Kararla birlikte okullarda çocukların kendi inanç dünyalarına dair etkinlikler düzenlemesi, ilahiler, kültürel programlar, dayanışma vurgusu, okullarda ve evlerde Ramazan süslemeleri, Ramazana ve Ramazan ayına dair oluşan manevi iklim…

Yeniden kültürel kodlarına dönüş yapan genç nesiller, bu etkinliklere toplumun her kesiminden ve ailelerden gelen yoğun destekler, bazı çevrelerin balans ayarlarını bozdu.

Türkiye’de ne zaman İslam’a, Müslümanların inancına, bu toplumun mayasına dair bir adım atılsa, birileri adeta alarma geçiyor. Koro halinde başlıyorlar “Aman ha laiklik elden gidiyor” nutukları çekmeye.

Bunların başını KEMALİZM’in CHP’si çekse de son 40 yıldır bu zihin kodlarıyla oluşturulan APOİZM’in günümüzün siyasi versiyonu DEM’de aynı teraneyi sürdürüyor.
Aslında bunlar öyle çocuklarımızı düşündüklerinden değil. Mesele bir kültürel etkinlik değil, ideolojik bir rahatsızlıktır.

CHP’nin bu konudaki pozisyonu yeni değil. Yüz yıllık siyasi hafızasında dine karşı mesafeli duruşu bilinen bir hakikat. Bu ülkede ezanın Türkçeleştirildiği, medreselerin kapatıldığı, alimlerin dar ağacına çıkarıldığı, camilerin ahırlara dönüştürüldüğü, inançsal değer ve sembollerin kamusal alandan silinmeye çalışıldığı dönemler hafızalarda hâlâ taptaze. CHP’nin Ramazan etkinliklerinden rahatsız olması tarihsel çizgisi açısından şaşırtıcı bir durum değil.

Ama gel gör ki Kürt halkının haklarını savunduğunu iddia eden DEM’in aynı rahatsızlık çizgisinde konumlanması garip değil midir? Yıllardır “Kürt kimliği”, “Kürt dili”, “Kürt kültürü” üzerinde prim sağlayanlar, mesele Kürdün inancı olunca, düşmanlıklarını gizleme ihtiyacını bile hissetmiyorlar.

Ne kadar gayri ahlaki oluşum varsa, cinsel sapkınlık varsa, destekliyorlar. Hatta bunları Meclis’e taşıyor, Kürt gençlerini bunların fantazilerine kurban ediyorlar. Ama Müslüman Kürdün inancına yönelik bir adım oldu mu açıktan karşı çıkıyorlar.

Bu saldırılar ne ilktir ne de son olacak. Geçtiğimiz günlerde Meclis’te DEM’li vekilin Ramazan etkinliklerinin, toplu camiye gitmenin laikliğe aykırı diye karşı çıkması, DEM genel merkezinin, Ramazan etkinliklerinin yasaklanmasını istemesi, aslında niyetlerinin, varmak istedikleri nihai hedeflerinin ne olduğunu açıklamak için yeterli bir sebeptir.

Fakat şunu unutuyorlar. Kürdler tarih boyunca bu coğrafyada inançlarıyla varolmuşlar ve bundan sonra da varolmaya devam edecekler. Zilan’ları, Dersim’leri, Koçgiri’leri, Susa’ları, Başbağlar’ı yaşamışlar ama asla ne dininden ne de dilinden taviz vermemişler ve vermeyecekler de.

Çatılardan gelen sessiz ölüm
Çatılardan gelen sessiz ölüm
İçeriği Görüntüle

Adına “çağdaşlık”, “özgürlük”, “Demokrasi” denilen hiçbir ideolojik proje, bu halkı inancından koparamadı, koparamayacaktır. Kürt halkı da yüzyıllardır bu coğrafyada İslam’la yoğrulmuş bir toplumsal hafızaya sahiptir. Bu toplumsal hafızayı silmeye hiç kimsenin ama hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.

Selahaddin’in torunları artık uyanıyor. Tarihteki misyonuna, inançsal kimliğine, kardeşlik ruhuna, Mescid-i Aksa’yı özgürleştirme sevdasına yeniden dönüş yapıyor. Kimsenin kendisini bir aparat olarak kullanmasına fırsat vermeyecektir. Selam ve dua ile…

Kaynak: HABER MERKEZİ