Düşünce Akademi'den Elçi'ye yapılan saldırıya kınama!

Softmedya Yazılım Web Reklamı
Videoyu Aç Düşünce Akademi'den Elçi'ye yapılan saldırıya kınama!
A
a

Diyarbakır'da daha önceki çatışmalarda hasar gören kentin simgelerinden 4 Ayaklı Minare'de bir grup avukatla basın açıklaması düzenleyen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, bir kişinin silahlı saldırısı sonucu öldürüldü. Saldırının ardından çıkan çatışmada bir polis memuru hayatını kaybederken, iki polis memuru ile bir gazeteci de yaralandı.


Bu olayın ardından Beşminare Düşünce Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Durer olayı nefretle kınayıp, yaptığı basın açıklamasında şunları ifade etti; bugüne kadar birçok platformda bulunduğumuz, bazı konularda fikir ayrılığımız olsa da, hürmet ettiğim, sevdiğim bir ağabeyim olan merhum Tahir Elçi’ye Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Yıllar önce Şırnak’ta görev yaptığım yıllarda, 1 Mayıs 2010 Cumartesi günü Şırnak Barosu Cizre tesislerinde düzenlenen Bitlis’ten de birçok Avukatın katıldığı “Sivil Anayasa ve Eksiksiz Demokrasi” panelinde Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrat Yargı Derneği Eş Başkanı Doç.Dr. Osman Can ve Prof.Dr.Doğu Ergil’in konuşmalarını müteakip soru cevap kısmında yaptığım konuşmadan sonra, Merhum Av.Tahir Elçi ifade ettiklerimden ötürü beni tebrik etmiş, bazı nasihatlerde bulunmuştu. Şırnak Baro Başkanı Av.Nuşirevan Elçi ve dönemin Şırnak Belediye Başkanı Ramazan Uysal Bey’le muhabbet ederken beni incitmeyecek şekilde birkaç şey söylemişti. Aradan neredeyse beş buçuk yıl geçmiş olmasına rağmen o sözler hala zihnimdeki tazeliğini koruyor. Bana söz vermiş Bitlis’te misafirim olacağını, birlikte büryan yiyeceğimizi, Nemrut’a çıkacağımızı söylemişti. Nasip olmadı. Bu olay beni büyük bir üzüntüye boğmuştur. Saldırıyı nefretle kınıyor, sorumlularının bir an önce bulunmasını temenni ediyorum. Merhum Tahir Elçi’nin ve polis memurunun Mekânları cennet olsun. Nur içinde yatsınlar.


22 Mart 2013 Cuma günü Ankara’da yaptığım basın açıklamasında şunları ifade etmiştim. Bugün aynı sözleri tekrar etmekte yarar görüyorum.


Geçmişte çeşitli güç odakları, Kürtlerin demokratik taleplerini şiddet politikaları ile bastırmış, sorunun çözümünde askeri yöntemlere dayalı, militarist anlayışı tümüyle hakim kılmışlardır. Acıdır ki süreç devam ederken bölgede her taraf yakılıp, yıkılmış, tarihi, sosyal ve kültürel bir takım değerler yok edilmiştir. Faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar ve gözaltında kayıplar bölgede yoğun olarak yaşanmış, sorunlara ilişkin düşüncelerini açıklayan başta milletvekilleri olmak üzere, gazeteciler, bilim insanları, aydınlar ile binlerce insanımız cezaevlerinde çürütülmüştür. Yaşanılan savaş bahane edilerek insanlar siyasal, sosyal ve kültürel haklarından mahrum edilmişlerdir. Bölgenin doğal kaynakları yıllarca bölge dışına taşınmış olup, bu kaynaklardan oluşan katma değerden bölge halkı yararlanamamıştır.


Bu sorun emperyalist devletlerin çıkarları ve kirli emelleri doğrultusunda değil, başta Kürt halkının iradesi olmak üzere bölge halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerine uygun, demokratik, adil, eşitlik temelinde barışçıl yöntemlerle ancak gelir. Kürt halkı tarihin şafağında doğmuş kadim bir halktır. Kürt halkı bazı iç ya da dış güç odaklarının iğrenç emellerine alet olmayacak kadar asil bir halktır. Demiştim. Uzun konuşmamın sonunda da 28 Şubat sürecinde işkenceye maruz kalmış bir Kürt genci olarak bu sözleri beyan ettiğimi ifade etmiştim.


Serdar Durer sözlerine devamla; bugün ise şunları ifade etmekte yarar görüyorum. Bir süredir bölgede yeniden tırmanan olayların analizi doğru yapılırsa, sorunun birden çok güç odağı tarafından çözüme kavuşturulması acıdır ki engellendi. Olayların tekrar başlaması bu güç odaklarının ilk hedefi idi. İlk hedeflerine de maalesef ulaştılar. Bölgede tırmanan olayların sorumlusu olarak birilerinin hedef haline getirilmesi de farklı bir taktiksel strateji içeriyor. Bu oyunada gelmemek lazım. Hükümetin ve Sayın Cumhurbaşkanının da, gerekirse baldıran zehiri içeriz ama bu sorunu çözeceğiz söylemindeki kararlığını sürdürmesi lazım. Yine HDP'nin sorunu siyasal zeminde çözme kararlığını net bir şekilde göstermesi gerekiyor. TBMM’de kürsüsü bulunan diğer siyasi partilerinde artık tutumlarını değiştirip, bu konuya politik yaklaşmaktan vazgeçmeleri gerekiyor.


Hükümetin çözüme kavuşturması gereken, yani çözüm bekleyen sorunları bir an önce ele alıp, gözden geçirmesi gerekiyor. Bölgedeki sivil platformların, demokratik inisiyatiflerin sürece dâhil edilerek, sorunun muhtevasına hâkim kişilerin düşünceleri dikkate alınarak, yeni ve daha kararlı bir süreç başlatılmalıdır. Bundan sonra başka Tahirleri kaybetmeyelim. Şeklinde konuştu.


Bunlar da İlginizi Çekebilir
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
BİTLİS HABER13 YORUM KURALLARI
Haber İhbarı
Bitlis Nöbetçi Eczaneleri

Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Siteadi harici linklerin sorumluluğunu almaz.