<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bitlis Haber - Bitlis Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.bitlishaber13.net</link>
    <description>Bitlis  haberleri ile ilgili son dakika gelişmeleri, en sıcak haberler ve geçmişten bugüne tüm detayları Bitlis Haber sayfasından takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bitlishaber13.net/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 28 Jun 2026 06:16:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Zıvanadan çıkmak deyimi nereden geliyor? İşte anlamı ve hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/zivanadan-cikmak-deyimi-nereden-geliyor-iste-anlami-ve-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/zivanadan-cikmak-deyimi-nereden-geliyor-iste-anlami-ve-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta sıkça kullanılan "zıvanadan çıkmak" deyimi, çok sinirlenmek, kontrolünü kaybetmek veya denetlenemez hale gelmek anlamında kullanılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki, bu deyimin kökeni nereden geliyor? İşte "zıvanadan çıkmak" deyiminin anlamı ve halk arasında anlatılan hikâyeleri…</p>

<p><strong>Zıvana ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Zıvana kelimesi, Farsçadan Türkçeye geçmiş olup "iki ucu açık küçük boru, içine bir şey geçirilen delik veya bu deliğe geçirilen mil" anlamına geliyor. Mekanik sistemlerde parçaların birbirine bağlanmasını sağlayan önemli bir eleman olarak biliniyor.</p>

<p><strong>Deyimin anlamı nedir?</strong></p>

<p>Türk Dil Kurumuna (TDK) göre "zıvanadan çıkmak" deyimi şu anlamlarda kullanılıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çok sinirlenmek, öfkelenmek.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aklını yitirmiş gibi davranmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Denetlenemez bir duruma gelmek.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu nedenle deyim, kişinin öfkesine hâkim olamayarak beklenmedik tepkiler vermesi veya olayların kontrolden çıkması durumlarını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Deyimin kökenine dair anlatılanlar</strong></p>

<p>"Zıvanadan çıkmak" deyiminin kökeniyle ilgili kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, halk arasında anlatılan birkaç farklı rivayet yer alıyor.</p>

<p>İlk anlatıma göre zıvana, kapıların açılıp kapanmasını sağlayan menteşe sisteminin önemli bir parçasıdır. Zıvana yerinden çıktığında kapı ayakta duramaz ve işlevini kaybeder. Deyimin de buradan hareketle, kişinin kontrolünü kaybetmesini anlatmak için kullanılmaya başlandığı ifade ediliyor.</p>

<p>Bir başka rivayete göre ise 1960'lı yıllarda İstanbul'da trafik polislerinin görev yaptığı metal koruma bölmesine "zıvana" adı veriliyordu. Halk arasında, öfkelenen polislerin "Beni zıvanadan çıkarma" sözünü kullandığı ve deyimin zamanla yaygınlaştığı anlatılıyor. Ancak bu görüşü doğrulayan güçlü tarihî kaynaklar bulunmuyor.</p>

<p>Üçüncü anlatım ise değirmen taşlarına dayanıyor. Değirmen taşlarını bir arada tutan zıvananın yerinden çıkmasının ancak çok büyük bir zorlamayla mümkün olduğu, taşlar dağıldığında ise sistemin tamamen işlevsiz hale geldiği belirtiliyor. Deyimin de buradan doğduğu rivayet ediliyor.</p>

<p><strong>Halk etimolojisi olarak değerlendiriliyor</strong></p>

<p>Dil uzmanları, bu tür köken anlatılarının büyük bölümünü "halk etimolojisi" olarak değerlendiriyor. Yani deyimin gerçek kökeni kesin olarak bilinmese de, zaman içinde toplum tarafından oluşturulan açıklamalar kuşaktan kuşağa aktarılıyor.</p>

<p>Bugün "zıvanadan çıkmak" deyimi, bir kişinin öfkesini kontrol edememesi, aşırı tepki vermesi ya da olayların kontrolden çıkması anlamında yaygın şekilde kullanılmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Tahir Tanrıkulu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/zivanadan-cikmak-deyimi-nereden-geliyor-iste-anlami-ve-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/zivanadan-cikmak-deyimi-nereden-geliyor-iste-anlami-ve-hikayesi.webp" type="image/jpeg" length="48325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karat nedir? Değerli taşlarda nasıl belirlenir?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/karat-nedir-degerli-taslarda-nasil-belirlenir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/karat-nedir-degerli-taslarda-nasil-belirlenir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mücevher ve pırlanta dünyasında sıkça duyulan karat (ct), değerli taşların ağırlığını ölçmek için kullanılan özel bir ölçü birimidir. Bir karat, 0,2 gram (200 miligram) ağırlığa eşittir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle pırlanta, elmas, yakut, zümrüt ve safir gibi değerli taşların ağırlıkları karat cinsinden ifade edilir.</p>

