Bahamalar’da büyüyen İlyas Conor Scott, gençlik yıllarını alkol, parti ve eğlence kültürünün hakim olduğu boş bir yaşam tarzı içinde geçirdi.
Bankacılık ve hukuk eğitimi aldıktan sonra Kanada, Birleşik Krallık ve ABD’de çalışan Scott, dünya nimetlerinin ruhundaki boşluğu dolduramadığını fark ederek manevi bir arayışa girdi.
Eski hayatını ve hidayete giden süreci aktaran Scott, şu ifadeleri kullandı:
"Sürekli eğleniyor, partilere katılıyor ve çok fazla alkol tüketiyordum. Yaşam tarzım her yerde aynıydı ama içimde hep hayatın anlamını sorgulayan bir arayış vardı. Tanrı’yı hayatıma daha fazla dahil etmek istiyordum."
Kilisede Yankılanan İlahi Çağrı
Ruhundaki susuzluğu dindirmek adına kiliseye gitmeye başlayan Scott’ın hayatı, New York’taki bir kilise programında kökten değişti. Programa konuk olan bir imamın okuduğu ezan ve Kur’an-ı Kerim tilaveti, Scott’ın kalbindeki iman tohumlarını yeşertti.
O an yaşadığı manevi sarsıntıyı kelimelerle anlatmakta güçlük çektiğini belirten İlyas Scott, "O kadar etkilendim ki içimden sadece 'İşte doğru olan bu' dedim. Sanki her şey kusursuz bir uyum içindeydi. O andan itibaren araştırmaya başladım ve bu süreç beni İslam’a götürdü" dedi.
"İslam İnsana Disiplin ve Hayat Amacı Kazandırıyor"
Çevresinde kendisine rehberlik edecek kimse olmamasına rağmen pes etmeyen Scott, Bakara Suresi'ni okuyarak ve sürekli ezan dinleyerek kendi çabasıyla İslam’ı öğrenmeye başladı. Bahamalar’a döndüğünde yerel camiye giderek namaz kılmayı öğrendi ve kelime-i şehadet getirerek Müslüman oldu.
İslam’a giriş sürecinin bir sorumluluk hareketi olduğunu vurgulayan Scott, şunları kaydetti:
"İslam’a girmek kolay değildi. Her şeyi değiştiren tek bir mucize an yok. İnsan Allah’a dönerken sorumlulukları da beraberinde geliyor. Ama bunun güzel tarafı da bu; insan İslam’la birlikte disiplin kazanıyor, hedefleri oluyor ve hayatı yeniden inşa ediliyor."
Irkçılığın Ötesinde Bir Kardeşlik: Camideki Sıcaklık
Bahamalar’da ciddi bir ırkçılık bulunmasına ve camideki tek beyaz Bahamalı kendisi olmasına rağmen Müslüman toplumun kendisini kucakladığını belirten Scott, Yemenli bir Müslüman kardeşinin gösterdiği samimiyetin kendisini dine daha da bağladığını söyledi. Scott, "Hikayemi dinledi, bana gerçekten değer verdi. Beni İslam’da en sağlam şekilde tutan şey, insan ruhları arasında çok nadir görülen bu gerçek sevgi hissiydi" şeklinde konuştu.
Türkiye ve Müslümanların Misafirperverliği
Türkiye’ye olan sevgisini ve İstanbul ziyaretindeki hatıralarını da paylaşan İlyas Scott, Müslüman Türkiye halkının gösterdiği samimiyetten çok etkilendiğini dile getirdi.
Türkçe bilmemesine rağmen ev sahibinin kendisini gezdirip camileri tanıttığını belirten Bahamalı Müslüman, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ev sahibim İngilizce bilmiyordu, ben de Türkçe bilmiyordum. Buna rağmen beni alıp Avrupa yakasındaki camileri tek tek gezdirdi. Kültürünü ve Türkiye’yi göstermek istedi. İstanbul muhteşem bir şehir ama bana göre gerçek Türkiye, insanının kültüründe ve samimiyetinde yatıyor. Türkiye’yi çok seviyorum."




