bitlis haber portalı

Bitlisli Aydınlarımızdan Yücel OTO ile Söyleşi

Röportaj18 Ağustos 2014 13:14
Bitlisli Aydınlarımızdan Yücel OTO ile Söyleşi
A
a

Bitlisli Aydınlarımızdan Yücel OTO ile sizler için bir söyleşide bulunduk.

Sayın OTO biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ömrümün 40 yıllını Memleketim Bitlis’te, 6 yıl 4 ayını doğduğum kentten bedenen uzak, ruhen uzaklaşmadan İstanbul da yaşıyorum. 17 yıldır evliyim, 2 kız çocuğum var. Bugüne kadar birçok sivil toplum örgütünde çeşitli kademelerde görev aldım. Halen çeşitli sivil toplum örgütlerinde çalışmalarıma devam etmekte olup, aynı zamanda esnaflık yapmaktayım.

Sayın OTO anlaşılacağı üzere uzun süredir çeşitli sivil örgütlenmelerin içerisinde bulunmuşsunuz, Bitlis’in Sivil Örgütlenme anlamında hangi aşamada olduğunu bize kısaca anlatabilirmisiniz?

STK' lar çeşitli kişilerin bir araya gelerek mevcut problemleri çözmek adına, projeler üreten ve kar amacı gütmeyen, kurumsal kimliğe sahip oluşumlardır. Kuruluş konuları farklılıklar gösterse de hepsinin dayandığı temel ilke "Birlikten Güç Doğar" ilkesidir. Bu anlamda İstanbul’da yaşadığım süre içerisinde eski bir Tekel Emekçisi olarak sendikal örgütlenmeden başlayarak,

(BETAV) Bitlis Eğitim ve Tanıtım Vakfı Üyeliği,

(BİKAV) Bitlis Kalkınma Vakfı Üyeliği,

( MABDER) Maltepe Bitlisliler Derneği Yön. Kurulu Üyeliği,

( BİDEF) Bitlis Dernekler Federasyonu Genel Başkan Vekili,

(BİGİAD) Bitlis Genç İş Adamlar Derneği Yön. Kurulu Yedek Üyeliği,

(BEDD) Bedensel Engeliler Dayanışma Derneği Gönüllü Üyeliği,

(ÇATDER) Çatal söğüt Bitlisliler Dermeği Üyeliği,

(ÇİĞDER) Çiğ köfteciler derneği Üyeliği,

Sıralamayı üyelik başlangıcına göre yazdım.

Bitlis Sivil Örgütlenme anlamında özelikle İstanbul’da çok iyi bir noktada fakat Bitlis’te durum maalesef aynı değil. Sivil örgütlenmelerin, illerin kendi merkezlerinde çok güçlü olması gerektiği kanaatindeyim. Bitlis’in bu anlamda ciddi bir eksiklik içerisinde olduğunu söylemekte sakınca görmüyorum.

Sayın OTO BİDEF dediniz de BİDEF’le ilgili neler söylemek istersiniz?

BİDEF’te 5 aylık genç bir yönetim kadromuz var. Federasyonumuza üye 50 derneğimiz var. Üye derneklerimizle ilişkilerimizi güçlendirip, ortak yeni projeler üretme çabası içerisindeyiz. Genel Başkan Vekili olarak bir şeyler söylemek için daha çok erken…

Sayın OTO uzun süredir sizi takip ediyoruz, takip ettiğimiz kadarıyla Bitlisliler tarafından sevilen ve çalışmaları takdir edilen birisiniz bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Biz Bitlisliler çok ince eler, sık dokuruz, kolay kolay kimseyi sevip övmeyiz. Eğer benim gıyabımda böyle bir düşünce ve izlenim var ise inanın benim için hayatımın en anlamlı durumu olur. Her an, her yerde, her alanda memleketime bir şeyler katabilme çabası içerisindeyim. Şunu tüm samimiyetimle söyleyeyim ben farklı bir Bitlisliyim. Benim için Bitlis total bir kavramdır. 7 ilçemiz bu ilçelere bağlı 344 köy hepsi Bitlislidir. Ben kendimi burada farklı görüyorum hepsine eşit mesafeden bakarak yaklaşabiliyor, sevebiliyorum. Buda İstanbul’da hemşerilerim tarafından kabul edilmiştir. Bitlis için bir hayalim var. Bu hayalimi projelendirip mutlaka hayata geçireceğim. Bu projem 13 il ve 13 ülkenin folklor ekiplerini Bitlis’te 5 günlük festivale davet edip ilimize gelecek olan 1000’e yakın folklorcu, yönetici, estrumancı ve turistin ekonomik sosyal ve tanıtım anlamında Bitlis’e sunacağı katkının keyfini yaşamak istiyorum.

Sayın OTO eski bir Tekel çalışanı olarak Tekel’in kapatılmasının Bitlis’e yansımalarını birde sizden dinleyebilirmiyiz?

Değerli hemşerilerim TEKEL’in kapanmasıyla birlikte Bitlis, tek böbrekle yaşayan bir insan gibi, önemli bir organı eksik, bir şehre dönüşmüştür.