<p><strong>1 karat kaç gramdır?</strong></p>

<p>Karatın gram karşılığı şöyledir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>1 karat = 0,20 gram</p>
 </li>
 <li>
 <p>5 karat = 1 gram</p>
 </li>
 <li>
 <p>0,50 karat = 100 miligram</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>2 karat = 0,40 gram</p>
 </li>
</ul>

<p>Mücevher sektöründe karat değeri genellikle "ct" kısaltmasıyla gösterilir.</p>

<p><strong>Karat kelimesi nereden geliyor?</strong></p>

<p>Karatın kökeni, keçiboynuzu ağacının tohumlarına dayanır.</p>

<p>Keçiboynuzunun Yunanca adı olan <em>keration</em> zamanla "karat" sözcüğüne dönüşmüştür. Eski dönemlerde keçiboynuzu çekirdeklerinin ağırlıklarının birbirine çok yakın olması nedeniyle kuyumcular ve tüccarlar bu tohumları ölçü birimi olarak kullanıyordu.</p>

<p>Yüzyıllar boyunca elmas ve değerli taşlar bu çekirdeklerle tartılmış, zamanla modern karat sistemi ortaya çıkmıştır.</p>

<p><strong>Değerli taşlarda karat neyi ifade eder?</strong></p>

<p>Karat, taşın ağırlığını ifade eder. Karat yükseldikçe taş genellikle daha büyük ve daha değerli kabul edilir.</p>

<p>Ancak yüksek karat her zaman daha değerli anlamına gelmez. Bir taşın değeri yalnızca ağırlığına göre belirlenmez.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>1 karat yüksek kaliteli bir pırlanta,</p>
 </li>
 <li>
 <p>2 karat düşük kaliteli bir pırlantadan</p>
 </li>
</ul>

<p>daha değerli olabilir.</p>

<p><strong>Pırlantanın değeri nasıl belirlenir?</strong></p>

<p>Pırlantalarda dünya genelinde kabul edilen <strong>4C Kuralı</strong> uygulanır:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Cut (Kesim):</strong> Taşın ışığı yansıtma kalitesi</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Colour (Renk):</strong> Renk derecesi</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Clarity (Berraklık):</strong> İç kusurların durumu</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Carat (Karat):</strong> Taşın ağırlığı</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu dört özellik birlikte değerlendirilerek pırlantanın piyasa değeri belirlenir.</p>

<p><strong>Karat nasıl hesaplanır?</strong></p>

<p>Karat ölçümü hassas kuyumcu terazileriyle yapılır. Taşın ağırlığı miligram düzeyinde ölçülür ve karat karşılığı hesaplanır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>200 mg = 1 karat</p>
 </li>
 <li>
 <p>100 mg = 0,50 karat</p>
 </li>
 <li>
 <p>300 mg = 1,50 karat</p>
 </li>
</ul>

<p>Her karat ayrıca 100 puana bölünür. Bu nedenle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>0,25 ct = 25 puan</p>
 </li>
 <li>
 <p>0,50 ct = 50 puan</p>
 </li>
 <li>
 <p>0,75 ct = 75 puan</p>
 </li>
 <li>
 <p>1,00 ct = 100 puan</p>
 </li>
</ul>

<p>şeklinde ifade edilir.</p>

<p><strong>Karat arttıkça değer neden yükselir?</strong></p>

<p>Büyük ve kaliteli elmaslar doğada daha nadir bulunduğu için karat değeri arttıkça fiyat genellikle katlanarak yükselir. Bu nedenle 1 karatlık bir pırlanta, yarım karatlık bir pırlantanın iki katı değil, bazen dört katı veya daha fazla değere sahip olabilir.</p>

<p>Sonuç olarak karat, değerli taşların ağırlığını gösteren ölçü birimidir. Ancak bir pırlantanın gerçek değerini belirleyen unsur yalnızca karatı değil; kesimi, rengi ve berraklığıyla birlikte değerlendirilen genel kalitesidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Tahir Tanrıkulu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ekonomi, Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/karat-nedir-degerli-taslarda-nasil-belirlenir</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/karat-nedir-degerli-taslarda-nasil-belirlenir.jpg" type="image/jpeg" length="83444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Gemileri yakmak" deyiminin hikayesi nereden geliyor?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/gemileri-yakmak-deyiminin-hikayesi-nereden-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/gemileri-yakmak-deyiminin-hikayesi-nereden-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkçede sık kullanılan deyimlerden biri olan "gemileri yakmak", kişinin geri dönüşü olmayan bir karar vermesi, tüm riskleri göze alması ve eski duruma dönme ihtimalini ortadan kaldırması anlamına gelir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dil Kurumu kaynaklarına göre "gemileri yakmak" deyimi şu anlamlarda kullanılır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Geri dönüşü olmayan kararlar vermek</p>
 </li>
 <li>
 <p>Her türlü riski göze almak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Verdiği karardan dönmesini sağlayacak imkanları ortadan kaldırmak</p>
 </li>
 <li>
 <p>Geriye dönüşü mümkün olmayan bir davranışta bulunmak</p>
 </li>
</ul>

