Siyonist rejimin Mescid-i Aksa’yı bir ayı aşkın süredir ibadete kapalı tuttuğu belirtilirken, kararın ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik saldırılarının ardından alındığı bildirildi.

Mardin Kudüs Platformu Üyesi Abdulaziz Önen, Mescid-i Aksa’nın bir ayı aşkın süredir Müslümanların ibadetine kapalı tutulmasına tepki göstererek, İslam ümmetinin bu duruma karşı yeterli tepkiyi vermediğini belirtti.

Konuya ilişkin İLKHA mikrofonuna konuşan Önen, Kudüs’ün üç semavi din açısından kutsal bir şehir olduğunu ifade ederek, İslam tarihindeki huzur ve adalet ortamına dikkat çekti.

Müslüman devletlerin ve devlet başkanlarının daha güçlü tepki vermesi gerektiğini dile getiren Önen, devlet başkanlarının ortak hareket etmesi halinde bu tür gelişmelerin yaşanmayacağını ifade etti.

"Mescid-i Aksa, Müslümanların idaresi altında olduğu dönemlerde hiç kimseye kapatılmamıştır"

Önen, Mescid-i Aksa’nın önemine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Mescid-i Aksa, Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ın etrafını mübarek kıldığını bildirdiği bir mescit, bir mekândır. Allahü Teâlâ onun kutsiyetini bizzat bizlere açıkça bildirmektedir. Bu bağlamda, Peygamber Efendimiz Aleyhisselam, henüz Mekke’deyken Miraç hadisesi gerçekleşmiştir. Allah’ın Resûlü Kudüs’e getirilerek, Cebrail Aleyhisselam ile birlikte Mesicid-i Aksa'ya getirildi. Oradan da Miraca yükselerek Allahü Teâlâ’nın huzuruna çıkmıştır. Peygamberlerin büyük bir kısmı da bu mübarek beldeye uğramış ve orada yaşamıştır. Aynı zamanda burası yalnızca Müslümanlar için değil; Hristiyanlar ve Yahudiler için de kutsal bir mekândır. Ancak Müslümanların idaresi altında olduğu dönemlerde hiç kimseye kapatılmamıştır. Hazreti Ömer döneminde Kudüs fethedilmiş; orada yaşayan Hristiyanlar ve Yahudiler huzur içinde hayatlarını sürdürmüş, Mescid-i Aksa çevresinde yaşamaya devam etmişlerdir. Ancak Hazreti Ömer’den sonra gerçekleşen Haçlı Seferleri sırasında Kudüs işgal edilmiştir. Yaklaşık 80 yıl boyunca Haçlıların elinde kalmıştır. Haçlılar şehre girdiklerinde büyük katliamlar yapmış; Müslümanları ve Yahudileri öldürmüşlerdir. Rivayetlere göre, şehre giren komutanın gönderdiği mektuplarda, atların Mescid-i Aksa’da insanların kanı içinde yürüdüğü ve kanın dizlerine kadar ulaştığı ifade edilmektedir. Bu durum, Müslümanların adalet anlayışı ile Haçlıların uygulamaları arasındaki farkı açıkça ortaya koymaktadır."

Önen, "Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizlerin Kudüs’ü işgal etmesi ve sonrasında Yahudilerin bölgeye yerleştirilmesiyle birlikte, maalesef 1948 yılında işgal rejimi israilin kurulması Müslümanlar açısından büyük eziyetlere ve sıkıntılara yol açmıştır. O günden bugüne Müslümanlar bölgede birçok zorluk yaşamaktadır. Mescid-i Aksa, hadislerde de belirtildiği üzere Müslümanlar için büyük bir öneme sahiptir. İslam’da üç kutsal mescit vardır: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dır. Bu nedenle Mescid-i Aksa bizim için son derece kıymetli ve değerlidir." dedi.

"Mescid-i Aksa’yı yıkmaya çalışıyorlar"

23 yıllık kan davası barışla son buldu
23 yıllık kan davası barışla son buldu
İçeriği Görüntüle

Uzun yıllar sonra Mescid-i Aksa'nın Müslümanlara kaptıldığını belirten Önen, "Bunların, Allah tarafından lanet edildiği Kur’an’da yer almaktadır. Bu kavim, sadece Müslümanların düşmanı değil; kendilerine bir mevki verildiğinde nesli ve ekini ifsat eden bir kavimdir. İşgal rejimi bilindiği kadarıyla da mescidin altında zaman zaman kazı çalışmaları yapmakta ve Mescid-i Aksa’nın altında sözde tarihi yapılar aramaktadır. Bu durum Müslümanlar arasında endişeye sebep olmaktadır. Aslında Mescid-i Aksa’yı yıkmaya çalışıyorlar. Malum olduğu üzere zaman zaman mescidi Müslümanlara kapatan işgal rejimi, uzun yıllardan sonra ilk defa bu kadar uzun süreli olarak mescidi Müslümanlara kapatmıştır. Bir aydır Mescid-i Aksa Müslümanlara kapalı durumdadır." ifadelerini kullandı.

