Gülüyoruz… Ama Aslında Hiç Komik Değil

Son günlerde öğretmenlerle ilgili yapılan şikâyetleri okuyunca insan ister istemez gülüyor.

Sonra bir daha okuyor.
Gülüşü yüzünde donuyor.
Çünkü mesele komik.
Ama aynı zamanda fazlasıyla düşündürücü.
Bir öğretmen, veli mesajına kalp emojisi atmış.
Bir başkasına başparmak.
Şikâyet konusu bu.
Demek ki artık eğitim sistemimizde ölçme değerlendirme kriterleri değişti.
Başarı, emoji adaletiyle ölçülüyor.
Bir öğretmen kırmızı kalemle yanlış düzeltmiş.
Kırmızı renk “şiddet çağrıştırıyormuş”.
Yeşil kalem önerilmiş.
Doğa sevgisi açısından daha uygunmuş.
Bu durumda soralım:
Matematikte dört işlemden önce renk psikolojisi mi öğretilmeli?
Bir öğretmen sosyal medyada kebap yemiş.
Lüks restoranda.
Sınıfta yoksul öğrenci varmış.
Bu bir “görgüsüzlükmüş”.
Demek ki öğretmen artık sadece ders anlatmıyor.
Aynı zamanda ne yiyeceğini, nerede yiyeceğini ve kimin görüp görmeyeceğini de hesaplamak zorunda.
Bir öğretmenin arabası eskiymiş.
Okulun önünde duruyormuş.
Bu durum çocuğun “vizyonunu” olumsuz etkiliyormuş.
Burada duralım.
Bu gerçekten çok komik.
Çünkü öğretmenin arabası eskiyse vizyonsuz,
yeniyse “fazla lüks”,
yoksa “neden öğretmen olmuş”.
Bir öğretmen gece 23.30’da gelen mesaja cevap vermemiş.
Çevrim içiymiş ama yazmamış.
Şikâyet edilmiş.
Demek ki öğretmenlik artık mesai değil, nöbet işi.
Uyku da tercihe bağlı.
Bir öğretmen düdük çalmış.
Sınıf gürültülüymüş.
Çocuğun kulağı çınlamış.
Bu “gürültü şiddeti”ymiş.
Burada gülmek istemiyoruz artık.
Çünkü öğretmenin sınıf yönetme araçları bile kriminalize edilmiş durumda.
Bütün bu örnekler bir araya gelince insan şunu fark ediyor:
Ortada tek tek veliler yok.
Ortada sahipsiz bırakılmış bir meslek var.
Devlet, öğretmeni korumadığında ne oluyor biliyor musunuz?
Her veli kendini denetçi, savcı, pedagog ve psikolog zannediyor.
Sonra da ortaya trajikomik bir tablo çıkıyor.
Asıl acı olan şu:
Bu şikâyetler komik olduğu için değil, işleme alındığı için düşündürücü.
Çünkü sistem diyor ki:
“Ne olursa olsun şikâyet et, biz bakarız.”
Ama kimse şunu demiyor:
“Dur, burada öğretmenin itibarı var.”
Gülüyoruz.
Çünkü başka çaremiz yok.
Ama bu gülüş, kahkaha değil.
Bu gülüş, eğitimin geldiği noktanın acı tebessümü.
Öğretmen bu kadar kolay itibarsızlaştırılırsa,
yarın sınıfa girecek kimseyi bulamayız.
O zaman ne emoji kalır, ne kalem rengi, ne de şikâyet edecek öğretmen.