<p>Günlük hayatta bir kişinin tüm seçenekleri geride bırakıp kesin bir karar vermesi durumunda bu deyim sıkça kullanılır.</p>

<p><strong>Deyimin kökeni Tarık bin Ziyad'a (Radiyallahu anhu) dayanıyor</strong></p>

<p>Deyimin ortaya çıkış rivayeti;</p>

<p>Ünlü İslam komutanı Tarık bin Ziyad, komutasındaki ordusu ile birlikte gemilerle bugün adına Cebeli Tarık dediğimiz boğazdan İspanya’ya geçmiş. Tarık bin Ziyad ve askerleri karaya ayak bastıklarında, İspanya kralının yüz bin kişilik bir ordu hazırladığı ve saldırıya geçeceği söylentisi ordu içinde yayılmaya başlamış.</p>

<p>Tarık bin Ziyad , askerlerinin endişe duymaya başladığını fark eder. Bütün askerlerin yüksekçe bir tepeye çıkmasını emreder ve sahilde bıraktığı birkaç askere ise gemilerin yakılmasını söyler.</p>

<p>Tarık b. Ziyad, askerleri ile birlikte bulunduğu tepeden gemilerin alev alev yanışını izlemiş. Durum karşısında ne yapacaklarını şaşıran askerlere dönüp, tarihe iz bırakan şu konuşmayı yapmıştır:</p>

<p>“Gördüğünüz gibi artık geriye dönüşümüzün bir yolu yok. Gemileri yaktık…<br />
Ya gelen İspanya ordusuyla savaşıp ilerleriz, ya da ölürüz. Ona göre savaşın!”</p>

<p>İslam ordusu, İspanya kralının ordusuyla çarpışıp galip gelir. Böylece Endülüs Emevi devletinin temelleri atılmış olur.</p>

<p><strong>Tarihe geçen kararlılığın simgesi oldu</strong></p>

<p>Bu nedenle "gemileri yakmak" deyimi zamanla, bir kişinin geri dönüş ihtimalini ortadan kaldırarak hedefi uğruna tüm riskleri üstlenmesi anlamında kullanılmaya başlanmıştır.</p>

<p>Günümüzde deyim, özellikle iş, eğitim, siyaset ve günlük yaşamda "artık geri dönüş yok" anlamını vurgulamak için kullanılan en yaygın ifadelerden biri olmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Tahir Tanrıkulu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/gemileri-yakmak-deyiminin-hikayesi-nereden-geliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/gemileri-yakmak-deyiminin-hikayesi-nereden-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="67259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnç nedir, nasıl hesaplanır?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/inc-nedir-nasil-hesaplanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/inc-nedir-nasil-hesaplanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Metre sistemi dışında kullanılan en yaygın uzunluk ölçü birimlerinden biri inç'tir, “in” kısaltmasıyla, bazı durumlarda ise (") sembolüyle gösterilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngilizce “inch” olarak geçen bu birim, uluslararası ölçüm sisteminde <strong>1 inç = 2,54 santimetre</strong> olarak kabul edilir.</p>

<p><strong>İnç nasıl hesaplanır?</strong></p>

<p>İnçten santimetreye veya santimetreden inçe dönüşüm oldukça basittir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>İnç → cm: İnç değeri <strong>2,54 ile çarpılır</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>cm → İnç: Santimetre değeri <strong>2,54’e bölünür</strong></p>
 </li>
</ul>

<p>Örnek:</p>

<ul>
 <li>
 <p>10 inç = 10 × 2,54 = <strong>25,4 cm</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p>50 cm = 50 ÷ 2,54 ≈ <strong>19,6 inç</strong></p>
 </li>
</ul>

<p><strong>İnç nerelerde kullanılır?</strong></p>

<p>İnç ölçü birimi özellikle şu alanlarda yaygındır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Televizyon ve monitör ekran boyutları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bilgisayar ve telefon ekranları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boru çapları ve teknik ölçüler</p>
 </li>
 <li>
 <p>ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde günlük ölçümler</p>
 </li>
</ul>

