uzmanı</li>
 <li>1 Göğüs Hastalıkları Uzmanı</li>
 <li>2 İç Hastalıkları Uzmanı</li>
 <li>1 Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı</li>
 <li>1 Kardiyoloji Uzmanı</li>
 <li>1 Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı</li>
 <li>1 Nükleer Tıp Uzmanı</li>
 <li>1 Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı</li>
 <li>1 Radyoloji Uzmanı</li>
 <li>1 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı</li>
 <li>1 Tıbbi Biyokimya Uzmanı</li>
 <li>1 Üroloji Uzmanı</li>
</ul>

<p><img alt="Bitlis’te Sağlık Kadrosu Güçleniyor, Toplamda 39 Hekim Atandı 2" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bitliste-saglik-kadrosu-gucleniyor-toplamda-39-hekim-atandi-2.jpg" width="1920" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerçekleştirilen bu atamalarla birlikte vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması, sağlık hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi ve ildeki sağlık altyapısının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Turan Bedirhanoğlu, yapılan atamaların Bitlis için önemli bir kazanım olduğunu belirterek, göreve başlayacak tüm hekimlere başarılar diledi.</p>

<p><img alt="Bitlis’te Sağlık Kadrosu Güçleniyor, Toplamda 39 Hekim Atandı 1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bitliste-saglik-kadrosu-gucleniyor-toplamda-39-hekim-atandi-1.jpg" width="1920" /></p>

<p>Adalet ve Kalkınma Partisi Bitlis Milletvekili Bedirhanoğlu, bu gelişmenin ilde sağlık hizmetlerinin daha güçlü ve etkin bir şekilde sunulmasına katkı sağlayacağını ifade ederek, “İlimize hayırlı olsun” dedi.</p>

<p>Yeni atamalarla birlikte Bitlis’te sağlık hizmetlerinin daha hızlı, erişilebilir ve nitelikli hale gelmesi bekleniyor.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 04 30 At 21.02.30" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-30-at-210230.jpeg" width="1024" /><img alt="Whatsapp Image 2026 04 30 At 21.06.18" class="detail-photo img-fluid" height="1350" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-30-at-210618.jpeg" width="1080" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Alev Yaşar</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/bitliste-saglik-kadrosu-gucleniyor-toplamda-39-hekim-atandi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 22:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bitliste-saglik-kadrosu-gucleniyor-toplamda-39-hekim-atandi.jpg" type="image/jpeg" length="32763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ağrıları her yaş grubunda görülüyor]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/diz-agrilari-her-yas-grubunda-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/diz-agrilari-her-yas-grubunda-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harran Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Altay, diz ağrılarının artık yalnızca ileri yaşlarda değil, çocuklardan gençlere kadar her yaş grubunda görüldüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Altay, son yıllarda hastaneye başvuran birçok hastanın diz ve eklem ağrılarından şikâyet ettiğini söyledi.</p>

<p>Diz ağrılarının artık yalnızca ileri yaşla sınırlı olmadığını belirten Altay, "Romatizmal hastalıklar, eklem sıvısında azalma, kireçlenme ve fazla kilo diz eklemini olumsuz etkileyen başlıca faktörler arasında yer alıyor." dedi.</p>

<p>Gençler ve çocuklarda diz ağrılarının daha çok spor yaralanmalarına bağlı geliştiğini ifade eden Altay, "Menisküs ve ön çapraz bağ yaralanmaları genç hastalarda en sık karşılaştığımız sorunlar arasında. Bu tür durumlarda artroskopik, yani kapalı cerrahi yöntemlerle başarılı onarımlar yapıyoruz." diye konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Orta yaş ve üzerindeki hastalarda ise diz ağrısının temel nedenlerinin değiştiğini kaydeden Altay, "Eklem kıkırdağındaki aşınmalar, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme diz ağrılarının başlıca nedenleri arasında. Genetik faktörler, hormonal ilaç kullanımı ve sigara da kıkırdak sağlığını olumsuz etkileyebiliyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Tedavide önceliklerinin diz eklemini korumak olduğunu vurgulayan Altay, "Vücudun kendi onarım mekanizmasını destekleyen orto-biyolojik tedaviler uyguluyoruz. Gerekli durumlarda artroskopik cerrahi yöntemlerle müdahale ederek hastaların daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönmesini sağlıyoruz." dedi.</p>

<p>İleri derecede kıkırdak kaybı ve şiddetli ağrısı bulunan hastalarda diz protezi ameliyatlarının etkili bir çözüm sunduğunu belirten Altay, "Geliştirdiğimiz güncel ve güvenli cerrahi teknikler, hastaların yaşam kalitesini artırırken uluslararası bilimsel yayınlarda da yer buluyor." diye konuştu.</p>

<p>Altay, Harran Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği olarak güçlü akademik kadro ve ileri teknolojik altyapıyla hastalara en uygun ve güvenilir tedavi seçeneklerini sunduklarını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/diz-agrilari-her-yas-grubunda-goruluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/3002e411-c363-411d-baa6-18877b7c386c.jpeg" type="image/jpeg" length="96518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontrolsüz ekran kullanımı psikolojimizi nasıl etkiliyor?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen dijital teknolojilerin kullanımının, özellikle çocuklarda ve gençlerde bir bağımlılığa dönüşebildiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, çevrimiçi oyunlar ve sanal bahis sistemleri; bilgiye erişimi, eğlenceyi ve iletişimi kolaylaştırırken, kontrolsüz kullanım durumunda ciddi psikolojik sorunlara da zemin hazırlıyor.</p>

<p>Özellikle çocuklar ve gençler bu sorundan en çok zarar gören yaş grupları. Dijital bağımlılık aslında kişisel bir zayıflık değil, beynin ödül sisteminin dijital çevre ile etkileşiminin bir sonucu. Bireyler, farkındalık geliştirmeyle, yaşamlarını yapılandırarak ve profesyonel destekle bağımlılık döngüsünü kırabiliyor.</p>

<p>Uzm. Klinik Psikolog M. Yasin Çakıroğlu, destek almanın bu süreç için kritik bir adım olduğunu söyledi. Çakıroğlu, böylelikle bireylerin erken müdahale sayesinde bağımlılıklarını kontrol altına alarak yaşam kalitelerini yeniden kazanabildiğini kaydetti.</p>

<p><strong>Dijital bağımlılık duygu durumunu etkiliyor</strong></p>

<p>Ekran bağımlılığının; bireyin cihaz kullanımını kontrol edememesi ve bu durumun günlük yaşam işlevlerini olumsuz etkilemesiyle ortaya çıkan bir tablo olduğunu aktaran Çakıroğlu, "Sadece ekran süresi değil, kullanımın sınırlandırılmaması ve cihazdan uzak kalındığında hissedilen huzursuzluk, gerginlik ve boşluk duygusu da bu bağımlılığın temel göstergeleri arasında gösteriliyor. Bu durum; dikkat eksikliği, uyku sorunları, sosyal izolasyon, kaygı ve depresyon gibi sorunlarla yakından ilişkili. Çocuklarda stres, yalnızlık ve duygusal yorgunlukla başlayan ekran kullanımı, zamanla duyguları düzenlemenin temel aracı haline gelebiliyor. Özellikle sosyal medyada sürekli onay arayışı ve kıyaslama, çocukların özgüvenini düşürürken kaygılarını da artırıyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Bağımlılığa nasıl dönüşüyor?</strong></p>

<p>Dijital bağımlılıkların temelinde yatan şeyin, beynin ödül sistemi olduğunu belirten Çakıroğlu, "Çünkü insan beyni, haz veren davranışları tekrar etmeye eğilimli. Dijital oyunlar ve sanal platformlar da kullanıcıya belirsiz aralıklarla ödül sunacak şekilde tasarlandığı için bu belirsizlik, dopamin salgılamasını tetikleyerek kısa süreli bir haz sağlıyor ve davranışın tekrarını güçlendiriyor. Zamanla bu döngü, alışkanlığa ve kontrolsüz kullanıma dönüşebiliyor." dedi.</p>

<p><strong>Sanal kumar riski artırıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çakıroğlu, "Ekran bağımlılığı, internet üzerinde tekrarlayan, kontrol dışı, zarar verici bahis ve şans oyunlarını içeren sanal kumar bağımlılığı için de önemli bir risk faktörü. Ekrana uzun süre bakmak, sanal kumar içeriklerine daha fazla maruz kalınmasına neden oluyor. Bu durum özellikle genç yetişkinlerde dürtü kontrolünü zorlaştırırken, riskli kararların daha kolay alınmasına yol açabiliyor." diye ekledi.</p>

<p><strong>Bağımlılıkla mücadelede 3 kritik adım</strong></p>

<p>Uzm. Klinik Psikolog M. Yasin Çakıroğlu, dijital bağımlılıkla baş etme sürecinin, atılacak 3 adımla doğru yönetilmesi gerektiğini vurguladı ve şunları ekledi:</p>

<p>"Farkındalık geliştirin: Dijital kullanımın hangi duygular ve durumlar tarafından tetiklendiğini anlamak, değişimin ilk adımıdır.</p>

<p>Günlük yaşamı yeniden düzenleyin: Düzenli uyku, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi bağımlılıkla mücadelede önemli rol onar. Dijital olmayan aktiviteler, alternatif mutluluk kaynakları oluşturur.</p>

