Diyarbakır kara yolunda iki araç çarpıştı: 2 kişi yaralandı
Diyarbakır kara yolunda iki araç çarpıştı: 2 kişi yaralandı
İçeriği Görüntüle

7 Ekim 2023'te başlayan Aksa Tufanı Operasyonu 3'üncü yılına girdi. İşgal rejiminin sınır tanımayan katliam ve soykırımına karşı direnişten vazgeçmeyen Filistin halkına olan desteğini bir kez daha haykıran Diyarbakırlılar, Aksa Tufanı'nın 3'üncü yıldönümünde görkemli bir yürüyüş düzenledi.

Merkez Kayapınar ilçesi Dünya Kavşağında bir araya gelen Diyarbakırlılar, ellerindeki döviz ve Filistin bayraklarıyla tekbir ve sloganlar eşliğinde basın açıklamasının yapılacağı Roboski Parkı'na doğru yürüyüşe geçti.

Roboski Parkı'nda Diyarbakır İslami Sivil Toplum Kuruluşları adına basın açıklamasını Anadolu Gençlik Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Muhammed Kayan okudu.

"Batı merkezli 'insan hakları' masalı Gazze enkazının altında kaldı"

7 Ekim Aksa Tufanı'nı modern tarihin en büyük kırılma noktası olarak nitelendiren Kayan, gerçekleştirilen yürüyüşün anlamına atıfta bulunarak "7 Ekim Aksa Tufanı'nın yıl dönümünde; Filistin halkının onur mücadelesini selamlamak, işgalci Siyonist rejimin eşi benzeri görülmemiş soykırım ve terör politikalarını lanetlemek üzere bir aradayız. Bugün, Batı merkezli 'insan hakları' masalının Gazze enkazının altında kalışını, küresel düzenin ilmek ilmek sökülüşünü ve tarihin yön değiştirdiği ânı haykırmaya geldik. Amacımız yalnızca bir tarihi hatırlamak değil; Gazze'de yazılan destansı direnişi, siyonist barbarlığın gerçek yüzünü ve Müslüman dünyasının omuzlarındaki ağır sorumluluğu tarihe not düşmektir." dedi.

Aksa Tufanı'nın başladığı 7 Ekimin, sebepsiz bir patlama veya dönemsel bir sınır çatışma olmadığını söyleyen Kayan "Onlarca yıldır süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, Mescid-i Aksa'ya yönelik saygısızlıklara ve Gazze'ye uygulanan gayriinsani ambargoya karşı meşru bir varoluş ve özgürlük haykırışıdır. Aksa Tufanı; telleri, duvarları, uyduları ve istihbaratıyla insanlığı teslim almaya çalışan küresel kibir kalesinde geri dönülemez bir gedik açmış; dünyanın en gelişmiş askeri sistemlerine sahip olduğu iddia edilen işgalci rejimin, inanç ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Unutturulmak ve 'normalleşme' anlaşmalarıyla kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin merkezine oturmuştur." ifadelerine yer verdi.

"Gazze, yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmeyerek insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir"

"7 Ekim'den bu yana geçen süreçte dünya, gözü dönmüş bir terör örgütünden farksız hareket eden israil rejiminin gerçek yüzüne bir kez daha şahit olmuştur." Diyerek konuşmasını sürdüren Kayan "Her türlü zalimliğin sergilendiği bu vahşet çemberinde iki aykırı tabloya şahit olduk: Bir yanda Batılı güçlerin sınırsız desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda Gazze halkının eşsiz izzeti. Gazze, topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmeyerek insanlığın onur kalesi olmaya devam etmiştir. Yıkıntıların arasından yükselen bu dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masallarının ve sahte küresel güçlerin meşruiyetini tek celsede silip atmıştır." şeklinde konuştu.

Kayan "siyonist rejim ve hamileri Gazze'ye bombalar yağdırırken aslında adalet fikrini ve uluslararası hukukun son kırıntılarını da yok etmiştir. Gazze artık coğrafi bir nokta olmaktan çıkmış, küresel vicdanın adresi haline gelmiştir. Batı kentlerinde sokaklara dökülen vicdan sahibi insanlardan üniversiteli gençlere kadar tüm dünya halkları, siyonizmin maskesini düşürmüştür. Katil rejim sanıyor ki askeri gücü onu sonsuza dek koruyacaktır. Oysa halkların vicdanında meşruiyetini yitiren hiçbir yapı ayakta kalamaz. İsrail bugün tüm insanlığın gözünde, dünyadan tecrit edilmesi gereken hastalıklı bir yapıya veya kesilip atılması gereken bir kangrene dönüşmüştür." ifadelerini kullandı.

Diyarbakırlılar Aksa Tufanı'nın 3'Üncü Yıldönümünde Gazze Için Meydanlara Akın Etti 1-1

"siyonist rejim, siyasi yalnızlığın karanlığına gömülmeye mahkûmdur"

New York'ta düzenlenen BM toplantısında ülkelerin tutumuna değinen Kayan, şunları aktardı:

"Sokaklarda ve vicdanlarda reddedilen bu işgal rejimi; uluslararası siyasette de tecride mahkûm olmaktadır. Diplomatik zırhı parçalanan siyonist rejim, siyasi yalnızlığın karanlığına gömülmeye mahkûmdur. Nitekim New York'ta düzenlenen BM toplantısında Netanyahu kürsüye çıktığında salonun büyük ölçüde boşalması bunun en açık kanıtlarından biridir."

