Gaziantep Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen "Aksa Kampı 2" programında, Gazze, siyonizm ve aktivizm konularında konuşan Uluslararası Sağlık İnisiyatifi Başkanı Dr. Hüseyin Durmaz, Filistin'e destek eylemlerinin önemi, boykot çalışmaları ve İslam dünyasının insan kaynağının etkin kullanılması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

"Bazı mücadeleler yıllarca, on yıllarca, hatta yüzyıllarca sürebilir"

Filistin'i destekleyen siyasetçilerin iktidara geleceğini ifade eden Durmaz, "Hatırlayın, 7 Ekim'den hemen sonra Netanyahu'nun yanında poz verme yarışına giren siyasetçiler, bugün onunla aynı kareye girmek istemiyor. Sevmediklerinden mi? Belki hala seviyorlar ama halklarının tepkisinden korktukları için bunu yapmıyorlar. Ancak bugün bu ülkelerde iktidarlar, hükümetler değişecek. Bu eylemsellik ve mücadele devam etmeli ki meyvesini toplayacağımız dönem bu dönem işte. Filistin'i destekleyen siyasetçilerin hükümetleri başa gelecek. Bazen yaptığımız eylemlerin sonuç aldırmıyor gibi bir algı oluşturabilir bizde.

Ama bu teknik olarak bizim aceleciliğimizden ve mücadeledeki yorgunluğumuzdan kaynaklanıyor. Bazı mücadeleler yıllarca, on yıllarca, hatta yüzyıllarca sürebilir. Ancak günün sonunda, tarihte de örnekleri görüldüğü gibi, er ya da geç bir sonuca ulaşılacaktır. O halde yapılan bu eylemlerle ilgili daha iyisini düşünmek ve 'Başka ne yapabiliriz?' sorusunu sormakla mükellefiz. Bununla birlikte, eylemlerimizi artırarak Gazze ve Filistin için bu akut durum için meyve toplama dönemindeyiz." ifadelerini kullandı.

"Boykot edilen ürünlere alternatif ürünler üretmeliyiz"

Boykot çalışmalarının yalnızca ürün satın almamakla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Durmaz, "Mesela daha ne yapabiliriz? Malum, hepimizin bildiği temel şeyler var. Sosyal medyada paylaşım yapmaya devam etmek ve boykot etmek. Ancak burada küçük bir başlık açmak istiyorum. Şimdi biz boykot meselesini daha çok ürün almamak şeklinde telakki ediyoruz. Ama ben şunu soruyorum: Boykot ürünü almak haramsa, almamak kadar sermaye sahiplerinin alternatif ürünler üretmesinin hükmü nedir? Mesela Müslümanlar şu an gayet zengin. Yani İslam dünyası da Müslümanlar da zengin. Ama boykot edilen ürünlere alternatif olacak ürünler üretmenin ve bunların fiyatlarını belli bir kıvamda tutmanın hükmü nedir? Bununla ilgili ne tür çalışmalar yapılabilir?"

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı: Faizsiz, üretime dayalı ve adil bir ekonomi mümkündür
HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı: Faizsiz, üretime dayalı ve adil bir ekonomi mümkündür
İçeriği Görüntüle

Toplumsal algının boykot çalışmalarında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Durmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hatırlayın, bundan 20-30 yıl önce insanlar içki şişelerini karton kutulara koyarak saklardı. Bu, utanılan bir şeydi. Aslında burada toplumsal algıdan bahsediyorum. Bugün sosyologlarımız ve psikologlarımızla birlikte boykot edilen bir ürünü satın almanın insan açısından utanılacak ve aşağılanacak bir davranış olduğu algısını oluşturabiliriz. Dolayısıyla kimsenin çekinmeden ve özgürce gidip o ürünü almasını, insanlıktan utanmamakla eş anlamlı bir algı oluşturabiliriz. Boykotla ilgili söylenecekler yalnızca bu iki konudan ibaret değil. Bunlar, temel olarak ilk etapta söylenebilecek şeylerdir."

"İslam dünyası devasa bir güce sahip"

Batı dünyasının problem çözme ve fikir üretme yeteneklerinin düşük olduğunu vurgulan Durmaz, şu değerlendirmelerde bulundu: "Diğer taraftan, bugün birçok ülkeyi görmüş biri olarak çok net bir şekilde şunu söyleyebilirim ki İslam dünyasının insan kaynakları, Batı'nın insan kaynaklarından daha çok ve daha fazla. Batı dünyası, özellikle son zamanlara kadar bir sorunla karşılaşmadığı ve stabil bir hayat yaşadığı için problem çözme ve fikir üretme yetenekleri çok düşük. Bir takım teknik işleri beyin göçü üzerinden, bir takım uzun vadeli politikaları uygulama üzerinden yürütüyorlar."

"İnsan kaynaklarımızı ortak bir hedef doğrultusunda değerlendirebiliriz"

İslam dünyasının sahip olduğu insan kaynağının farklı alanlarda önemli yetenekleri barındırdığına dikkat çeken Durmaz, "Ama bu toplumun, bu coğrafya insanının birçok sorunla muhatap olduğu için problem çözme yeteneği de yüksek. İnsan kaynağı anlamında mühendisliğiyle, tıbbıyla, sosyal bilimleriyle yetenekli bir kitle var. Ama sorun, bu insan kaynaklarını bir hedef çerçevesinde bir araya getirip bütün o gücü ve dinamizmi o hedefe odaklayamamamız. Yoksa devasa bir güce sahibiz." şeklinde konuştu.

Durmaz, son olarak şunları belirtti: "Şimdi, 21'inci yüzyılın ruhu merkeziyetsizliktir. Eskisi gibi dikey bir ilişki kuramıyoruz. Yani bir liderin talimatlarıyla herkesi hizaya çektiği bir cemaat anlayışıyla ya da algıyla artık yürütemiyoruz. Daha çok yatay birlikteliklerin ve kolektif mücadelenin olduğu bir dönemdeyiz. Biz de bir ağ (network) kurarak her alanda yetişmiş insan kaynaklarını bu ağda toplayarak, kimin hangi yeteneği ve kabiliyeti varsa problemi ve problemi çözmeye dönük stratejiyi ortaya koyup bu insan kaynaklarımızı bu noktada değerlendirebiliriz."

Kaynak: İLKHA