<p>Profesyonel destek alın: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve motivasyon artıcı terapiler, dijital ve sanal kumar bağımlılığı tedavisinde etkili yöntemler arasında yer alır. Gerektiğinde ilaç tedavisi de sürece dâhil edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/kontrolsuz-ekran-kullanimi-psikolojimizi-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/834d6b61-6074-4cbc-a9f5-82d112497442.jpg" type="image/jpeg" length="90528"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitlis’e Yapay Zekâ Destekli MR Cihazı Geliyor]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/bitlise-yapay-zeka-destekli-mr-cihazi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/bitlise-yapay-zeka-destekli-mr-cihazi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis Devlet Hastanesi için ihalesi yapılan yeni nesil MR cihazı, 17 Nisan’da karara bağlanacak. Cihazın kurulumu sonrası sağlık hizmetlerinde önemli bir dönüşüm hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>01.04.2026 tarihinde ihalesi gerçekleştirilen MR (Manyetik Rezonans) cihazı alım süreci, 17.04.2026 tarihi itibarıyla karara bağlanacaktır. Kamu ihale mevzuatı kapsamında gerekli işlemler en kısa sürede tamamlanarak cihazın temini ve kurulum aşamasına geçilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu ileri teknoloji MR cihazı, Bitlis Devlet Hastanesi bünyesinde hizmete sunulacaktır. Dünya standartlarında geliştirilen ve yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerine sahip olan bu cihaz, özellikle tanı süreçlerinde önemli bir dönüşüm sağlayacaktır.</p>

<p><img alt="Bitlis’e Yapay Zekâ Destekli Mr Cihazı Geliyor 2" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bitlise-yapay-zeka-destekli-mr-cihazi-geliyor-2.jpg" width="1920" /></p>

<p>Yeni nesil MR teknolojisi sayesinde çekim süreleri belirgin şekilde kısalacak, hastaların cihaz içinde kalma süresi minimuma indirilecektir. Yapay zekâ destekli analiz sistemleri ile daha net, yüksek çözünürlüklü ve doğru görüntüler elde edilecektir. Erken teşhis imkânı artarak özellikle nörolojik, onkolojik ve kas-iskelet sistemi hastalıklarında tanı başarısı yükseltilecektir. Ayrıca hasta konforu ön planda tutulacak, gürültü azaltma ve hızlı çekim özellikleri sayesinde daha rahat bir deneyim sağlanacaktır.</p>

<p>Bu yatırım ile birlikte Bitlis’te sağlık hizmetlerinin kalitesi yükseltilerek vatandaşların ileri tetkik hizmetlerine erişimi hızlanacak, çevre illere sevk ihtiyacının ise önemli ölçüde azaltılması hedeflenmektedir.</p>

<p><img alt="Bitlis’e Yapay Zekâ Destekli Mr Cihazı Geliyor 1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bitlise-yapay-zeka-destekli-mr-cihazi-geliyor-1.jpg" width="1920" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Alev Yaşar</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/bitlise-yapay-zeka-destekli-mr-cihazi-geliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bitlise-yapay-zeka-destekli-mr-cihazi-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="17552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Bahadır: Kalp sağlığı ihmal edilmemeli]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/uzm-dr-bahadir-kalp-sagligi-ihmal-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/uzm-dr-bahadir-kalp-sagligi-ihmal-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Hakan Bahadır, 13-19 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"13-19 Nisan Kalp Sağlığı Haftası" ile ilgili konuşan Uzm. Dr. Hakan Bahadır, kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Bahadır, modern yaşamın getirdiği risklere dikkat çekti "Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, stres ve sigara kullanımı kalp hastalıklarının artışında başlıca etkenlerdir. Oysa sağlıklı bir kalp, uzun ve kaliteli bir yaşamın temelini oluşturur." dedi.</p>

<p>Kalp sağlığını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan birinin beslenme olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Bahadır, özellikle hazır ve işlenmiş gıdaların risk oluşturduğunu belirterek “Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyecekler damar tıkanıklığına zemin hazırlar. Fast food ve işlenmiş gıdalar yerine sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, balık ve zeytinyağı ağırlıklı beslenmek gerekir. Akdeniz tipi beslenme, kalp sağlığı açısından en ideal modellerden biridir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Düzenli egzersiz kalbi güçlendiriyor"</strong></p>

<p>Fiziksel aktivitenin kalp sağlığını korumada kritik rol oynadığını belirten Bahadır "Haftada en az beş gün, günde 30 dakika yürüyüş bile kalp sağlığı üzerinde ciddi fayda sağlar. Yüzme, bisiklet ve hafif koşu gibi aktiviteler kalbin daha güçlü çalışmasına yardımcı olurken, hareketsiz yaşam obezite, tansiyon ve diyabet riskini artırır." dedi.</p>

<p>Sigara kullanımının kalp ve damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Bahadır, pasif içiciliğin dahi risk taşıdığını vurguladı ve sigara damarları daraltarak kan dolaşımını bozar ve kalp krizi riskini artırır. Alkolün aşırı tüketimi ise tansiyon yükselmesine ve ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle sigaradan tamamen uzak durulmalı, alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Stres yönetimi ihmal edilmemeli" </strong></p>

<p>Modern yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan stresin de kalp sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Bahadır, uzun süreli stresin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Bahadır "Sürekli stres altında olmak tansiyonu yükseltir, kalbin yükünü artırır ve damar sağlığını olumsuz etkiler. Düzenli uyku, nefes egzersizleri, meditasyon ve kişiye iyi gelen aktiviteler stresin kontrol altına alınmasına yardımcı olur." dedi.</p>

<p>Açıklamasının sonunda düzenli sağlık kontrollerinin önemine de değinen Bahadır, özellikle risk grubundaki bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini hatırlattı:</p>

<p>"Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düzenli olarak takip edilmesi gerekir. Ailesinde kalp hastalığı bulunan kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir. Erken teşhis sayesinde birçok kalp hastalığı önlenebilir ya da tedavi edilebilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve düzenli doktor kontrolleri ile kalp hastalıklarının büyük bölümü önlenebilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/uzm-dr-bahadir-kalp-sagligi-ihmal-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/53a79761-3753-40b6-bd9f-c678a7e2dd45.jpg" type="image/jpeg" length="58276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vesvese ruh sağlığını nasıl etkiliyor?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/vesvese-ruh-sagligini-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/vesvese-ruh-sagligini-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk arasında “iç sıkıntısı”, “şüphe” ya da “kuruntu” olarak bilinen vesvese, hem psikiyatrik hem de İslami anlamda uzun süredir konuşulan önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre vesvese, kişinin yaşam kalitesini düşüren, karar alma süreçlerini zorlaştıran ve zamanla ciddi psikolojik sorunlara dönüşebilen bir düşünce döngüsü oluşturabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vesvese, kişinin zihnine istemsiz şekilde gelen, çoğu zaman rahatsız edici ve tekrar eden düşünceler olarak tanımlanıyor. Bu düşünceler genellikle şüphe, korku veya endişe içeriyor. Birey bu düşüncelerin mantıksız olduğunun farkında olsa bile onları kontrol etmekte zorlanabiliyor.</p>

<p><strong>Psikolojik açıdan nasıl değerlendirilir?</strong></p>

<p>Psikiyatri alanında vesvese, özellikle Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) kapsamında ele alınıyor. Uzmanlar, vesveseyi “obsesyon” olarak adlandırırken, bu düşüncelerin sebep olduğu kaygıyı azaltmak için yapılan davranışları ise “kompulsiyon” olarak tanımlıyor.</p>

<p>Araştırmalara göre, yoğun vesvese yaşayan bireylerde kaygı düzeyi artarken, günlük işlevsellik ciddi şekilde azalabiliyor. Klinik psikologlar, bu durumun tedavi edilmediğinde kronik hale gelebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Dini açıdan nasıl ele alınır?</strong></p>

<p>Alimlere göre vesvese, insanın zihnine gelen olumsuz telkinler olarak değerlendirilir ve çoğu zaman şeytani bir yönlendirme olarak yorumlanır. İslam düşüncesinde vesvese, imanın zayıflığı değil; aksine çoğu zaman inanç hassasiyetinin bir göstergesi olarak kabul edilir.</p>

<p>İslam alimleri, bu tür düşüncelerin kişiyi sorumlu kılmadığını, önemli olanın bu düşüncelere karşı verilen tepki olduğunu vurguluyor. Vesvese ile mücadelede sabır, dua ve zihinsel meşguliyet öneriliyor.</p>

<p><strong>Günlük hayata etkileri nelerdir?</strong></p>

<p>Uzmanlara göre vesvese, bireyin yaşamını birçok açıdan olumsuz etkileyebiliyor. Sürekli şüphe hali nedeniyle karar verememe, tekrarlayan kontrol davranışları (kapıyı, ocağı kontrol etme gibi), ibadetlerde aşırı tekrar ve tatmin olamama, sosyal ilişkilerde zayıflama ve iş ve akademik performansta düşüş gibi aksaklıklara sebep oluyor.</p>

<p>Bu etkiler zamanla bireyin hem ruhsal hem de sosyal yaşamını kısıtlayabiliyor.</p>

<p><strong>Başa çıkma yolları nelerdir?</strong></p>

<p>Uzmanlar, vesvese ile başa çıkmak için hem psikolojik hem de manevi yöntemlerin birlikte uygulanmasının etkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bilişsel davranışçı terapi en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düşünceyi bastırmamak: Vesveseyi yok etmeye çalışmak yerine kabul edip geçmesine izin vermek</p>

