Unutulmaya Yüz Tutmuş Bir Halk (Koçerlerimiz)

Ülkemizin özellikle doğu ve güneydoğusunun sarp coğrafyası gibi, orada yaşayan insanların yaşamı da bir o kadar çetin ve zor.

A
a

Gerek coğrafya, gerek sosyal yapı ve gerekse ekonomik nedenlerle yaşanan güçlükleri görünce, yüzlerindeki erken oluşmuş çizgilerin nedenini anlamak hiç de zor değil.

Bölgede eğitim, istihdam gibi temel ihtiyaçlar hep ihmal edilmiş, onları unutmaya yüz tutmuşuz. Hem feodal yapı, hem ekonomik problemler, hem de terör problemi nedeniyle zaten zor olan yaşamları daha da zorlaşsa da, her şeye rağmen mutlu olmasını bilen, bizim unuttuğumuz konargöçer Koçerlerimiz var. En yakınımızdaki insanların bile hiç beklemediğimiz şekilde samimiyetsiz ya da art niyetli olduğunu görebildiğimiz bir zamanda, yaşamları gibi duyguları da hormonsuz ve katkısız olan, meraklarını, sevinçlerini, şüphelerini, korkularını veya kızgınlıklarını hiç bir art düşünce olmadan doğrudan ifaden Koçerlerimiz
 
Kendilerine ait binalarda evleri olduğu halde bina çıkışında ya da arkasında bir bahçede çadır kurup neden orda yaşadıklarının hep merak etmişimdir. Bunu üzerine Koçer bir ailenin yaşadığı sokaktan geçerken yaşlı bir teyzeye sormaya karar verdim. Bana verdiği cevap ise şöyle oldu, “Bir yere bağlı kalmak ve orada yaşamını herkes gibi geçirmek bizim için işkence anlamına geliyor” dedi. Daha sonra binalardaki hayatın çok rahat olabileceğini ama o beton evlere ait olmadıklarını, geçmişten bu yana böyle yaşadıklarını, farklı bir hayatı yaşamanın kendilerini ürküttüğünü ifade etti. Koçerlik, sosyal hayattan tutun, ekonomik yaşama kadar doğayla iç içe yaşamaktır onlar için. Yazın yaylalarda, kışın sıcak diyarlarda, hayvanları doğada otlatmak, çadırın altında yaşamak, doğayla iç içe olmak, Koçerlerin yaşam biçimi olmuştur. Onlar için rahat yaşamak, akrabalarıyla dağ eteklerinde özgürce hareket etmektir.

Tatvan’ın eşsiz güzellikleri ile yaşamını bütünleştiren Koçerler, yazın yaylarda hayvanlarını otladıktan sonra, kışa yakın zamanlarda yine Tatvan merkeze gelip burada çadırlarını açıyorlar. Yılın belirli zamanlarında, başka bölgelere de giden Koçerler, hayatı bu şekilde yaşadıklarını söylüyorlar. Koçer kadınlar için yaşam çok daha zor. Hayvan otlatma, süt sağma v.b. yanı sıra, ev işleri ve çocukların sorumluluğu da eklenince kadınların yükü bir hayli ağırlaşıyor. Yaz boyunca yaylalarda koyunların bakımını yapan koçerler koyunları sağdıktan sonra elde ettikleri sütle peynir yapıp ve bu peynirleri koyun postuna koyup saklıyorlar. Okul okuma gibi bir dertleri olmayan Koçerler , ‘’ okul okumak, insanların yaşamlarının yolunu bir şekilde bulmaları için iyi bir araç. Fakat bizim böyle bir derdimiz yok. Geçmişten bu güne hep Koçerlik yaptık. Çocuklarımız da böyle yaşayacak. Bu yüzden hiç okuma gereği duymadık” şeklinde konuşuyorlar.
 
Koçerliğin güzel olması yanı sıra, zor yanlarının da çok fazla olduğunu, yağmur, çamur demeden sürekli bir yerlere göç etmek durumunda olduklarını biliyoruz. Ama onlar için gittikleri her yerden farklı anılarla dönmek ve dağlarda özgürce koşup şarkı söylemek, hiç bir şeye değişilmeyecek kadar güzel bir yaşamdır. 
 
- İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır-

arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.