<p>Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde boy ölçüsü bile genellikle feet ve inç olarak ifade edilir.</p>

<p><strong>TV ekranı neden inçle ölçülür?</strong></p>

<p>Televizyonlarda “82 ekran”, “106 ekran” gibi ifadeler aslında ekranın <strong>çapraz köşeden köşeye uzunluğunu</strong> ifade eder. Yani ekranın genişliği ya da yüksekliği değil, köşegen mesafesi ölçülür.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>55 inç TV ≈ 139,7 cm köşegen uzunluğa sahiptir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Özetle inç, özellikle ekran ve teknik ölçümlerde kullanılan ve kolay dönüşümle santimetreye çevrilebilen bir uzunluk birimidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Tahir Tanrıkulu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/inc-nedir-nasil-hesaplanir</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/inc-nedir-nasil-hesaplanir.jpg" type="image/jpeg" length="28228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şubat neden 28 veya 29 gündür? İşte ilginç hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-ilginc-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-ilginc-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gregoryen Takvimi'ne göre yılın ikinci ayı olan şubat, diğer aylardan farklı olarak 28 gün sürer. Ancak her dört yılda bir gelen artık yıllarda bu süre 29 güne çıkar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki şubat ayının neden diğer aylardan daha kısa olduğunu hiç merak ettiniz mi?</p>

<p><strong>Şubat ismi nereden geliyor?</strong></p>

<p>Türkçedeki "Şubat" kelimesi Süryanice "Şabat" sözcüğünden gelir. Batı dillerindeki karşılığı ise Roma mitolojisindeki arınma tanrısı Februus adından türemiştir.</p>

<p>Antik Roma'da kullanılan ilk takvimlerde ocak ve şubat ayları bulunmuyordu. Daha sonra Roma Kralı Numa Pompilius tarafından yaklaşık M.Ö. 700 yıllarında takvime eklenen bu iki ay, yılın sonuna yerleştirildi.</p>

<p><strong>Şubat neden 28 gün çekiyor?</strong></p>

<p>Günümüzde kullanılan Gregoryen Takvimi'nin temeli, Roma İmparatoru Julius Caesar tarafından hazırlatılan Jülyen Takvimi'ne dayanır.</p>

<p>Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüşü tam olarak 365 gün değil, yaklaşık 365 gün 6 saat sürer. Her yıl biriken bu 6 saatlik fark, dört yılda yaklaşık bir güne ulaşır. Takvimin mevsimlerle uyumlu kalabilmesi için bu fazlalık dört yılda bir takvime eklenir ve böylece artık yıl oluşur.</p>

<p>Bu nedenle normal yıllarda şubat 28 gün sürerken, artık yıllarda 29 gün çeker.</p>

<p><strong>Augustus efsanesi</strong></p>

<p>Yaygın anlatımlardan birine göre temmuz ayı adını Julius Caesar'dan almış ve 31 gün olarak belirlenmiştir. Daha sonra Roma İmparatoru Augustus da kendi adını taşıyan ağustos ayının temmuzdan kısa olmasını istememiştir.</p>

<p>Bunun üzerine şubat ayından bir gün alınarak ağustos ayına eklenmiş ve şubatın gün sayısı 29-28 gün düzenine dönüştürülmüştür. Her ne kadar tarihçiler bu anlatımın tamamen doğru olup olmadığını tartışsa da, en bilinen açıklamalardan biri olarak kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>Artık yıl nasıl belirlenir?</strong></p>

<p>Genel kurala göre 4'e tam bölünebilen yıllar artık yıldır ve şubat 29 gün çeker.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2008</p>
 </li>
 <li>
 <p>2012</p>
 </li>
 <li>
 <p>2016</p>
 </li>
 <li>
 <p>2020</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>2024</p>
 </li>
</ul>

<p>yılları artık yıldır.</p>

<p>Ancak bu kuralın istisnaları da vardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>100'ün katı olan yıllar artık yıl sayılmaz.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Fakat 400'e tam bölünebilen yıllar yeniden artık yıl kabul edilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>
 <p>2000 yılı artık yıldır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>1900 ve 2100 yılları artık yıl değildir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu sistem, bir astronomik yılın tam olarak 365,25 gün değil yaklaşık 365,2422 gün sürmesinden kaynaklanan hata payını azaltmak için uygulanmaktadır.</p>