<p>Rutin oluşturmak: Günlük plan ve düzen zihinsel dağınıklığı azaltabiliyor</p>

<p>Dikkat yönlendirme: Spor, sanat veya sosyal aktivitelerle zihni meşgul etmek</p>

<p>Manevi destek: Dua, zikir ve ibadetlerde ölçülü davranmak</p>

<p>Uzmanlar, vesvesenin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak, özellikle uzun süre devam eden ve günlük yaşamı etkileyen durumlarda profesyonel destek alınmasının önemine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/vesvese-ruh-sagligini-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/bd388d35-7c7a-435e-9ae2-138279e5ea6d.jpg" type="image/jpeg" length="29274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman uyardı: Çamurlu suda enfeksiyon riski yüksek]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/uzman-uyardi-camurlu-suda-enfeksiyon-riski-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/uzman-uyardi-camurlu-suda-enfeksiyon-riski-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mardin’de son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından şebeke suyunda bulanıklık ve çamurlanma görülmesi üzerine, yetkililer vatandaşları suyu içmemeleri konusunda uyardı. Enfeksiyon (İntaniye) Uzmanı Dr. Zeynel Abidin Demir, özellikle risk grubundaki bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentte son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından şebeke suyunda bulanıklık ve çamurlanma görülmesi üzerine vatandaşlar, suyun içilmesi konusunda tereddüt yaşadı. Yetkililer ise suyun birkaç gün tüketilmemesi yönünde uyarıda bulundu.</p>

<p>Enfeksiyon (İntaniye) Uzmanı Dr. Zeynel Abidin Demir, İLKHA mikrofonuna çamurlu suda oluşabilecek enfeksiyon hastalıkları ve belirtilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Demir, tarih boyunca suyla bulaşan enfeksiyon hastalıklarının yaygın bir sorun oluşturduğunu belirterek, çamurlu suda özellikle çocuklar, yaşlılar ve hamilelerin daha büyük risk altında olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>"Günümüzde çamurlu suyla karşı karşıyayız ve enfeksiyonların bulaşma riski çok yüksek"</strong></p>

<p>Demir, "Toplumda tarih boyunca suyla bulaşan enfeksiyon hastalıkları yaygın bir problem olmuştur. Günümüzde de dünya çapında senede 2 milyardan fazla insan su enfeksiyonlarından kaynaklı hastalık kapmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı araştırmalara göre, dünyada yaklaşık olarak her dakika biri bu hastalıklardan dolayı ölmektedir. Türkiye'de sanitasyon ve altyapı çalışmalarımız iyi olduğu için çok sık salgınlar görülmemekte. Ancak günümüzde çamurlu suyla karşı karşıyayız ve enfeksiyonların bulaşma riski çok yüksek. Bu nedenle buna dikkat etmemiz gerekiyor. Bu tip durumlarda neler yapılması gerektiğine dikkat edilmelidir." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Hepatit A ve E gibi karaciğer hastalıklarında yoğun halsizlik ve gözlerde sarılık meydana gelebilir"</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://ilkha.com/upload/img/63867142-38a3-47e0-aeca-444d1aee3d5c.jpg" /></strong></p>

<p><em><strong>Zeynel Abidin Demir</strong></em></p>

<p>Suyla bulaşan hastalıklarda oluşan belirtilere değinen Demir, "İshal grubu hastalıklar, karaciğerle ilgili hastalıklar (Hepatit A, Hepatit E gibi) ve parazitlerle oluşan hastalıklar (giardiya, amip gibi); dizanteri tarzı tablolar meydana getirebilir. Bu tablolar tüm yaş gruplarında herkeste görülebilir. Ancak özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve hamilelerde bu konuya dikkat edilmesi gerekiyor. Hastalıklarla ilgili semptomlar görüldüğünde sağlık ocağına veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir. İshal hastalıklarında yüksek ateş, günde 5-6 kez dışkılama, ciltte kuruluk ve ağız içinde kuruması gibi semptomlar olabilir. Hepatit A ve E gibi karaciğer hastalıklarında yoğun halsizlik ve gözlerde sarılık meydana gelebilir. Paraziter hastalıklarda ise ishal benzeri semptomların yanı sıra yaygın vücut ağrıları ve genel rahatsızlık hissedilebilir. Bu tip durumlara özellikle bu dönemde daha çok dikkat etmeliyiz. Şikayetler başladıktan sonra özellikle çocukların, hamilelerin ve yaşlıların kısa sürede doktora başvurması önerilir. Çünkü ishal vakalarında dehidratasyon olarak adlandırılan sıvı kaybı meydana gelebilir ve bu risk altındaki gruplarda daha hızlı müdahale edilmesi gerekmektedir." ifadelerini kaydetti.</p>

<p>Alınması gereken tedbirler hakkında da bilgi veren Demir, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>"Bu dönemde özellikle musluk suyunun içilmemesi tavsiye edilir. İçme suyu olarak kaynatılmış su, kapalı ambalajlı su veya filtrelenmiş su tercih edilmelidir. Yolculuğa çıkılacaksa kişi yanında klor tabletleri bulundurabilir ya da kapalı paketli ürünler kullanılabilir. Ayrıca el hijyenine her zamankinden daha fazla dikkat edilmelidir. Besin temizliği de büyük önem taşımaktadır. Sebze ve meyveler mümkün olduğunca kaynar suyla yıkanmalı, eller temiz suyla sık sık yıkanmalıdır."</p>

<p>Öte yandan yetkililer, şebeke suyunda 7 gün 24 saat klorlama yapıldığını ve alınan numunelere göre insan sağlığını tehdit edecek bir durum bulunmadığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/uzman-uyardi-camurlu-suda-enfeksiyon-riski-yuksek</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/97217482-b9e5-41aa-85e1-9ff4544c07a6.jpg" type="image/jpeg" length="20047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüberkülozda erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/tuberkulozda-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/tuberkulozda-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Gizem Çil, tüberkülozun bulaşıcı ancak önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, erken tanı ve düzenli tedavinin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Gizem Çil, 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada veremin günümüzde hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti. Hastalığın bulaşıcı olmasına rağmen önlenebilir ve tedavi edilebilir olduğuna dikkat çeken Çil, erken tanının hayati önem taşıdığın söyledi. Tüberkülozun akciğerleri etkilediğini ifade eden Çil, uzun süren öksürük, balgam, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Hastalığın özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda solunum yoluyla kişiden kişiye bulaştığını belirten Çil, vatandaşların belirtiler konusunda bilinçli olması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenli ve eksiksiz tedavinin hastalığın tamamen iyileşmesinde kritik rol oynadığını dile getiren Çil, koruyucu önlemler sayesinde bulaş riskinin azaltılabileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Çil, "Tüberküloz günümüzde hala önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam eden, bulaşıcı ancak önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Her yıl milyonlarca insanı etkileyen bu hastalık, erken tanı ve uygun tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilir. Uzun süren öksürük, balgam, ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır" dedi.</p>

<p>Toplum farkındalığının artırılmasının tüberkülozla mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Çil, "Erken tanı hayat kurtarır. Düzenli ve eksiksiz tedavi hastalığı tamamen iyileştirir. Koruyucu önlemlerle bulaş riski azaltılabilir. Toplum olarak belirtileri erken dönemde tanımak ve sağlık kontrollerini ihmal etmemek en güçlü mücadele yöntemidir" ifadelerini kullandı.<br />
Çil, Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla vatandaşları bilinçli olmaya ve sağlık kontrollerini aksatmamaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/tuberkulozda-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/a-w668276-01.jpg" type="image/jpeg" length="65754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan: Basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/prof-dr-tarhan-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/prof-dr-tarhan-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde yaşam tarzı eğitimlerine tüm dünyada ağırlık verilmeye başlandığını kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan, "Sağlıklı yaşamı desteklemek için duygusal zeka çalışmaları da yapılıyor. Buradaki amaç, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşam için üç temel unsurun dengeli olması gerektiğini, bunların maddi varlıklar, sağlık ve bilgeliği kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, "Bu üç şeyi akıl tepsisine koyarak, dengeli bir şekilde yaşamak, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır.” ifadelerini kullandı. Tarhan, Sağlıklı Yaşlanma-Longevity konusunu değerlendirdi.</p>

<p><strong>İnsanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Longevity (uzun ömür) kavramının, özellikle son yıllarda öne çıkan bir konu haline geldiğini ifaden ederek, “Çünkü insanlık tarihinde ortalama yaşam süresi giderek artıyor. 100 yıl kadar önce dünya genelinde ortalama ömür 40’lı yaşlardaydı. Günümüzde ise Türkiye'de bu süre kadınlarda ortalama 78, erkeklerde ise 74-76 yaş aralığına kadar yükseldi. Küresel ölçekte de benzer bir artış söz konusu. Yaşam süresi uzadıkça, daha önce nadir görülen sağlık sorunları da artmaya başladı. Geçmişte insanlar daha erken yaşta hayatını kaybettiği için Alzheimer gibi hastalıklar fazla ortaya çıkmıyordu. Ancak bugün insanlar 70 yaş ve üzerine çıktığında Alzheimer riski belirgin şekilde artıyor. Unutkanlık daha sık görülüyor. Eğer kişi sağlıklı bir yaşam tarzı benimsememişse, ömrü uzasa da pek çok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Oysa yapılan araştırmalar, hastalıkların yüzde 60-70’inin doğrudan yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu çok ciddi bir oran. Diyabetten depresyona kadar birçok hastalık, sağlıksız beslenme, yetersiz hareket, stresli yaşam gibi faktörlerle ortaya çıkıyor. Yani kişi doğru yaşasa, doğru beslense bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir.” dedi.</p>

