6-8 Ekim olaylarının üzerinden yıllar geçmesine rağmen bölgede yaşanan şiddetin arka planı ve toplumsal sonuçları tartışılmaya devam ediyor.

Siirt Üniversitesi Ortadoğu Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ali Öncer, olayların yalnızca Kobani üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, farklı ırkçı söylemler üzerinden Müslüman halkların karşı karşıya getirilmesinin bölgeye büyük zarar verdiğini ifade etti.

Öncer, 6-8 Ekim olaylarında yaşananların özellikle Müslüman Kürtleri hedef aldığını belirterek, “Kobani olayları bahane edilerek yine zulüm Müslümanlara uğradı. 6-8 Ekim olaylarında çoğunlukla bölgede Müslüman Kürtlere saldırıldı. Onlardan çok sayıda şehit olanlar oldu.” dedi.

Irkçı söylemlerin Türk ve Kürt halklarına zarar verdiğini dile getiren Öncer, “Türkçülük adıyla ya da Kürtçülük adıyla yapılan her adım Türklere ya da Kürtlere zarar veriyorsa, yani Müslüman halklara zarar veriyorsa, buradaki ırkçı söylemler üzerinde bir daha düşünülmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Müslüman halklar açıkça hedef alınmaktadır”

6-8 Ekim olaylarının bölgedeki daha geniş gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını savunan Öncer, Amerika ve siyonistlerin bölgedeki politikalarına dikkat çekti.

Öncer, “Buradan anlamalıyız ki bölgemizde Amerikan ve siyonist hedefleri ve amaçları söz konusu iken, sözde Kürtçülük adıyla ya da daha farklı ırkçı söylemlerle bizzat buranın halkları zarar görüyorsa, bu emirlerin Amerika'dan ya da israil'den geldiğini artık anlamak için çok da düşünmeye, çok da çaba harcamaya gerek olmadığı kanaatindeyiz.” diye konuştu.

“Müslüman halklar açıkça hedef alınmaktadır.” diyen Öncer, bunun temelinde Müslümanların yeniden bir araya gelmesinin engellenmesi olduğunu ifade ederek, “Çünkü siyonizmin tek çaresi, tek reçetesi Müslümanların tekrar bir araya gelmesidir.” dedi.

“Müslümanlar bir araya geldiğinde sorunlarını çözmüştür”

Tarihten örnekler veren Öncer, Müslümanların birlik içerisinde olduğu dönemlerde bölgedeki sorunların çözülebildiğini söyleyerek, “Tarihte gördüğünüz üzere Selahaddin Eyyubi'den tutun, Fatih Sultan Mehmed'e kadar bölgedeki bütün sorunları, Müslümanlar yan yana durdukları zaman, bir araya geldikleri zaman çözmüşlerdir. Saldırı noktası da sürekli Müslümanların ortak noktasıdır.” şeklinde konuştu.

Farklı ırkçı söylemlerin ön plana çıkarılmasının İslam'ın ortak payda olmasına yönelik bir saldırı olduğunu ifade eden Öncer, “O hareket farklı ırkçı söylemleri ön plana almış olsa da gördüğümüz kadarıyla Müslümanlara, İslam'ın ortak nokta olmasına karşı bir saldırı düzenledikleri açıkça ortadadır.” şeklinde belirtti.

“Ortadoğu sürekli sıcak tutulmak isteniyor”

Emperyalist ve siyonist aklın 6-8 Ekim olaylarının arka planında bulunduğuna dikkat çeken Öncer, bölgenin sürekli çatışma ve kaos içerisinde tutulmasının hedeflendiğini söyledi.

Öncer, “Eğer bölgeyi kendi haline bıraksalar, Müslümanların eninde sonunda ortak noktası olan İslam üzerinde birleşecekler. Ama Osmanlı yıkıldıktan sonra Müslümanları paramparça ettikleri bu Ortadoğu'yu bir fırın olarak düşünürsek, sürekli sıcak tutmak, sürekli sağda solda kaoslar olması, kanlar dökülmesi gerekiyor ki Müslümanlar bir gün bir araya gelemesin, en azından Siyonist rejim karşısında.” ifadelerini kullandı.

Parçalanmış bir İslam dünyasının israil ve Amerika'nın çıkarına olduğunu ifade eden Öncer, “Kendilerini desteklemeseler bile, Müslümanlardan hazır asker bulamasalar bile, en azından paramparça olmuş İslam alemi onların çıkarına ve menfaatinedir.” dedi.