<p><strong>4000 yılı kuralı</strong></p>

<p>Bazı astronomik hesaplamalarda, takvimin daha hassas hâle getirilmesi amacıyla 4000'e tam bölünebilen yılların artık yıl kabul edilmemesi önerisi yer alsa da bu kural günümüzde resmi Gregoryen Takvimi'nin bir parçası değildir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Şubat ayının 28 veya 29 gün sürmesinin temel nedeni, Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüş süresinin tam gün sayısına denk gelmemesi ve takvimin mevsimlerle uyumlu tutulmak istenmesidir. Roma döneminden günümüze uzanan takvim düzenlemeleri sayesinde şubat, yılın en kısa ayı olma özelliğini korumaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Tahir Tanrıkulu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-ilginc-hikayesi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/subat-neden-28-veya-29-gundur-iste-ilginc-hikayesi.jpg" type="image/jpeg" length="24520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Dingo'nun Ahırı" sözündeki Dingo kimdir? İşte bu deyimin ilginç hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/dingonun-ahiri-sozundeki-dingo-kimdir-iste-bu-deyimin-ilginc-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/dingonun-ahiri-sozundeki-dingo-kimdir-iste-bu-deyimin-ilginc-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta sıkça kullanılan “Burası Dingo’nun ahırı mı?” sözü, düzensizliğin ve karmaşanın hâkim olduğu ortamları anlatmak için kullanılan en yaygın deyimlerden biri olarak biliniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Peki, yıllardır kullanılan bu tabirin arkasındaki Dingo kimdi ve bu söz nereden geliyor?</p>

<p><strong>Deyimin anlamı ne?</strong></p>

<p>“Dingo’nun ahırı” deyimi, giren çıkanın belli olmadığı, kontrolsüz, düzensiz ve kalabalık yerleri tanımlamak için kullanılır. Özellikle kurallara uyulmayan, herkesin istediği gibi hareket ettiği ortamlar için halk arasında sıkça tercih edilen bir ifadedir.</p>

<p><strong>Hikâyesi Osmanlı dönemi İstanbul’una dayanıyor</strong></p>

<p>Anlatılanlara göre, atlı tramvayların kullanıldığı dönemde İstanbul’da yolcu taşıyan atlar gün boyunca yoğun şekilde çalışıyordu. Yorulan atların dinlenebilmesi için Taksim civarında bir ahır bulunuyordu.</p>

<p>Bu ahırın işletmecisinin Rum asıllı Dingo isimli bir kişi olduğu rivayet edilir. Tramvaylarda kullanılan çok sayıda at gün içerisinde sürekli olarak ahıra girip çıkıyor, bu nedenle içeride büyük bir hareketlilik yaşanıyordu.</p>

<p><strong>Giren çıkanın hesabı tutulamıyordu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu ahırda atların giriş ve çıkışlarının düzenli şekilde takip edilmediği, bu nedenle zaman zaman karışıklıkların yaşandığı anlatılır. Gün boyunca çok sayıda atın girip çıkması nedeniyle çevrede yaşayanların bu durumu örnek göstererek “Burası Dingo’nun ahırı mı?” demeye başladığı ifade edilir.</p>

<p>Zamanla bu söz, yalnızca ahır için değil; düzensiz, kalabalık ve kontrolsüz tüm ortamları tanımlayan bir deyim haline geldi.</p>

<p><strong>Günümüze kadar ulaştı</strong></p>

<p>Aradan geçen uzun yıllara rağmen “Dingo’nun ahırı” deyimi Türkçedeki yerini korudu. Günümüzde de özellikle karmaşa yaşanan iş yerleri, sınıflar, toplantılar veya kalabalık mekanlar için kullanılmaya devam ediyor.</p>

<p>Kısacası, bugün sıkça kullandığımız bu deyim, İstanbul’daki atlı tramvay döneminden kalan ve halk arasında yaygınlaşarak günümüze kadar ulaşan ilginç bir tarihî anlatıya dayanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mehmet Tahir Tanrıkulu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/dingonun-ahiri-sozundeki-dingo-kimdir-iste-bu-deyimin-ilginc-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/dingonun-ahiri-sozundeki-dingo-kimdir-iste-bu-deyimin-ilginc-hikayesi.JPG" type="image/jpeg" length="76543"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ay'daki kratere adı verilen Kürt alim kimdir?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/aydaki-kratere-adi-verilen-kurt-alim-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/aydaki-kratere-adi-verilen-kurt-alim-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ebul Fida 1273-1331 yılları arasında yaşamış Kürt Filozof ve İslam Tarihçisidir. Ay üzerindeki Abulfeda krateri'nin adı, O'na ithafen verilmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ebu'l Fida 1273-1331 yılları arasında yaşamış Kürt Filozof ve İslam Tarihçisidir.</p>