<p><strong>Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor</strong></p>

<p>Günümüzde yaşam tarzı eğitimlerine tüm dünyada ağırlık verilmeye başlandığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Artık yaşam tarzı psikoterapisi adı verilen bir yaklaşım uygulanıyor. Bu yöntem, hasta olmadan önce kişiye sağlıklı yaşama becerileri kazandırmayı amaçlıyor. Bu, aynı zamanda pozitif psikoterapinin de bir türü. Sağlıklı yaşamı desteklemek için duygusal zeka çalışmaları da yapılıyor. Buradaki amaç, sadece uzun yaşamak değil; sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilmek.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Beden farkındalığı önemli…</strong></p>

<p>Sağlıklı yaşam tarzı eğitiminde en çok önem verilen konulardan birinin beden farkındalığı olduğunu da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Kişinin kendi bedenini tanıması, fark etmesi gerekir. Bir kişiye bakıyorsunuz, obez. Beden kitle indeksi 30’un üzerinde. Ama ‘Su içsem yarıyor’ diyor. Aslında farkında olmadan sürekli bir şeyler yiyor, atıştırıyor. Gerçekte ne yediğinin farkında değil. Benzer şekilde, bazı kişiler ‘Hiç uyumadım’ diyor. Aslında uyumuş ama uyku farkındalığı yok; uyuduğunun farkında değil. Beynimiz algılayan bir organ olduğu için beden farkındalığı çok önemli. Çünkü kişi bedeninin sinyallerini ne kadar iyi tanırsa, o kadar doğru kararlar verir. Farkındalık yanlışsa, alınan karar da yanlış olur.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Zihinsel farkındalık en az bedensel farkındalık kadar önemli</strong></p>

<p>Bedeni tanımanın, güçlü ve zayıf yönlerini bilmenin çok önemli olduğunu, “Hangi gıdalar bana iyi geliyor, hangileri dokunuyor? Nasıl beslenirsem daha sağlıklı olurum? Boyum, kilom ne durumda? Uyku düzenim nasıl? Su tüketimim yeterli mi? Metabolik dengem nasıl?” sorularının yanıtlarının beden farkındalığıyla ilgili odluğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bir de zihinsel farkındalık var. Bu da en az bedensel farkındalık kadar önemli. Zihinsel farkındalık, kişinin psikolojik durumunu, olayları nasıl algıladığını ve nasıl tepki verdiğini içerir. Bir olay yaşanıyor, bir ipucu alıyoruz ve buna alışkanlıkla, otomatik bir yanıt veriyoruz. Hoşumuza giden bir şey olduğunda hemen tepki veriyoruz. Oysa bu tepkiler, zihinsel çarpıtmalar ya da çocuklukta öğrenilmiş yanlış kalıp yargılardan kaynaklanıyor olabilir. Zihinsel yanlış kalıp yargılarımız var. Bunları düzeltmek gibi, kendimizi geliştirmek gibi bir hedefimiz yoksa çocukluğumuz öğrendiğimiz zihinsel kalıpları, kalıp yargılar aynen devam ettiriyoruz. Halbuki şartlar değişmiş, ortam değişmiş ama siz değişmemişsiniz. Hastalıklar başlıyor. Ruhsal hastalıklarda zihin farkındalığı önemli. Bedensel hastalıklarda da beden farkındalığı önemli. Bunun birinci şartı kişinin kendini tanıması. Kendini iç iç keşif yolculuğu. Hem bedensel farkındalık açısından hem zihinsel farkındalık açısından kendini tanımak ilk adım. Buna öz bilinç deniyor. Kendinin farkına varmak. Bunu fark ettikten sonra öz yönetim başlıyor. Güçlü zayıf yönlerini yönetmek başlıyor.”</p>

<p><strong>Yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir</strong></p>

<p>İnsanın diğer canlılardan farklı olarak ilişkisel bir varlık olduğunu, sosyal yapıdan izole olan insanın mutsuz olacağını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Elbette yalnızlık bazen seçilmiş bir durum olabilir. Tasavvufta da bu tür yalnızlıklar, kişinin kendini geliştirmesi için teşvik edilir. Eski zamanlarda insanlar çilehanelere çekilerek manevî gelişim sağlamaya çalışmışlardır. Ancak günümüzde, bu tür bir yalnızlığı sürdürebilmek ve onunla gelişmek oldukça zordur. Artık insanlar sosyal hayatın içinde, ilişkilerini yöneterek gelişmek zorundadır. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için kişinin sosyal hayatın içinde ilişkilerini yönetebilmesi gerekir.” dedi.</p>

<p><strong>Yeme alışkanlıkları sade ve sağlıklı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mavi bölgeler denilen Japonya, İtalya ve Yunan adalarında örneklerine rastlanan bölgelerde yaşayan insanların ortak bazı özellikleri bulunduğunu, en bilinenlerinden birinin Japonya’daki Okinawa Adası olduğu olduğunu ve bu insanların hem uzun yaşadıklarını hem de sağlıklı bir yaşam sürdürdüklerini anlatarak, “Bir diğer ortak özellikleri de beslenme biçimleri. Yeme alışkanlıkları oldukça sade ve sağlıklı. Bitkisel temelli, renkli tabaklara ağırlık veriyorlar. Sebze odaklı besleniyorlar; meyve tüketimi daha az, ama sebze tüketimi oldukça fazla. Bu kişilerin yaşam felsefeleri de dikkat çekici. Hayata bakışları haz odaklı değil, anlam odaklı. Mesela yemek yerken doymadan kalkıyorlar. Bu, onların en belirgin alışkanlıklarından biri.” diye konuştu.</p>

<p>Midenin her seferinde tıka basa doldurulması durumunda sindirimi sağlamak için midenin genişlemek zorunda kaldığını, her öğünde azıcık genişleyen midenin, bir süre sonra doyma hissini kaybettiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Sonunda kişi doyamaz hale gelir ve obezite gelişebilir. Oysa çözüm çok daha basittir: Her öğünde tam doymadan sofradan kalkmak. Tam doymadan sofradan kalkabilen kişilerin midesi büyümüyor. Hava boşluğu kaldığı için sindirim de kolay oluyor. Ve vücutta toksinler de birikmiyor. Yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yediklerimiz bağırsaktaki mikrobiyotayı oluşturuyor.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Anadolu irfanını unuttuk</strong></p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günlük hayatın hızı içinde yapılan 20 dakikalık meditasyon seansının, zihni sakinleştirdiğini ifade ederek, “Mevlana sufi meditasyon şeklinde yapmış. Sema meditasyonu şeklinde yapmış. Bu uygulamalar, bireye kendini gözlemleme ve öz-eleştiri fırsatı sunar. Kişi, ‘Bugün neleri doğru, neleri yanlış yaptım, yanlışlarımdan ne öğrendim?’ sorularını sorarak gelişir. Böylece eleştiriye açık bir zihniyet oluşur ve sürekli öğrenme kültürü benimsenir. Vahşi kapitalizmin tehlikeli virajlarında koşturuyoruz şu anda Türkiye olarak. Böyle olunca Anadolu irfanını unuttuk, kadim kültürümüzü unuttuk.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Meditatif meditasyonun ilk aşaması, kişinin zihinsel olarak rahatlaması</strong></p>

<p>Meditatif meditasyonun ilk aşamasının, kişinin zihinsel olarak rahatlaması olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Kişi kendisine mantra tarzında kişi bir kelime seçiyor. O kelimeyi 20 dakika boyunca düşünüyor, hayal ediyor. Bu esnada beyin, günlük rutinden çıkar. Artık zihni ‘Bu niye böyle oldu, şu neden böyle?’ gibi alışılmış sorular sormaz. Bunun yerine, kişi bu kelimeyle birlikte yeni anlamlar üretir, hayal kurar, zihinsel olarak yaratıcı bir sürece girer. İkinci aşama ise fiziksel egzersizdir. Kişi bu sırada vücudunu gevşetmeye yönelik egzersizler yapar. Üçüncü unsur ise ses. Meditasyonu destekleyecek bir müzik, doğa sesi (su, kuş sesi vb.) ya da geçmişte kişiye iyi hissettiren bir melodi kullanılabilir. Böylece zihinsel, fiziksel ve işitsel boyut birlikte devreye girer. Bu üç unsur bir araya geldiğinde meditasyon etkili olur. Çünkü bu sayede beynin farklı bölgeleri aynı anda aktive edilir. Beş duyumuz harekete geçer: işitsel, görsel, fiziksel... İnce motor, kaba motor, sözel ve duygusal beceriler hep birlikte çalışır. Beynin tüm alanları aktive olur.”</p>