Önen, işgal rejimin tepki gösterilerinden ziyade güçten ancak anladığını vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "Elbette biz buradan tepki veriyoruz, ancak bu tepkiler karşılık bulmuyor gibi görünüyor. Bu sadece halkın tepki verdiği bir konu değildir; Müslüman devletlerin ve devlet başkanlarının da güçlü bir tepki vermesi gerekmektedir. Onlar tepki verdiği zaman halklar da doğal olarak harekete geçer. Eğer bir araya gelip ortak tepki verselerdi, bu durum yaşanmazdı. Maalesef Müslüman devletler diyoruz ama yöneticiler bu kutsiyeti yeterince dikkate almıyor. Halklar da bu nedenle böyle düşünmektedir. Çok sayıda İslam ülkesi olmasına rağmen hiçbir zaman tam anlamıyla bir araya gelinmiyor. Bir araya gelseler bile Müslümanların sorunlarına kalıcı çözümler üretilemiyor. Kudüs Platformu olarak defalarca mitingler düzenledik, basın açıklamaları yaptık; ancak karşı taraf bundan anlamıyor gibi görünüyor. Bu konuda daha güçlü bir baskı oluşturulması gerekiyor. Bu baskı ya askeri güçle ya da ekonomik yöntemlerle sağlanmalıdır. Özellikle boykot gibi yöntemler hem halk hem de devletler tarafından etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Boykot onların can damarıdır; bu damarın kesilmesi anlamına gelir. Bu şekilde inşallah bir sonuç alınabilir."

"Aksi takdirde bu tür olaylar devam edecek ve işgal rejimi bundan faydalanacaktır"

Mardin Kudüs Platformu Üyesi Abdulaziz Önen

Mescid-i Aksa için kalıcı çözümün olması gerektiğini söyleyen Önen, "Biz bu durumu kınıyor ve Mescid-i Aksa’nın bir an önce açılmasını istiyoruz. Ancak bugün açılsa bile yarın tekrar kapatılabilir. Bu nedenle kalıcı bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bunun için öncelikle halkların kendi yöneticilerine baskı yapması, tepki göstermesi gerekir. Bu da yöneticilere cesaret verecektir. Ancak bu şekilde Kudüs ya tamamen kurtulur ya da en azından mevcut baskılardan kurtulabilir. Aksi takdirde bu tür olaylar devam edecek ve işgal rejimi bundan faydalanacaktır. Özellikle Gazze’de yaşananlar, ümmetin mevcut durumunu açıkça ortaya koymuştur. Ümmet dağınık bir haldedir; fikirler, kalpler ve düşünceler ayrışmıştır. Ancak Allahü Teâlâ’nın yardımından, gücünden ve kuvvetinden asla şüphemiz yoktur. Yeter ki biz samimi olalım ve üzerimize düşeni yapalım. Müslümanlar tepki gösterip harekete geçtikçe Allahü Teâlâ’nın yardımı da gelecektir." şeklinde konuştu.

"Yakın bir zamanda, zulmün ortadan kalkacağına inanıyoruz ve bunun işaretlerini de görüyoruz"

Önen, Müslümanların birlikte hareket etmesi gerektiğini aktarak, "Müslümanlar meydanlara çıkmalı, birlikte hareket etmelidir. Sivil toplum kuruluşları, cemaatler ve tüm yapılar bir araya gelerek büyük mitingler ve yürüyüşler düzenlemelidir. Bu birliktelik hem tepkiyi güçlendirir hem de boykot gibi uygulamaların daha etkili olmasını sağlar. Üstad Bediüzzaman’ın da ifade ettiği gibi 'İstikbal İslam’ındır.' Allahü Teâlâ ümitsizliği yasakladığı için asla ümitsiz olmayacağız. Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın, Mekke ve Medine’nin mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Herkes bunu bilirse, Allah’ın izniyle bu süreç sona erecektir. Yakın bir zamanda, Allah’ın izniyle zulmün ortadan kalkacağına inanıyoruz ve bunun işaretlerini de görüyoruz." dedi.

Kaynak: İLKHA