<p><strong>Ay'daki krater adı nereden geliyor?</strong></p>

<p>Ay üzerindeki Abulfeda krater'inin adı, O'na ithafen verilmiştir. Fotoğrafta, Fransız Filozof René Descartes adına ithafen verilen krateri de görmektesiniz.</p>

<p><img alt="Ay'daki Kratere Adı Verilen Kürt Alim Kimdir 1" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/aydaki-kratere-adi-verilen-kurt-alim-kimdir-1.webp" width="600" /></p>

<p><strong>(Fotoğrafta, Abulfeda krateri'nin yanısıra Fransız Filozof René Descartes adına ithafen verilen krater de görülmektedir)</strong></p>

<p><strong>Ebu'l Fida kimdir?</strong></p>

<p>Ebu'l Fida, 1273 yılında Şam'da dünyaya geldi. Tarih ve coğrafya dalında ün yapmıştır. Babası Malik el-Efdal, Moğollar'ın istilasından kaçarak Şam'a gelen ve o dönemin ünlü komutanlarından biriydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ebu'l Fida'nın eğitimi oldukça iyi olup, çocukluğunda Kur'an-ı Kerim ve fen ilimlerini öğrenmiştir. Erken yaşta askeri seferlere katılmaya başlamış ve 12 yaşında Hospitalier şövalyeleri'nin elinde bulunan Markab kalesinin kuşatmasında Hama Emiri refakatinde yer almıştır.</p>

<p>Daha sonra çeşitli kalelerin fethine katılmış ve Memlüklü Sultanı Baybars'ın ordusunda görev almıştır.</p>

<p>1299'da Hama Emirliği Memlükler Devleti'nin bir parçası haline gelmiş ve Ebu'l Fida, Memlükler Şam valisi idaresi altında Hama'nın idaresini almıştır.</p>

<p><img alt="Ay'daki Kratere Adı Verilen Kürt Alim Kimdir-1" class="detail-photo img-fluid" height="609" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/aydaki-kratere-adi-verilen-kurt-alim-kimdir-1.JPG" width="761" /></p>

<p>1312'de ise Hama şehrinin idarecisi olarak atanmış ve Melik us-Sahn unvanı verilmiştir. Kendisi aynı zamanda bilimsel çalışmalara da ilgi göstermiş ve edebiyat insanlarına, bilim adamlarına destek olmuştur.</p>

<p><strong>Bilimsel çalışmalarıyla tanındı</strong></p>

<p>Ebu'l Fida'nın en ünlü eseri Muhtasaru Tarih il-Beşer adlı eseridir. Bu eser İbn Esir'in El-Kamil fit Tarih adlı eserinin devamı niteliğindedir ve Hz Adem’den başlayarak 1328 yılına kadar olan olayları içermektedir.</p>

<p>Ayrıca 1316-1321 tarihleri arasında yazdığı Takvim ül Buldan adlı coğrafya kitabı da önemlidir. Bu kitap genel coğrafya bilgilerini içermekte olup, dünyanın denizlerini, dağlarını, ırmaklarını ve göllerini anlatmaktadır. Ayrıca Avrupa'da da yayınlanmıştır. Başka bir eseri olan Kunaş adlı kitabı tıp üzerinedir.</p>

<p>Ebu'l Fida, 1331 yılında Hama'da vefat etmiş olup, yerine oğlu Efdal Muhammed Hama Emirliği'ne gelmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat, Teknoloji</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/aydaki-kratere-adi-verilen-kurt-alim-kimdir</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/aydaki-kratere-adi-verilen-kurt-alim-kimdir.png" type="image/jpeg" length="10574"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Osmanlı tokadı nedir? Gerçekten öldürücü müydü?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/osmanli-tokadi-nedir-gercekten-oldurucu-muydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/osmanli-tokadi-nedir-gercekten-oldurucu-muydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı tokadı, halk arasında Osmanlı askerlerinin yakın dövüşte kullandığı çok güçlü bir tokat tekniği olarak bilinir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rivayetlere göre özellikle savaş sırasında silahsız kalınan durumlarda düşmanı etkisiz hale getirmek amacıyla kullanıldığı anlatılmaktadır. Bu kavram zamanla Osmanlı gücünü ve savaşçılığını simgeleyen bir ifade haline gelmiştir.</p>

<p><strong>Tarihsel gerçekler ve rivayetler</strong></p>

<p>Osmanlı tokadıyla ilgili anlatıların önemli bir bölümü sözlü kültüre ve halk arasında aktarılan hikâyelere dayanmaktadır.</p>