<p><strong>Her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemler oldukça faydalı</strong></p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her gün 20’şer dakikalık meditatif eylemlerin oldukça faydalı olduğuna işaret ederek, “Ancak burada önemli olan, kişinin zihnini tamamen bu eyleme verebilmesidir. Mesela birçok insan biliyorum ki dini ritüellerini yerine getiriyor, ibadet ediyor ama aklı başka yerde. Aklını ve duygularını ibadete veremediği için bu, meditatif bir eyleme dönüşmüyor. Oysa kişi zihnini ve duygularını tamamen o ana verebildiğinde, işte o zaman bu eylem gerçekten meditatif olur. Bu yaklaşım terapilerde de kullanılıyor.” dedi.</p>

<p>Aşırıya kaçan yalnızlık anlayışının bencillik ve ben-merkezcilik oluşturduğunu, kişinin yalnızca kendi çıkarlarını düşünmesinin sağlıklı olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Seçilmiş yalnızlık, doğru dozda yapıldığında faydalıdır. Ancak aşırıya kaçarsa, kişi kendini ermiş gibi görmeye başlar ve dini narsizm gibi tehlikeli bir duruma düşebilir. Tıpkı etnik narsizmde olduğu gibi, dini narsizm de tehlikelidir. Her şeyin doğru ölçüde ve zamanında olması gerekir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Sıradan şeylerden mutlu olmak uzun ömrün de sırrı…</strong></p>

<p>Sağlıklı bir yaşam için üç temel unsurun dengeli olması gerektiğini, bunların maddi varlıklar, sağlık ve bilgeliği kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, "Bu üç şeyi akıl tepsisine koyarak, dengeli bir şekilde yaşamak, uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi sağlar. Sıradan şeylerden mutlu olmak, basit ama anlamlı bir yaşam tarzı sürmek, uzun ömrün sırrıdır. Mizahı çok kullanan, pozitif etkileşim içinde olan insanlar, çevrelerindeki kişilere huzur verirler. Bir insanın yanında kendinizi huzurlu hissetmiyorsanız, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Stresle baş etmede mizah çok etkili</strong></p>

<p>Negatif enerjisi olan bireylerin çevresine huzursuzluk yaydığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eğer bir insanın yanında kendinizi huzurlu değil, kaygılı hissediyorsanız o kişi negatif bir kişidir. Pozitif ruh halindeki kişiler ise güven verir, şaka kaldırır, mizahı kullanır, hatta kendileriyle dalga geçebilirler. Böyle kişiler gerçekten daha uzun yaşıyorlar. Stresle baş etmede mizah çok etkilidir. Kayserili bir vatandaş ağır hastalanıyor. Ailesi etrafında toplanınca, 'Hepiniz buradaysanız dükkânda kim var?' diyor. Herkesi güldürüyor. İnsan ilişkilerinde mizahı kullanabilen kişiler daha uzun ömürlü oluyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Bireyin önce kendisinde değişimi başlatması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Başkalarını düzeltmeye çalışmadan önce kendimize odaklanmalıyız. Farkındalık geliştiren bireyler hem daha sağlıklı kararlar alır hem de ilişkilerde daha az hata yapar.” dedi.</p>

<p><strong>Kadınlar duygusal beyin yapıları sayesinde daha uzun yaşıyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının ardındaki biyolojik ve psikolojik nedenleri değerlendirdi ve kadın beyninin yapısal özelliklerinin uzun yaşamda önemli rol oynadığını ifade ederek, “Küresel verilere baktığımızda kadınların erkeklere kıyasla daha uzun yaşadığı görülüyor. Bunun en temel nedenlerinden biri, kadın beyninin duygulara ve şefkate odaklı çalışmasıdır.” dedi.</p>

<p>Kadınların annelik içgüdüsü ve duygusal yapılarıyla daha empatik olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Erkek beyni daha çok avcı karakterde, sol beyin ağırlıklı çalışır; mantık, analiz ve savaşma güdüsüne odaklıdır. Kadın beyni ise sağ beyinle, yani duygular, estetik, sanat ve şefkatle ilişkilidir. Bu yapısal fark, kadınların kendilerini aşmaya ve iç huzura daha fazla odaklanmalarını sağlıyor. Empati yetenekleri de erkeklere kıyasla daha gelişmiş. Bu da uzun ve sağlıklı yaşam için avantaj sağlıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Mutlu evlilik yaşam süresini uzatıyor</strong></p>

<p>Araştırmaların evli bireylerin ortalama olarak daha uzun yaşadığını ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bunun ancak mutlu bir evlilik söz konusu olduğunda geçerli olabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Eğer evlilik huzursuzsa, çiftler sürekli çatışma halindeyse, bu durumda uzun yaşamak pek mümkün değil. Modern çağın bize dayattığı rekabetçi evlilik modelinde, kadın ve erkek arasında ego savaşları yaşanıyor. Oysa ideal olan, yol arkadaşlığına dayalı, tamamlayıcı bir evliliktir.” dedi.</p>

<p>Evliliğin bireyler arasında bir güç mücadelesine dönüşmesinin ilişkiyi zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Rekabetçi evliliklerde taraflar 1+1 gibi ayrı varlıklar olarak kalır. Ama ortak amaçta hareket eden kişilerse iki tane bir yan yana gelince 11 kişi gibi oluyor.” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geleneksel kültürde eşlerin ‘Refik’ ve ‘Refika’ yani ‘yol arkadaşı’ olarak tanımlandığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu anlayışta çiftler birbirlerini domine etmeye çalışmaz, aksine birlikte güçlenirler. Gerçek bir evlilik, iki ayrı bireyin birleşerek daha büyük bir anlam yaratmasıdır.” diye sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/prof-dr-tarhan-basit-ama-anlamli-bir-yasam-tarzi-surmek-uzun-omrun-sirridir</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/fd52c778-ddc4-4cd2-a3c7-c99134d18228.jpg" type="image/jpeg" length="46901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitlis Devlet Hastanesi’nde Bozuk Olan MR Cihazına Hastalardan Tepki]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/bitlis-devlet-hastanesinde-uzun-suredir-bozuk-olan-mr-cihazina-hastalardan-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/bitlis-devlet-hastanesinde-uzun-suredir-bozuk-olan-mr-cihazina-hastalardan-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis Devlet Hastanesi’nde 5 ayı aşkın bir süredir  Emar (MR) cihazının bozuk olması nedeniyle başka hastaneye yönlendirilen hastalar uzun süre sıra bulamadıklarını belirterek duruma tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis Devlet Hastanesi’nde 5 ayı aşkın bir süredir MHR cihazının bozuk olmasından dolayı hastalar mağduriyet yaşıyor. Hastaneye başvuran ve doktor tarafından MR tetkiki istenen hastalar, cihazın çalışmaması nedeniyle tetkiklerini yaptırmak için farklı hastanelere gitmek zorunda kalıyor.</p>

<p>Tetkik için çoğunlukla Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi’ne yönlendirilen hastalar ise burada randevu bulmakta zorlandıklarını iddia ediyor. Hastalar, randevuların çoğu zaman bir aydan daha uzun sürede verildiğini belirterek yaşanan durumun mağduriyet oluşturduğunu dile getiriyor.</p>

<p>Uzun süredir devam eden arızanın giderilmemesine tepki gösteren hastalar, bir devlet hastanesinde bu tür bir sorunun aylarca çözülmemesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdiler</p>

<p>Duruma tepki gösteren hastalar, başka hastaneye gitmek zorunda aldıklarını ve gittikleri hastanelerde aylarca sıra bulamadıklarını iddia ederek Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün bir an önce gerekli adımların atılıp cihazın onarılması veya yenilenmesini talep ettiler.</p>

<p>Konu hakkında görüştüğümüz yetkililer ise, Bitlis Devlet Hastanesi'ndeki MR cihazının arızalandığını, yeni bir cihazın alınması için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını belirterek, Sağlık Bakanlığınca yeni bir MR cihazının alınmasının onaylandığını ve bayramdan sonra ihalesinin yapılacağını belirttiler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son zamanlarda MR çekimindeki zamanın uzanması, çevre illerden gelen hastaların yoğunluğundan kaynaklandığını dile getiren yetkililer, buna rağmen sürenin iddia edilenin çok altında olduğunu ifade ettiler.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/bitlis-devlet-hastanesinde-uzun-suredir-bozuk-olan-mr-cihazina-hastalardan-tepki</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 16:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/haber-kapak-sablon-2026-03-15t162621828.jpg" type="image/jpeg" length="81903"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Fırat: Kolorektal kanser en sık görülen kanserler arasında]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/doc-dr-firat-kolorektal-kanser-en-sik-gorulen-kanserler-arasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/doc-dr-firat-kolorektal-kanser-en-sik-gorulen-kanserler-arasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı" kapsamında değerlendirmelerde bulunan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fırat, kolorektal kanserin, kalın bağırsak ve rektum da gelişen dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında yer alan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanser, tarama programları sayesinde erken teşhis ediliyor. Bu kapsamda Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yurdakul Deniz Fırat, düzenli kanser taraması yaptırmanın erken tanı için büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>"Kolorektal kanser 50 yaş ve üzeri bireylerde daha sık görülmektedir"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken evrede tespit edildiğinde büyük oranda engellenebilir ve tedavi edilebilir olduğunu vurgulayan Fırat, "Bu nedenle kolorektal kanserlerde farkındalık ve tarama programları hayati önem taşımaktadır. Hastalık genellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde daha sık görülmektedir. Ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunanlar, sağlıksız beslenen, hareketsiz yaşam süren, sigara ve alkol kullanan bireyler risk grubunda yer almaktadır. Son yıllarda daha genç yaşlarda da görülmeye başlanması toplum genelinde bilinçlenmenin gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır." dedi.</p>