“6-8 Ekim olaylarının ortaya çıkması manidardır”

Öncer, 6-8 Ekim olaylarının Türkiye'de barış ve sükûnet ortamının güçlendiği bir dönemde yaşanmasının da dikkat çekerek, “6-8 Ekim olaylarının, ülkemizde yavaş yavaş barışın, sükûnetin ve hukukun hakim olduğu bir zamanda ortaya çıkması da manidardır.” dedi ve İslam dünyasında birlik yönünde adımlar atıldığında Müslümanları birbirine karşı karşıya getiren olayların yaşandığını kaydetti.

Öncer, “İslam ülkeleri, İslam dünyası ne zaman bir birlik hareketi ortaya atmış olsa, illa ki Siyonist rejimden destekli ya da Amerika'dan destekli, Müslümanları birbirine kırdıran olayların olmasından da anlıyoruz ki Siyonizm ve Amerika, İslam dünyasında olan bu tür olayların hepsinde bir noktada var olmaktalar.” ifadelerini kullandı.

“Müslümanları paramparça etme felsefesi dayatılıyor”

Osmanlı'nın son dönemindeki gelişmelere de değinen Öncer, “Osmanlı yıkılmadan önce Fransızların milliyetçilik akımı gazıyla hareket eden, 'Millet-i Sadıka' diye bilinen Ermeniler bölgede birçok katliam gerçekleştirdi. Tabii katliamlara özellikle 'dur' diyen Müslüman Kürt halkıydı.” dedi.

Müslümanları parçalama ve dini geri plana itme anlayışının farklı ırkçı söylemler üzerinden Kürt halkına da dayatılmaya çalışıldığını ifade eden Öncer, bunun bir fikir, plan ve provokasyon olduğunu kaydetti.

“Özgür devlet kuracağız algısı şiddete dönüşüyor”

Bölgede oluşturulan bazı algıların toplumsal çatışmayı derinleştirdiğini belirten Öncer, özellikle İslam'ı önceleyen Kürtlerin hedef gösterilmesinin büyük bir tehlike oluşturduğunu söyledi.

Öncer, “Olayın arka planını anlayamayanlarda şöyle bir algı oluşmakta: 'Biz aslında özgür bir devlet ve ülke kuracağız ama içimizdeki bazı, İslam'ı ön planda alan Kürt kardeşlerimiz sebebiyle bunu kuramıyoruz.' düşüncesi oluşunca tabii ki bu, bir anda çok büyük bir şiddete, çok büyük bir vandallığa sebep olmakta.” diye konuştu.

“Kürtler bütün devletlerin içerisine azınlık olarak dağıtıldı”

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu'nun yeniden şekillendirildiğini belirten Öncer, Kürtlerin bölgedeki devletlerin sınırları içerisinde bırakılmasının da tarihi bir tercih olduğunu vurgulayarak, “Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bölgedeki ülkeleri İngilizler ve Fransızlar teker teker sınırlarını cetvellerle çizerek istedikleri ülkeleri kurdular. Ve kendilerine ülke vermedikleri tek bir millet kalmıştı, Kürtler.” açıklamasını yaptı.

“Kürtleri bütün devletlerin içerisine azınlık olarak dağıtıp daha sonra kullanmayı düşünüyorlardı.” ifadelerini kullanan Öncer, Kürt meselesinin İngiliz siyasetinde de tartışıldığını söyledi.

Kürtlere devlet verilip verilmemesi konusunda İngiliz Meclisi'nde tartışmalar yapıldığını belirten Öncer, “Verilmemesinin ve bu konunun ileride tekrar açılmasının İngiliz çıkarları için daha iyi olacağına karar verilerek o zaman bu devlet verilmemişti.” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır'da 820 kilogram sağlıksız sakatat ele geçirildi
Diyarbakır'da 820 kilogram sağlıksız sakatat ele geçirildi
İçeriği Görüntüle

Öncer, söz konusu politikanın sonraki dönemlerde de sürdürüldüğünü savunarak, “Şimdi İngilizler o zaman kendi çıkarlarından vazgeçti ya da Kürtlerin çıkarlarını daha çok önceledi mi ki onlara bir devlet vaadiyle sürekli yollara döküyor?” diye sordu.

Öncer, değerlendirmesinin sonunda Müslüman halkların birlik içerisinde olması gerektiğini vurgulayarak, “Müslümanlar için tek kurtuluş yolu, tek çare birbirlerine sımsıkı sarılmalarıdır.” dedi.

Kaynak: İLKHA