Kar mavisi umutlarım

Her yerde kar var, Kalbim senin bu gece, Yürümek karda zordur, Gelirsen bak aşk budur diye devam eden, “Her Yerde Kar Var” şarkısının aranjmanı (düzenlenmesi) ülkemizde ilk defa 1965 yılında Ajda PEKKAN’nın ilk solo 45’lik plağıyla duyulmaya başlanmıştı.

A
a

İtalyan besteci Salvatore ADAMO’ya ait olan bu şarkı, Fecri EBCİOĞLU tarafından Türkçeye uyarlanmış ve yine ADAMO tarafından yıllarca Türkçe olarak seslendirilmişti. 1970 ve 80’li yılların gözde şarkısı olan bestenin sözleri ve melodisi, soğuk görünümlü karın sıcak yönünü gözler önüne sererek, kış akşamlarının radyolarda çalınan “Befır bâri” türküsüne rakip, bir “Kar Romantizminin” yaşanmasına neden olmuştu.

Kar; Meteoroloji literatüründe; kristallerden oluşan bir yağış şekli… Ya da; beyaz parlak ve genelde altıgen yapıya sahip su buharının katı haldeki yapısı, olarak tanımlanmıştır.

Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat ve Yukarı Murat bölümlerinin sınırı içinde yer alan Bitlis, aynı zamanda eski yabancı seyyahların, Arabistan’a açılan boğaz olarak tanımladığı, vadi tabanında yer alması nedeniyle bol miktarda yağış almaktadır.

Bu özelliklerinden dolayı Bitlis, bölgenin en çok kar alan bölgesi konumundadır.

Nem oranının düşük olması nedeniyle yerel şivede “Put Kar” olarak bilinen kaliteli “Kristal Kar” örneğine, İsviçre Alpleri, Bitlis ve Sarıkamış’ta rastlanılmaktadır. Bu özellik kayakçılar tarafından daha cazip olarak görülmektedir. Yapılan araştırmalarda, karın da kendisine özgü bir kalitesi olduğu artık bilinmektedir. Bitlis bu yönüyle Kış Oyunlarına cazip merkez olmak için, gerekli potansiyeli fazlasıyla barındırmaktadır.

Eskiden Kışlar bir başka güzel olurdu. Aşkların en güzeli kışın yaşanır, pek fazla çarşı-pazar aranmayan çocukluğumuzun en has eğlencesi, kayak ve kar oyunları olurdu. Tek kara yer olan evlerin toprak damları, en ala oyun parkına döner, şimdiki cipslerin yerini külde pişen patatesler alırdı. Karın geceye yağdığı sohbetler ve hikâyelerden sonra el ayak çekilince, pencere aralıklarından rüzgârın çıkardığı ıslık melodileri arasında, kar mavisi hayallere dalardık.

O zamanın çocukları bizler, büyüdükçe eski masumiyetlerimizden uzaklaşır olduk. Büyüklerin dünyası anlaşılması zor ve entrikalarla doluydu. Kötü yönetim ve Kötü politikalar, her geçen gün hayatı daha da zorlaştırıyordu. Yeni düzende çocukların düşlerine asla yer yoktu.

Ülkenin yaşadığı bunalımlar içerisinde, Bitlis bunun en ağır bedelini ödemeye mahkûm edilmişti. Vesayetler ve yaptırımlar sonucu aşırı göçler, beraberinde beyin göçünü de neden olmuştu.

“Bitlis; En az Havva Anamız kadar eski… Geçmişinden hoyratça koparılmış, üzerine hüzün bulutları çökmüş yalnız ve suskun kent… Bahçelerinde menekşe, sokağında çeşmesi kurumuş. Sessiz çığlığın ağıt olduğu kent…”

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre “Yoksul Kentler” arasında yerini alan Bitlis, ne yazı ki “Yaşanabilir Kentler” sıralamasında bütün vilayetlerin içinde sonlarda yer

almaktadır. Geri kalmışlığın sebebi elbette hükümetlerin yanlış politikaları başta gelmektedir. Unutulmaması gereken kentin efendileri, yöneticileri ve karar mercilerinin tutum ve davranışları da bu etkenler arasında yer almaktadır.

Henüz Milenyumun başında, Kentin tek sinema salonunun, başıboş dolaşan ineklerin toplama yeri olarak kullanılması ve halen sinemanın olmayışı, kültüre ve sosyal aktivitelere vurulan en ağır darbe olarak hafızalarda ki tazeliğini korumaktadır.

Sebze ve meyve haline dönüşmüş kaldırımları, çöplükle doldurulmuş dereleri, açılmayan mahalle arası merdivenleri, terk edilmiş sivil mimariler… Sadece birkaç örnek olarak gösterilebilir. Dün olduğu gibi bugün bile Belediye yanında bulunan kanyon, yine Belediye eliyle çöp ve cürufla doldurulmaya devam edilmektedir.

Kovboy kasabalarını andıran yol üzerine dizilmiş arka tarafları boş yeni yerleşim alanlarında, Şehir Plancılarından yararlanılmaması en büyük aymazlık örneği olarak karşımızda durmaktadır.

İklimsel özelliklerinden dolayı yerel yöneticilerin, yağan kardan şikâyet etmesi zaten moda halindedir. Tam bir kara mizah haline dönüşen gazete ve haber köşelerine verilen demeçlerle, Şehrin kar esareti altında gösterilme çabaları, Turizmi baltalamaktan öte bir şey değildir. Güvercin ürkekliğinde olan yatırımcı, bu olumsuz tablodan rahatsız olacaktır.

61. Hükümetin Bitlis’e sunduğu altın fırsatı, ne yazık ki geniş düşünemeyen at gözlüklü yerel yönetici ve politikacılar, yeterince değerlendiremediler...

“Kar; beyaz görüntüsüyle masumiyetin ve temizliğin simgesi… Ellerimizle kirlettiğimiz dünyanın ve çirkinliklerimizin tek örtüsü…”

Sinesin de barındırdığı güzellik ve potansiyellerinden dolayı Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesinin en şanslı illeri arasında geldiğini söylemek mübalağa olmasa gerek. Yılın büyük bir kısmını kar altında geçiren ilde Kar Festivalleri düzenlemek, ekonominin can damarı haline dönüştürülebilir. Çevre İl Yöneticileriyle yapılacak protokollerle ulaşım sağlanarak çevre insanını, Çift Kaya, El Eman ve Dünyanın hiçbir yerinde örneğine rastlanılmayan Mavi ve beyazın buluştuğu tek yer olan Nemrut Kayak Tesislerine yönlendirmek, iç turizmi harekete geçirecektir.

Eleştiri sanıldığının aksine yermekten değil, değer vermekten gelmektedir. Yöneticilerimize yer yer getirdiğimiz eleştiriler ve öneriler bu değerden gelir. Karanlığa küfür etmekten çok mum yakmak ve alternatif düşünmek, var olan sorunları çözeceği gibi, inanılmaz fırsatların sunulmasına da imkân verecektir. Özetle Şehrimiz; Kış turizmiyle “KARDAN KÂR” etmek konumundayken, yazın serin, tatlı ve huşu veren iklimiyle de Türkiye’nin en aranılan gözde illerinden biri olmaya aday olacaktır.


arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.