<p><strong>"Belirti vermesini beklemeyin"</strong></p>

<p>Kolorektal kanserin erken dönemde çoğu zaman belirti vermeyebileceğini dile getiren Fırat, "Ancak bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görünmesi, uzun süren kabızlık dönemleri veya ishal, açıklanamayan kilo kayıpları, halsizlik ve karın ağrısı gibi belirtiler görülebilir. Belirti olsun ya da olmasın düzenli tarama programlarına katılım, erken tanı açısından büyük önem taşımaktadır." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Ücretsiz tarama yapılıyor"</strong></p>

<p>Türkiye’de kolorektal kanser taramalarının Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Ulusal Kanser Taramaları’ kapsamında ücretsiz olarak sunulduğunun altını çizen Fırat, "50-70 yaş arası bireyler, aile sağlığı merkezleri ve KETEM’lerde (Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri) gaitada gizli kan testi ile gerekli durumlarda ileri merkezlerde kolonoskopi ile düzenli olarak taranmaktadır. Bu taramalar sayesinde hastalık erken evrede tespit edilerek, tedavi başarısı arttırılmakta ve yaşam kalitesi korunmaktadır." diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/doc-dr-firat-kolorektal-kanser-en-sik-gorulen-kanserler-arasinda</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/67b5f876-a9bb-4f53-a346-4d91d67c011d-1.jpeg" type="image/jpeg" length="35274"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitlis Devlet Hastanesi'nden kalp ve damar rahatsızlığı için hayati uyarı]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/bitlis-devlet-hastanesinden-kalp-ve-damar-rahatsizligi-icin-hayati-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/bitlis-devlet-hastanesinden-kalp-ve-damar-rahatsizligi-icin-hayati-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis Devlet Hastanesi, kalp ve damar hastalıklarında erken teşhisin önemine dikkat çekerek vatandaşlara sanal anjiyo hizmetinin önemine değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis Devlet Hastanesi, kalp ve damar sağlığının korunması için vatandaşları bilgilendirdi. Hastane yetkilileri, damar tıkanıklığı riski taşıyan kişilerin kontrollerini ertelememesi gerektiğini belirterek, <strong>“Sanal Anjiyo” (BT Koroner Anjiyografi)</strong> yöntemiyle kalp damarlarının detaylı incelenebildiğini ve olası risklerin erken dönemde tespit edilebildiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, göğüs ağrısı, nefes darlığı veya ailede kalp hastalığı öyküsü bulunan kişilerin kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurgulayarak, erken teşhisin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/bitlis-devlet-hastanesinden-kalp-ve-damar-rahatsizligi-icin-hayati-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/haber-kapak-sablon-32-43.jpg" type="image/jpeg" length="10388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda sağlıklı yeme alışkanlığı için 'ödül ve ceza' tuzağına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/cocuklarda-saglikli-yeme-aliskanligi-icin-odul-ve-ceza-tuzagina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/cocuklarda-saglikli-yeme-aliskanligi-icin-odul-ve-ceza-tuzagina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanı Dr. Nimtaj Abdullayeva, çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırırken yemeklerin ödül ya da ceza aracı haline getirilmesinin ilerleyen süreçte yeme bozukluklarına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda beslenme alışkanlıklarının aile sofrasında şekillendiğini belirten Uzman Dr. Nimtaj Abdullayeva, ebeveynlerin rol model olmasının baskı kurmaktan çok daha etkili olduğunu söyledi. “Sebzeni yersen tatlı kazanırsın” gibi yaklaşımların sağlıklı besinleri zorunlu bir görev, sağlıksız yiyecekleri ise ödül haline getirdiğini ifade eden Abdullayeva, sağlıklı yeme kültürünün güvenli ve tutarlı bir aile ortamında geliştiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Beni taklit et, beni dinleme"</strong></p>

<p>Çocukların sosyal öğrenme yoluyla beslenme tercihlerini şekillendirdiğini belirten Abdullayeva, “Ebeveynlerin kendi beslenme tercihleri çocuk için en güçlü modeldir. Sebze tüketmeyen veya öğün atlayan bir ebeveynin çocuğundan sağlıklı beslenmesini beklemesi gerçekçi değildir. Araştırmalar, bir çocuğun yeni bir besini kabul etmesinde, ebeveyninin o besini keyifle tükettiğini görmesinin, baskı kurmaktan çok daha etkili olduğunu gösteriyor,” dedi.</p>

<p><strong>Ödül ve ceza yöntemi ters tepiyor</strong></p>

<p>Yemeklerin bir pazarlık unsuru haline getirilmemesi gerektiğini vurgulayan Abdullayeva, yaygın yapılan hatalara dikkat çekti:</p>

<p>“'Ispanağını bitirirsen tabletle oynayabilirsin' gibi yaklaşımlar, sağlıklı besini aşılması gereken bir 'engel', sağlıksız olanı ise 'değerli bir ödül' haline getirir. Bu durum, çocukta sağlıksız yiyeceklere karşı aşırı bir arzu oluştururken, yemek zamanını bir stres kaynağına dönüştürür. Sağlıklı beslenme baskıyla değil, güvenli bir ortamla gelişir.”</p>

<p><strong>Sofrada 20 dakika kuralı</strong></p>

<p>Yemek vaktinin sadece karın doyurmak değil, bir iletişim alanı olduğunu hatırlatan Abdullayeva, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p>"Sosyal öğrenme: Çocuk yemek yemese bile, aile sofrasında 15-20 dakika oturması, yemek kültürünü edinmesi için yeterlidir.</p>

<p>Dikkat dağıtıcılardan uzak durun: Televizyon veya telefon eşliğinde yemek yemek, yeme farkındalığını ve tokluk sinyallerini baskılar.</p>

<p>Sorumluluk paylaşımı: Ebeveynin görevi sağlıklı seçenekleri sunmaktır; çocuğun görevi ise ne kadar yiyeceğine karar vermektir. Çocuğun 'doydum' sinyaline saygı duyulmalıdır."</p>

<p><strong>Sabır ve tekrar şart: 10 kez denemekten vazgeçmeyin</strong></p>

<p>Yeni bir yiyeceğin reddedilmesinin kalıcı bir durum olmadığını belirten Abdullayeva, “Bir çocuğun yeni bir tadı benimsemesi için o besinle 6 ila 10 kez karşılaşması gerekebilir. Ebeveynler sabırlı olmalı ve porsiyonları çocuğun yaşına uygun tutarak bu besinleri farklı zamanlarda tekrar sunmalıdır,” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Geleceğin sağlıklı yetişkini aile sofrasında yetişiyor</strong></p>

<p>Sağlıklı beslenmenin bir rutin gerektirdiğini vurgulayan Abdullayeva, üç ana ve iki ara öğünden oluşan bir düzenin önemine değinerek sözlerini şöyle noktaladı:</p>

<p>“Evde sağlıksız atıştırmalıkların bulundurulmaması, fast-food tüketiminin sınırlandırılması ve meyve-sebzenin günlük rutine dahil edilmesi çocuk için en büyük yatırımdır. Aile ortamında sürdürülen tutarlı davranışlar, çocuğu sadece bugünün hastalıklarından değil, gelecekteki yeme bozukluklarından da korur.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/cocuklarda-saglikli-yeme-aliskanligi-icin-odul-ve-ceza-tuzagina-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/03/06b898ee-8979-4f4e-be1b-233046b9b9da.jpg" type="image/jpeg" length="96538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyetisyen Korkmaz: Ramazanda bilinçli tercih, dengeli sofra şart]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/diyetisyen-korkmaz-ramazanda-bilincli-tercih-dengeli-sofra-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/diyetisyen-korkmaz-ramazanda-bilincli-tercih-dengeli-sofra-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayının yalnızca ruhsal değil, metabolik olarak da bedenin farklı bir düzene geçtiği özel bir dönem olduğunu belirten Diyetisyen Ayşe Şura Korkmaz, uzun süren açlık sonrası doğru beslenme tercihlerinin hem sağlığı koruduğunu hem de ibadet kalitesini artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazanda yapılan beslenme hatalarının çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Korkmaz, özellikle sahurun atlanmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Sahur gün boyu denge sağlar"</strong></p>

<p>Sahurun sadece gece yenilen bir öğün olmadığını ifade eden Korkmaz, "Sahur, gün boyu kan şekeri dengesini sağlayan temel destektir. Sahuru atlamak; gün içinde ani kan şekeri düşüşlerine, halsizlik ve baş ağrısına, iftarda kontrolsüz yeme ataklarına zemin hazırlar." dedi.</p>

<p>Protein, sağlıklı yağ ve lif içeren dengeli bir sahurun tokluk süresini uzattığını belirten Korkmaz, "Yumurta, yoğurt ve peynir gibi protein kaynakları ile liften zengin besinler tercih edilmelidir. Sadece karbonhidrat ağırlıklı sahurlar ise hızlı acıkmaya neden olur." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"İftarda en büyük hata hızlı ve kontrolsüz yemek"</strong></p>