<p>Osmanlı askerlerinin çocukluktan itibaren mermer tokatlayarak eğitim aldığı veya yalnızca belirli birliklerin bu konuda özel eğitim gördüğü yönündeki iddiaları doğrulayan güçlü tarihî belgeler sınırlıdır. Bu nedenle söz konusu anlatımların bir kısmı tarihsel gerçeklerden çok efsane niteliğinde değerlendirilmektedir.</p>

<p><strong>Osmanlı tokadı ismi nereden gelmektedir?</strong></p>

<p>Osmanlı tokadı, silahsız bir savaş sanatı olarak literatürde yerini almıştır. Ancak bu kavramın ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir rivayete göre Osmanlı'nın kurucusu Osman Bey'in bir tartışma sırasında hiddetlenerek attığı bir tokat sonucu, tokadı yiyen kişinin oracıkta ölmesi üzerine söylenmeye başlanmış olduğu iddia ediliyor.</p>

<p><strong>Sadrazam Hafız Ahmed Paşa'nın kendisine saldıran iki yeniçeriyi iki tokatla öldürmesi...</strong></p>

<p>Bazı tarihçilere göre ise Osmanlı tokadı, IV.Murad'ın 1632'deki ayak divanında, Sadrazam Hafız Ahmed Paşa'nın kendisine saldıran iki yeniçeriyi iki tokatla öldürmesinden gelmekte.</p>

<p>Kavram olarak ne zaman ortaya çıkmış olursa olsun, 'Osmanlı Tokadı' Osmanlı askerlerinin silahsız saldırı yada savunma konusunda her zaman kullandıkları ve geliştirdikleri bir vuruş türü olmuştur.</p>

<p>Etkili bir şekilde atıldığında öldürücü olabilen 'Osmanlı Tokadı' çıkardığı ses ve oluşturduğu basınç dolayısıyla da oldukça zarar verebiliyor, bunun yanında kulağa denk geldiğinde kulak zarını patlatabiliyordu.</p>

<p>El ve kolun açısız, omuzdan hızla hareketiyle hedeflenen noktaya elle yapılan temasla yapılır, en çok yüzün her iki yanına ve enseye, bilek veya dirsek kırılmadan omuzdan güç alınarak büyük bir hızla atılırdı.</p>

<p>Ancak asıl 'Osmanlı Tokadı' burnu hedef alacak şekilde yüzün tam ortasına, avuç içini germeden burun ucuna denk gelecek şekilde atılırdı.</p>

<p>Bu şekilde kafatasının göz çukurkarında kalan kısımları kırılarak beyne saplanır, böylece ölüme yol açardı.<strong> </strong></p>

<p><strong>Öldürücü olduğu iddiaları</strong></p>

<p>Güçlü bir darbenin ciddi yaralanmalara neden olabileceği bilinse de, bir tokadın düzenli olarak ölümcül sonuçlar doğurduğu yönündeki iddialar tarihçiler tarafından kesin şekilde doğrulanmış değildir.</p>

<p>Uzmanlar, Osmanlı tokadına ilişkin anlatıların önemli bölümünün zaman içinde abartılarak efsaneleştirildiğini belirtmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cengiz Tontaş</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/osmanli-tokadi-nedir-gercekten-oldurucu-muydu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/06/osmanli-tokadi-nedir-gercekten-oldurucu-muydu.jpg" type="image/jpeg" length="87232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük tarihi İslam mezarlığına bahar yoğunluğu]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı olan Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı, ilkbaharla birlikte yerli ziyaretçilerin akınına uğradı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük tarihi İslam mezarlığında ziyaretçi yoğunluğu başladı. UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde bulunan ve en büyük Türk İslam Mezarlığı unvanına sahip Bitlis'in Ahlat ilçesindeki Selçuklu Meydan Mezarlığı’nda ilkbahar mevsimiyle birlikte ziyaretçi yoğunluğu başladı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="402" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/3J5cMgTQx8E" title="Dünyanın en büyük tarihi İslam mezarlığına bahar yoğunluğu" width="712.778"></iframe></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Anadolu'nun Orhun Abideleri olarak da bilinen ve bünyesinde 10 binden fazla mezar bulunduran 210 dönümlük dünyanın en büyük Türk İslam Mezarlığı, ilkbahar mevsimiyle birlikte Türkiye’nin birçok ilinden ziyaretçileri ağırlıyor.</p>

<p><img alt="Dünyanın En Büyük Tarihi İslam Mezarlığına Bahar Yoğunluğu 1" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/05/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu-1.jpg" width="1920" /></p>

