İslâm büyükleri dünya ve âhiret seâdeti için yolları aydınlatan meşâlelerdir. Bunlardan biri de, Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretlerinin oğlu Seyyid Ahmed Mekkî Efendidir. Seyyid Ahmet Mekkî Efendi (rahmetullahi aleyh), İstanbul’da yaşadı ve Kadıköy müftülüğü yaptı. Kabr-i şerifi, Ankara’nın Bağlum nahiyesindedir. Ankara’ya seyahatimde kabri şerîflerini ziyaret ederek huzur buluyorum.
Ne mutlu ki damadını ve oğlunu tanıdım. İstanbul Müftü Yardımcısı iken arkadaşım olan damadı İstanbul Millî Eğitim Müdürü Mustafa Altan Arabacıoğlu Beye Fransız Lisesi’nde ders okutmak istediğimi belirttiğimde, hemen yardımcısına emrederek banim ders okutmamı sağlamıştı. Bayezit semtinde bulunan İbnü’l-Emin Han'daki mağazasında oğlu Seyyid Medenî Efendi’nin sohbetini ve çay ikramını unutamam.
Bir gün Seyyid Ahmed Mekkî Efendinin huzuruna bir genç gelip arzetti:
- Hocam, çok günah işliyorum. Ne yapayım?
Şefkatle baktı gence:
- O günahları herkesin gözü önünde mi işliyorsun evladım?
- Hayır efendim, gizli işliyorum.
- Neden?
- Başkası görse, utanırım efendim.
- Kimse görmüyor mu seni?
- Hayır efendim, görmüyor.
- Hiç mi kimse görmüyor?
- Hayır efendim. Gizli yapıyorum.
Manalı manalı baktı gence:
- Peki, Allah da mı görmüyor evladım?
Genç şaşırdı:
- Allah mı?
- Evet, Allahü teâlâ.
Gencin benzi kül gibi olmuştu.
Sesi titreyerek sordu:
- O görür, değil mi hocam?
- Tabii ya. Ona gizli mi var evladım?
Genç kızardı, bozardı.
Ve bir “Eyvah!” deyip yere yıkıldı.
Ayıldığında, o günahlara karşı nefret vardı içinde.
Artık istese de yapamazdı o günahları.
Seyyid Ahmed Mekkî hazretleri Cehenneme girmemenin yolunu da şöyle açıklamıştı:
Talebesinden biri de, bir gece kendi kendine;
“Yarın gidip, “Cehenneme hiç girmemenin yolu var mı?” diye sorayım hocama” diye düşündü.
O böyle düşünürken çalındı kapısı.
Açtığında hocasını gördü eşikte.
Şaşırdı birden:
- Buyurun hocam.
Büyük veli girdi içeri:
- Bana bir şey mi soracaktın evladım?
Şaşkınlığından kekeledi:
- E, e, evet efendim.
- Peki, sor bakalım.
- Hocam, Cehenneme hiç girmemenin yolu var mı diye soracaktım?
- Var tabii evladım.
- O nedir efendim?
- İmanı ve itikadı, “Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi dosdoğru olmaktır.
- Böyle olanlar hiç mi girmezler Cehenneme?
- Hayır, girseler de “hamam sıcaklığı” kadar bir sıcaklık hissederler ancak.
Genç sordu:
- Bu doğru imanı nereden öğrenebilirim hocam?
- “Ehl-i sünnet âlimlerinden, onlar yoksa kitaplarından, buyurdu. Ve dönüp gitti.
Allahü teâlâ imânımızı ve itikâdımızı düzgün eylesin.