<p>Uzun süren açlığın ardından en yaygın hatanın hızlı ve kontrolsüz yemek olduğunu kaydeden Korkmaz, iftarda sık yapılan hataları şöyle sıraladı:</p>

<p>"Çok hızlı yemek yemek, aşırı hamur işi ve tatlı tüketimi, porsiyon kontrolünü kaybetmek, çorba ve hurmanın hemen ardından ana yemeğe yüklenmek."</p>

<p>İdeal iftar düzenine de değinen Korkmaz, "İftarı hafif bir çorba ile açıp 5–10 dakika ara vermek, ardından ana öğüne kontrollü şekilde geçmek en doğru yöntemdir. Ramazan, bir öğünde iki öğünlük yemek yeme ayı değildir." şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Su tüketimi iftar </strong><strong>ile sahur arasın</strong><strong>a yayılmalı"</strong></p>

<p>Ramazanda en sık yapılan hatalardan birinin de tüm suyu iftardan hemen sonra içmeye çalışmak olduğunu belirten Korkmaz, "İftar ile sahur arasında suyu yayarak tüketmek, ortalama 1,5–2 litre suyu bölerek içmek, çay ve kahveyi su yerine koymamak." uyarasında bulundu.</p>

<p>Yetersiz su tüketiminin kabızlık, ödem ve halsizlik riskini artırdığını ifade eden Korkmaz, Ramazanda amacın kilo almak ya da hızlı kilo vermek değil, sağlığı koruyarak dengeyi sürdürebilmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Her bireyin metabolizmasının, hastalık öyküsünün ve yaşam düzeninin farklı olduğuna işaret eden Korkmaz, kişisel ihtiyaçlara göre planlanmış beslenme programlarının her zaman daha güvenli olduğunu belirtti.</p>

<p>Korkmaz, "Dengeli bir sahur, kontrollü bir iftar ve yeterli su tüketimiyle Ramazan hem ruhu hem bedeni besleyen bir ay olabilir." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/diyetisyen-korkmaz-ramazanda-bilincli-tercih-dengeli-sofra-sart</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/3d318df9-d6a6-4575-9242-032ed881975a.jpeg" type="image/jpeg" length="28209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazanda suyu akıllı tüketin: Vücut suyu depolayamıyor]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/ramazanda-suyu-akilli-tuketin-vucut-suyu-depolayamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/ramazanda-suyu-akilli-tuketin-vucut-suyu-depolayamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Açlık kadar susuzluk da Ramazanın en büyük sınavı… Uzmanlar, suyu bir anda içmenin susuzluğu gidermediğini, insan vücudunun suyu deve gibi depolayamadığını, böbrekleri yorduğunu ve ertesi gün daha çok susamaya yol açtığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazanda uzun saatler boyunca oruç tutmak, bazen susuzluğu dayanılmaz kılabiliyor. Peki "bir kerede çok su içmek" gerçekten çözüm mü, yoksa sadece bir yanılgı mı?</p>

<p>Bilimsel araştırmalar, insan vücudunun suyu deve gibi depolayamadığını ortaya koyuyor. Fazla miktarda suyu kısa sürede tüketmek, böbrekleri gereksiz yere çalıştırır ve idrar yoluyla fazla suyun hızla atılmasına neden olur. Sonuç: Ertesi gün daha fazla susuzluk hissi.</p>

<p>Ayrıca hızlı su içmek, kandaki sodyum seviyesini düşürebilir. Bu durum, tıbbi literatürde hiponatremi olarak adlandırılır ve baş ağrısı, halsizlik, bulantı gibi belirtilere yol açabilir. Kalp ve böbrek rahatsızlığı olan kişilerde risk daha da artar.</p>

<p>Peki çözüm ne? Uzmanlar, iftar ile sahur arasında suyu küçük yudumlarla ve aralıklı şekilde içmeyi öneriyor. Vücudun saatte yaklaşık 200–250 ml suyu verimli şekilde kullandığı belirtiliyor; yani yudum yudum içmek, bir anda litreler içmekten çok daha etkili.</p>

<p>Suyu sadece bardakta aramak da yeterli değil. Sahurda karpuz, salatalık, marul gibi su oranı yüksek besinler tüketmek, sıvının vücutta daha yavaş salınmasına yardımcı oluyor. Lifli gıdalar, suyu adeta vücutta paketliyor ve gün boyu daha dengeli bir hidrasyon sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Unutulmamalı ki su, hayatın kaynağıdır. Ancak bilinçsizce tüketildiğinde, özellikle kronik hastalığı olanlarda, zararlı etkiler doğurabilir. Bu Ramazan, suyu akıllıca tüketmek hem sağlığınızı korumanın hem de susuzluğu azaltmanın anahtarı olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/ramazanda-suyu-akilli-tuketin-vucut-suyu-depolayamiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/109915f3-2b66-4a38-829b-5c94e25ceb58-1.jpg" type="image/jpeg" length="10985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erken Tanı Hayat Kurtarıyor: Meme Kanserinde Kritik Uyarı]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/erken-tani-hayat-kurtariyor-meme-kanserinde-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/erken-tani-hayat-kurtariyor-meme-kanserinde-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meme kanseri çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği uyarısında bulunan uzmanlar, düzenli tarama ve erken teşhis, tedavi başarısını ve yaşam süresini önemli ölçüde artırdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında geliyor. Ancak uzmanlara göre bu hastalık, erken evrede tespit edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebiliyor.</p>

<p>Düzenli tarama programları sayesinde henüz hiçbir belirti ortaya çıkmadan meme kanserinin yakalanabildiği vurgulanıyor.</p>

<p>Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Kamil Öztürk, meme kanserinde en kritik mesajın “erken tanı” olduğunu belirterek, kadınların yalnızca şikâyet oluştuğunda değil, hiçbir yakınmaları olmasa dahi düzenli kontrollerini yaptırmaları gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>40 yaş sonrası tarama hayati önem taşıyor</strong></p>

<p>Güncel bilimsel veriler doğrultusunda ortalama risk grubundaki kadınların 40 yaşından itibaren mamografi çektirmeye başlaması gerektiğini ifade eden Öztürk, taramaların genellikle 1-2 yılda bir yapılmasının önerildiğini aktardı.</p>

<p>Türkiye’de 40–69 yaş arası kadınlara yönelik ücretsiz tarama hizmetlerinin KETEM aracılığıyla sunulduğunu hatırlatan Öztürk, mamografi sayesinde meme kanserinin çoğu zaman ele gelmeyen, çok erken evrede tespit edilebildiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Belirtiler gecikmeden ciddiye alınmalı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, her kadının bazı uyarı işaretleri konusunda bilinçli olması gerektiğine dikkat çekiyor. Op. Dr. Öztürk, özellikle şu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Op. Dr. Öztürk, memede ele gelen kitle, meme başında çekilme veya akıntı, ciltte kızarıklık, kabuklanma ya da portakal kabuğu görünümü gibi belirtilerden herhangi birinin fark edilmesi durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Sağlıklı yaşam, riski azaltıyor</strong></p>

<p>Meme kanseri riskinin tamamen ortadan kaldırılamasa da sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla azaltılabileceğini ifade eden Öztürk; düzenli egzersiz, ideal kilonun korunması, sigara ve alkolden uzak durulması ile sebze–meyve ağırlıklı beslenmenin koruyucu etki sağladığını söyledi.</p>

<p><strong>“Korkulacak değil, farkında olunacak bir hastalık”</strong></p>

<p>Son olarak meme kanserinin korkulacak değil, farkında olunması gereken bir hastalık olduğunun altını çizen Op. Dr. Öztürk, tüm kadınlara düzenli taramalarını ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/erken-tani-hayat-kurtariyor-meme-kanserinde-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/7892cd58-dd8a-47bb-9169-d7b56ac52691.jpg" type="image/jpeg" length="71421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitlis’te Laparoskopik Mide Fıtığı Ameliyatı Başarıyla Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/bitliste-laparoskopik-mide-fitigi-ameliyati-basariyla-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/bitliste-laparoskopik-mide-fitigi-ameliyati-basariyla-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis’te mide yanması, ekşime ve ağıza acı–ekşi su gelmesi şikâyetleriyle hastaneye başvuran bir hastaya laparoskopik mide fıtığı ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis’te mide yanması, ekşime ve ağıza acı–ekşi su gelmesi üzerine başvuran bir hasta uzun yıllar sonra Bitlis’te uygulanan laparoskopik mide fıtığı ameliyatı ile sağlığına kavuştu.</p>

<p>Konuyla ilgili açıklamada bulunan Bitlis Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ozan Korkmaz hiatal herni (mide fıtığı) tanısı konulan hastaya laparoskopik Nissen fundoplikasyonu ameliyatı uygulandığı belirtti.</p>

<p>Endoskopik değerlendirme ve tomografi sonuçlarının ardından hasta ile birlikte ameliyat kararı alındığını kaydeden Korkmaz, “Operasyon yaklaşık 3,5–4 saat sürmüş ve kapalı (laparoskopik) yöntemle başarıyla tamamlanmıştır. Hasta, dört günlük servis takibinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edilmiştir.” diye konuştu.</p>

<p>Korkmaz, söz konusu ameliyatın ilde en son yaklaşık 10 yıl önce gerçekleştirildiğini ifade ederek, bu operasyonun ileri laparoskopik teknik gerektiren özellikli bir cerrahi girişim olduğunu kaydetti. Korkmaz, hastanede mevcut teknik altyapı ve ekipmanların bu tür ameliyatlar için yeterli düzeyde olduğu, bu sayede hastaların il dışına sevk edilmesine gerek kalmadığının altını çizdi.</p>