TEKEL; Bitlis ve Bitlis gibi sanayiden yoksun bir kentte insanlarımızın umut kapısıydı. Bu kapının kapanması umudun sönmesidir. Umutsuzluğun başlangıcıdır. Umutsuz insanın ne yapacağı beli olmaz. Tekel 80 yıldır 100 binleri doyurdu. 100 binlere umut olmuştu. Bu yazıyı okuyan her 10 kişiden 8’i Tekel’in ekmeğiyle büyümüştür. Tekel’in kapanması konusunu okuyanlardan, emeği olup ta yüzü kızaranın kaç kişi olduğunu merak ediyorum. Görmek isterdim.

Ankara’da günlerce süren eylemlerimizde acıdır ki merkezi hükümet sesimizi duymamak için resmen kulağına pamuk tıkadı. Emniyet güçleri bizleri tazyikli sularla, biber gazları ve coplarla dizginlemeye çalışsa da hakkımızı arayıp, sonuna kadar mücadelemizi verdik.

Bir defasında hiç unutmam özelleştirme idaresinin önünde yine bir eylemde iken Ankara Milletvekilimiz Tekin Bingöl ile Bitlisli Milli Sporcularımızdan Serdar Durer’de destek vermek için yanımızdaydılar. Biber gazından, emniyet güçlerinin coplarından onlarda nasibini almıştı. Süreç içerisinde bizlere destek veren tüm hemşerilerimize minnettarız. Tüm hemşerilerimize rağmen hükümet kulağını tıkadı ve geri kalmış bir kent olan Bitlis’in daha da her şeyden geri kalmasını sağlamış oldu.

Hiç kimse şunu unutmasın bu hastayı tek böbrekle yaşamaya mahkûm eden, hastanın yaşam kalitesinin düşmesinden ölümüne kadar vebal altındadır. Bir sürü insanın ahı alınmıştır. Ben hakkımı haram ediyorum.

Tekel kapatılmadan önce Bitlis bir panayır yeri gibiydi. Tekel kapatıldıktan sonra sanki bir ölü toprağı Bitlis’in üzerine serpildi.

Yani sözün özü Tekel Bitlis için çok büyük kayıp olmuştur.

Tekel Bitlis için ne kadar önem arz ediyor ise, şahsım içinde aynı önemi taşıyor. Tekel için Ankara’nın ayazında -5 derecede ve beton üzerinde battaniyelere sarılıp uyduğumu, açlık grevlerinde aç kalmanın zorluğunu, ömrümde ilk defa tekel için kollarıma vurulan kelepçeyi, karakolların soğuk nezarethanelerinde geçirdiğim geceleri ve bende ilk kez yaşattığı duyguları anlatsam saatlere, yazsam sayfalara sığmaz.

Sayın OTO Bitlis’in gençliği ile ilgili, özelikle son süreçte artan uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Belki vereceğim cevap uçuk gelecek ama “UMUTSUZLUĞUN TOHUMUDUR UYUŞTURUCU” Hiç bir fabrikamız yok, iş yok, aş yok, yok’un yok’a karıştığı bir kentte olacağı budur. Uyuşturucunun başlangıç tarihini lütfen resmi mercilerden alarak söylediklerimin doğruluğunu netleştirin. Tekelin kapanmasıyla uyuşturucu Bitlis’te prim yapmış, hatta uçmuştur.

Sayın OTO metropollere göç eden hemşerilerimizin yaşamlarında ne tür olumsuzluklar yaşanıyor? Bizlere bir aydın gözü ile ifade edermisiniz?

Göç her zaman için kendi içinde birçok sorunu barındıran bir kavramdır. Zorunlu olarak şartları olgunlaşmadan koşular gereği yaşam yeri değişmek zorunda kalan insanlar, gittiği yerlere kendi yaşayacakları sorunlara paralel etrafına da sorun saçarlar. Bugün metropollerdeki olumsuzlulara bakınca Anadolu’dan gelen insanların ekonomik olarak yaşadıkları sıkıntılara endeksli kabul edilmeyecek sorunlarla baş başa kalıyorlar. Bireyler metropol yaşamına entegre olamayınca kendi dünyalarına yakın karanlık, kötü, olumsuz koşullara sürüklenerek kendileriyle beraber çevresinde yaşayan insanların dengesini bozmak zorunda kaldıklarını görüyoruz. Göçün önlemi insanların doğdukları yerlerde yaşamlarını idame ettirebilecekleri şartların hazırlanmasıyla önü alınacak bir sorun olarak görülmeli, Bitlis gibi şehirlerin Tekel gibi umut kapılarını kapatmak yerine daha fazla üretime dayalı umut kapılarıyla göç kapısı kapanır diye düşünüyorum.

Sayın OTO hemşehrilerimizin baba, ata topraklarına dönüşleri sizce önümüzdeki günlerde mümkün olabilirmi?

Buna vereceğim cevap çok kısa olacak giden hiç bir Bitlisli ruhen oradan ayrılmamış ki geri dönmeyi düşünsün. Göç eden her Bitlislinin ruhu zaten Bitlis'tedir.

Sayın OTO son olarak söylemek istediğiniz bir şey varmı?

Sizlere çok teşekkür ediyorum. Başarılarınızın devamını ve kolaylıklar diliyorum.

Bize zaman ayırdığınız ve sorularımızı cevaplandırdığınız için biz teşekkür ederiz.

Röportaj: Mahmut ÇOĞALTAY

arşiv HABER ARŞİVİ
Haber İhbarı
Nöbetçi Eczaneler

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.