Sözde ateşkeslere rağmen Gazze'de soykırımın devam ettiğinin altını çizen Kayan "Ancak diğer yandan ise Gazze hâla, açlığın ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Sözde barışa rağmen bombalar düşmeye devam etmekte, sivil altyapının tamamen kullanılamaz duruma geldiği ve temel yaşam maddelerine erişimin feci şekilde kısıtlandığı Gazze'de insanı ayakta tutacak un, temiz su ve tıbbi malzemeleri taşıyan yardım tırlarının girişi son derece yetersiz kalmaktadır. Öyle ki bu yardım koridorlarından geçen miktar, halkın hayatta kalma ihtiyacının çok küçük bir kısmını karşılayabilmektedir." dedi.

"Gazze'nin artık yeni kınama cümlelerine değil, sonuç üreten kararlara ihtiyacı var"

Devam eden zulümler karşısında sessizliğini koruyan ülke yöneticilerine seslenen Kayan "Bugün yalnızca israile ve onu destekleyen güçlere değil, bu zulmü durdurabilecek imkânlara sahip olduğu hâlde yeterli iradeyi ortaya koymayanlara da söyleyecek sözümüz vardır. Buradan başta ülkemiz olmak üzere İslam ülkelerinin yöneticilerine sesleniyoruz: Gazze'nin artık yeni kınama cümlelerine değil, sonuç üreten kararlara ihtiyacı vardır. Yıllardır bildiriler yayımlandı, zirveler toplandı, 'kınıyoruz' denildi. Peki sonuç? Gazze hâlâ enkaz altında! O hâlde artık gerçeği görmek zorundayız: israil sadece güçten anlar." diye belirtti.

Ülkelerin işgal rejimine karşı net bir tavır sergilemeleri çağrısında bulunan Kayan, şu ifadelere yer verdi:

"İslam ülkeleri askerî, siyasi, diplomatik ve ekonomik imkânlarını birlikte kullanmalı; ticaretin, diplomasinin ve stratejik ilişkilerin maliyetini İsrail'e açıkça hissettirmelidir. Bu nedenle çağrımız açıktır: Kınamayın, yaptırım uygulayın! Seyretmeyin, diplomatik gücünüzü kullanın! Dağılmayın, ortak hareket edin! Gazze'nin ihtiyacı yeni bir bildiri değil, caydırıcı ortak bir iradedir."

"Bedel ödemekten korkmayan yöneticilerin iş başına gelmesi için mücadele edeceğiz"

Bu sorumluluğun yalnızca devletlere ve yöneticilere ait olmadığını sözlerine ekleyen Kayan, konuşmasının devamında "Biz de kendimize sormalıyız? Biz bu mücadelenin neresindeyiz? Gazze'yi yalnızca ekranlarımızdan mı seyredeceğiz? Birkaç gün öfkelenip sonra unutacak mıyız? Hayır! Filistin bizim için geçici bir gündem, bir sosyal medya paylaşımı veya bir haftalık etkinlik değildir. Bu sebeple meydanlarda olacağız, konuşacağız, anlatacağız, insani yardımı büyüteceğiz ve hukukun işletilmesini talep edeceğiz. Bu taleplere kulak tıkayan iktidarları demokratik yollarla reddedecek, Allah'ın izniyle bedel ödemekten korkmayan yöneticilerin iş başına gelmesi için mücadele edeceğiz. Çünkü bazıları Gazze'nin unutulmasını ve insanların bu zulme alışmasını bekledi. Ama biz buradan ilan ediyoruz: alışmayacağız! unutmayacağız! unutturmayacağız!" dedi.

Dua mahiyetinde dilek ve temennilerini paylaşan Kayan "Rabbimizden niyazımız odur ki; Rezzak ismi hürmetine kardeşlerimizi katından en güzel rızık ile rızıklandırsın; Fettah ismi hürmetine Gazze için bütün kapıları açsın. Gazze'nin yiğit evlatlarına, sabırlı fedakâr ana babalarına katından sarsılmaz bir yardım ve zafer nasip eylesin. Tüm aziz şehitlerin makamını ali kılsın. siyonizme karşı bizlere, direniş ruhu ve sürekli bir boykot bilinci versin. Müslümanların kalplerini ümmet bilinci etrafında birleştirsin ve bizlere Mescid-i Aksa'nın özgürce ibadete açıldığı günleri görmeyi nasip etsin." ifadelerini kullandı.

Kayan, konuşmasını şu ifadeler ile noktaladı:

"siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağı, izzeti ve Mescid-i Aksa için direnen bir halkı asla teslim alamayacaktır. Gazze'deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana kadar, Mescid-i Aksa'nın üzerindeki işgal gölgesi kalkana kadar ve Batı'nın çifte standartlı düzeni yerine, insan onurunu merkeze alan adil bir dünya kurulana kadar buradayız, ayaktayız ve Filistin halkının yanındayız!"

Kaynak: İLKHA