<p>Ayrıca ileri laparoskopik ve onkolojik cerrahi vakaların da başarıyla gerçekleştirilebilecek kapasitede olduğunu belirten Korkmaz, ameliyat sürecinin ekip çalışmasıyla yürütüldüğüne dikkat çekerek “endoskopi hemşireleri, anestezi ve ameliyathane ekipleri ile hastane yönetimine ve Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü’ne katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.”dedi.</p>

<p>Bu gelişme, Bitlis’te sağlık hizmetlerinin niteliğinin arttığını ve ileri cerrahi uygulamaların il genelinde başarıyla hayata geçirilebildiğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/bitliste-laparoskopik-mide-fitigi-ameliyati-basariyla-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/haber-kapak-sablon-91-10.jpg" type="image/jpeg" length="79831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk Hastalıkları Uzmanı Işılay Gökçe, Bitlis Devlet Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/cocuk-hastaliklari-uzmani-isilay-gokce-bitlis-devlet-hastanesinde-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/cocuk-hastaliklari-uzmani-isilay-gokce-bitlis-devlet-hastanesinde-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Büşra Işılay Gökçe, Bitlis Devlet Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Büşra Işılay Gökçe, Bitlis Devlet Hastanesi bünyesinde hasta kabulüne başladı. Yeni görevlendirmeyle birlikte, il genelinde çocuk sağlığı ve hastalıkları alanındaki sağlık hizmetlerinin kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Hastanede sunulan poliklinik hizmetleri kapsamında çocukların rutin muayeneleri, tanı ve tedavi süreçleri Uzm. Dr. Büşra Işılay Gökçe tarafından yürütülecek. Böylece sağlık hizmetlerine daha hızlı erişim sağlanması amaçlanıyor.</p>

<p>Vatandaşlar, muayene randevularını Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden veya 182 çağrı merkezi aracılığıyla alabilecek.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/cocuk-hastaliklari-uzmani-isilay-gokce-bitlis-devlet-hastanesinde-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/haber-kapak-sablon-27-41.jpg" type="image/jpeg" length="62618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Sara Ayyıldız: Oruç tutanlar daha doğru bir şekilde besleniyor]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/beslenme-ve-diyet-uzmani-sara-ayyildiz-oruc-tutanlar-daha-dogru-bir-sekilde-besleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/beslenme-ve-diyet-uzmani-sara-ayyildiz-oruc-tutanlar-daha-dogru-bir-sekilde-besleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Sara Ayyıldız, Ramazan ayında doğru beslenmenin önemine dikkat çekerek, iftar ve sahurda yapılan hatalar konusunda uyarı ve tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayyıldız, Ramazan ayında doğru beslenme hususunda önemli uyarı ve tavsiyelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Sara Ayyıldız, orucun açlığı telafi etme zamanı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, doğru planlama ile hem sağlıklı kalmanın hem de kilo kontrolü sağlamanın mümkün olduğunu aktardı.</p>

<p><strong>"En önemli olan durum, mideyi şok haline uğratmamaktır"</strong></p>

<p>Ramazan ayında doğru beslenmeye değinen Ayyıldız "Ramazan aslında açlıktan intikam almak demek değildir. Genelde ilk iftar açıldığında bir anda tıkabasa yeme eğilimi gösteren kişiler olur. Ancak biz bu algıyı artık kırmaya başladık. Yapmamız gereken şey şudur: Ilık bir bardak su, yanında bir adet hurma ya da iki tane zeytin ile başlangıç yapmak ve ılık bir çorba içtikten sonra 10 dakika ara vermektir. Daha sonra sofraya oturup ana yemeklerle birlikte 15-20 dakika içerisinde leptin hormonunun devreye girmesini bekleyerek ‘Evet, ben doydum’ yanıtını almamız gerekir. Bu noktadan sonra en önemli olan şey, mideyi şok haline uğratmamaktır." dedi.</p>

<p>İftarı açarken dikkat edilmesi gerekenlere değinen Ayyıldız "İftarı açarken mutlaka protein, karbonhidrat ve yağlardan dengeli şekilde oluşan bir beslenme planı oluşturulmalıdır. Öncelikle midede rahatsızlık oluşturmayacak besinler tercih edilmeli ve mümkünse bir beslenme uzmanı eşliğinde Ramazan boyunca beslenme programı koordineli bir şekilde uygulanmalıdır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sahur öğününün önemine de vurgu yapan Ayyıldız "Sahur bizim için çok önemlidir. Özellikle gün boyu kan şekeri düzenini sağlamak için protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri almamız gerekir. Aynı zamanda sahurda, uzun sürebilecek susuzluğu önleyebilmek adına gün içerisinde tüketilmesi gereken suyun bir kısmını sahur esnasında almak faydalıdır. Sahurda en az iki bardak su tüketmek bizim için çok önemlidir." şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Mutlaka protein kaynağı yüksek olan besinlerin tercih edilmelidir"</strong></p>

<p>Gün boyu tok tutan ve enerji sağlayan besinlere dikkat çeken Ayyıldız "Enerji sağlayan besinler hususunda sahurda çok dikkatli olmalıyız. Özellikle diyabet hastaları ve antidiyabetik ilaç kullananlar oruç tutmak isterlerse bu konu daha da önem kazanır. Bizim önerimiz; mutlaka protein kaynağı yüksek olan yumurta, yoğurt, kefir ve peynir gibi besinlerin tercih edilmesidir. Peynirde az tuzlu olanı tercih etmek her zaman daha doğrudur. Bunlar tok tutan besinlerdir. Aynı zamanda tam tahıllar ya da kuru baklagiller de tercih edilebilir. Ancak kuru baklagiller sindirim sisteminde herhangi bir problem oluşturmuyorsa tüketilmelidir." dedi.</p>

<p><strong>"Mutlaka sahur yapılmalıdır"</strong></p>

<p>Ramazan’da oruçlu iken yapılan en sık beslenme hataları ve kilo artışı hakkında da konuşan Ayyıldız, şunları kaydetti:</p>

<p>"En sık yapılan beslenme hatalarından biri, iftarda çok şekerli, kızartılmış ya da çok tuzlu besinlerin tüketilmesidir. Özellikle tatlının iftarda yemeklerle beraber tüketilmesi ve öğün arası verilmeden bir anda hızlı şekilde yemek yenmesi önemli bir hatadır. Kilo artışı konusunda kişi kendine güvenmiyorsa mutlaka bir beslenme uzmanına başvurmalıdır. Obezite artık günümüzde sadece kilo kavramıyla ilişkilendirilen bir durum değil, bir hastalıktır. Bu hastalığın önüne geçebilmek için kilo artışını engelleyecek faaliyetlerde bulunmamız gerekir. Ramazan ayında sahur ve iftar ana öğünlerdir. Ancak bunlara ek olarak iki ara öğün eklenmelidir. İmkânlar dâhilinde iftarı açtıktan bir saat sonra 20 ila 30 dakika arasında egzersiz yapılması elzemdir. Bununla birlikte sahur yapılmadığı takdirde gün içerisinde kortizol hormonu daha fazla devrede olur. Buna bağlı olarak stres, gerginlik ve tartışmalar daha sık yaşanabilir. Bu nedenle mutlaka sahur yapılmalıdır. Aynı zamanda kilo vermek isteyenler için de Ramazan ayı özel bir dönemdir. Bu ayda bize başvuran danışanlarımız genel itibarıyla hem daha doğru beslendiklerini hem de aç kalmadan beslendiklerini ifade etmektedir. Uygun programla maksimum 7 kilograma kadar sağlıklı kilo kaybı gözlemleyebiliyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İLKHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/beslenme-ve-diyet-uzmani-sara-ayyildiz-oruc-tutanlar-daha-dogru-bir-sekilde-besleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/5a625692-d120-41ff-b625-a73bd3789f80.jpg" type="image/jpeg" length="14613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi’nde Ergoterapi Hizmeti Sunuluyor]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/bitlis-tatvan-devlet-hastanesinde-ergoterapi-hizmeti-sunuluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/bitlis-tatvan-devlet-hastanesinde-ergoterapi-hizmeti-sunuluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi ek hizmet binasında hizmet veren Fizik Tedavi Ünitesi’nde, uzman hekim yönlendirmesiyle ergoterapi hizmeti sunuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ergoterapi; bireylerin yalnızca fiziksel iyileşmesini değil, günlük yaşamla yeniden güçlü bir bağ kurmasını hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır.</p>

<p>Fizik tedavi sürecinde kazanılan motor, bilişsel ve duyusal beceriler; gerçek yaşamın içine taşınarak bireylerin bağımsızlığını destekler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>El ve üst ekstremite rehabilitasyonu, pediatrik ergoterapi, ince motor beceriler, duyu eğitimi ve günlük yaşam aktivitelerine dönüş çalışmalarıyla bireylerin güvenli ve bağımsız bir yaşam sürmeleri amaçlanıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Sağlık</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/bitlis-tatvan-devlet-hastanesinde-ergoterapi-hizmeti-sunuluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/02/haber-kapak-sablon-80-13-1.webp" type="image/jpeg" length="98578"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