<p>Üzerlerindeki kabartmalar, motifler, oymalar, kitabeler ve yazılarla tarihe ışık tutan abidevi mezar taşları, ziyaretçilerini adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.</p>

<p>İstanbul’dan gelen ziyaretçi Muhammed Niyazi Dağ, tarihi Selçuklu Meydan Mezarlığı’ndan çok etkilendiklerini söyledi.</p>

<p><img alt="Dünyanın En Büyük Tarihi İslam Mezarlığına Bahar Yoğunluğu 2" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/05/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu-2.jpg" width="1920" /></p>

<p>Dağ, "İstanbul'dan geldik. Türk tarihi için çok önemli bir yer olan Ahlat Selçuklu Mezarlığını görmek nasip oldu. Çok güzel bir yer. Tarihimiz açısından çok önemli bir yer. Bitlis'in, Tatvan'ın, Van'ın doğal güzelliklerini, tarihi güzelliklerini geziyoruz. Burayı da görmek bizim için çok keyif verici bir anı oldu. Mezar taşları çok etkileyici tabii ki yani orada tek tek tarihi bilgilerin yer aldığı, tarihin burada kayıt altına düşürüldüğü taşlara yazıldığı çok etkileyici bir alan. Etkilenmemek elde değil. Çok etkileniyor insanı" dedi.</p>

<p><img alt="Dünyanın En Büyük Tarihi İslam Mezarlığına Bahar Yoğunluğu 3" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://bitlishaber13net.teimg.com/bitlishaber13-net/uploads/2026/05/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu-3.jpg" width="1920" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bitlis, Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/05/dunyanin-en-buyuk-tarihi-islam-mezarligina-bahar-yogunlugu-3.jpg" type="image/jpeg" length="27045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihte Bugün: 26 Nisan’da Neler Oldu?]]></title>
      <link>https://www.bitlishaber13.net/tarihte-bugun-26-nisanda-neler-oldu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bitlishaber13.net/tarihte-bugun-26-nisanda-neler-oldu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[26 Nisan, tarihe hem Türkiye’den hem de dünyadan önemli olaylarla damga vurdu. Çernobil faciasından Guernica bombardımanına kadar birçok kritik gelişme bu tarihte yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>26 Nisan tarihinde hem Türkiye hem de dünya tarihinde önemli gelişmeler yaşandı.</p>

<p>1912 – İlk kez bir Osmanlı pilotu olan Fesa Bey (Evrensev), Osmanlı tayyaresi ile Türk toprakları üzerinde uçuş gerçekleştirdi.</p>

<p>1937 – Guernica Bombardımanı: İspanya İç Savaşı sırasında, Nazi Almanyası’na bağlı hava unsurlarının Bask bölgesindeki Guernica kentini bombalaması tarihe geçti.</p>

<p>1961 – Yüksek Seçim Kurulu kuruldu.</p>

<p>1964 – Tanganika ve Zanzibar’ın birleşmesiyle Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti kuruldu. Julius Nyerere ülkenin ilk Cumhurbaşkanı oldu.</p>

<p>1967 – Pablo Picasso’nun bir eseri, o dönem yaşayan bir sanatçı için rekor fiyata satıldı.</p>

<p>1971 – Türkiye’de 11 ilde sıkıyönetim ilan edildi, bazı örgütler kapatıldı.</p>

<p>1979 – İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.</p>

<p>1986 – Çernobil Nükleer Felaketi yaşandı. Ukrayna’daki patlama milyonlarca insanı etkilerken Türkiye de radyasyondan etkilenen ülkeler arasında yer aldı.</p>

<p>1991 – İstanbul Çavuşoğlu Lisesi, Dünya Liselerarası Basketbol Şampiyonu oldu.</p>

<p>1994 – Güney Afrika’da yapılan ilk çok ırklı seçimleri Nelson Mandela kazandı. Aynı yıl bir Çin uçağı Japonya’da düştü, 264 kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>2004 – Karadeniz’de artan kanser vakaları nedeniyle Çernobil sonrası dönem yeniden gündeme geldi ve bazı yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2005 – Polis kadroları ve ilahiyat mezunlarının polis olabilmesine ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi.</p>

<p>2010 – Mardin’in Mazıdağı ilçesindeki Bilge Köyü katliamı davasında sanıklara ağır cezalar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Alev Yaşar</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Kültür Sanat</category>
      <guid>https://www.bitlishaber13.net/tarihte-bugun-26-nisanda-neler-oldu-1</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bitlishaber13net.teimg.com/crop/1280x720/bitlishaber13-net/uploads/2026/04/tarihte-bugun-26-nisan.webp" type="image/jpeg" length="93543"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
