Cengiz, yıllar boyunca terzi ve berber makaslarından lokanta bıçaklarına, döner bıçaklarından çeşitli sanayi bıçaklarına kadar çok sayıda kesici aleti biledi. Mesleğe başladığı ilk dönemlerde el çarkıyla çalışan Cengiz, bugün ise daha gelişmiş makineler kullanıyor.
Mesleği babasının yanında öğrendi
Babasının Van'a geldiği yıllarda kentte testere bileme işi yapan usta sayısının oldukça az olduğunu belirten Cengiz, o dönemlerde testereye olan yoğun talep nedeniyle gece gündüz çalıştıklarını söyledi.
Babasının Van'daki ilk ustalardan biri olduğunu ifade eden Cengiz, zaman içerisinde demirci ve bilemeci sayısının arttığını belirtti. Mesleğe başladığı yıllarda elektrikli makinelerin bulunmadığını anlatan Cengiz, el çarkıyla testere, makas, terzi makası, berber makası, lokanta bıçağı, zırh, döner bıçağı ve robot bıçağı gibi birçok aleti bilediklerini söyledi.
Cengiz, "Makinemiz yoktu o tarihlerde. 1960-70'li yıllardan sonra tabii bu çarkla çalışmaya başladık. Elimizdeki çarkla; testere, makas, terzi makası, berber makası, lokanta bıçakları, zırh, döner bıçağı ve robot bıçağı biliyoruz. Bunların hepsini biz yapıyoruz" dedi.
Teknoloji mesleğin şeklini değiştirdi
Meslekte ikinci kuşak olduğunu, çocuklarının ise üçüncü kuşak olarak bu işe ilgi gösterdiğini dile getiren Cengiz, ailesinde mesleğin yeni kuşaklara aktarılmaya devam ettiğini belirtti.
Cengiz, geçmişte testereye olan talebin çok daha fazla olduğunu ve iş yetiştirebilmek için gece gündüz çalıştıklarını anlatarak, motorlu testerelerin yaygınlaşmasıyla birlikte testere bileme ihtiyacının azaldığını söyledi.
Cengiz, "Babam Van'a geldiğinde testere bilemecisi yoktu. O zaman iki demirci vardı; Cimşit Usta vardı, bir de babam. Sonradan tabii meslek ilerlemeye başladı. Demirciler de çoğaldı, sağda solda bilemeciler de çoğaldı. Eskiden çok testere ihtiyacı vardı. O zamanlar çok sıkı zamanlardı, gece gündüz çalışıyorduk, yine de yetiştiremiyorduk" diye konuştu.
El çarkından pres sistemine geçti
İlk yıllarında el çarkıyla çalışan Cengiz, teknolojinin gelişmesiyle birlikte çalışma yöntemlerinin de değiştiğini ifade etti.
Cengiz, "Benzinli motorlu testereler çıktıktan sonra bizim de fazla testere bileme ihtiyacımız kalmadı. Biz o zamanlar el çarkıyla çalışıyorduk, elektrikli çark yoktu. El çarkıyla biz hep bileme yapıyorduk. Tabii bu da 1973 yılına kadar böyle devam etti. Ben bugün kimsenin Van'da yapamadığı testere dişlerini bir eğe ve matkap yardımıyla açtım. Ama şu anda presle yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
"Bıçağı yakmadan bilemek gerekiyor"
Bıçak bileme işinin dikkat ve ustalık gerektirdiğini vurgulayan Cengiz, özellikle bileme sırasında bıçağın ısınarak özelliğini kaybetmemesi gerektiğini söyledi.
Cengiz, bıçak bileme işleminin ardından çapakların da alınması gerektiğini belirterek, kaliteli bir bilemenin yalnızca bıçağın keskin hale getirilmesinden ibaret olmadığını ifade etti.
"Bıçak bilenirken onun suyunu kaçırmamak gerekiyor. Yani çarkın üzerinde tutup bıçağı yakmayacaksın. Yaktığın zaman bıçağın suyu kaçar. Ondan sonra düzgün bir bileme yaptıktan sonra bileme taşıyla çapakları alınır. Öyle olacak ki kıl götürecek" diyen Cengiz, mesleğin inceliklerinin yıllar içerisinde kazanılan tecrübeyle öğrenildiğini söyledi.
"Gençler rahatlığa alışmış"
Kentte bıçak bileme ustalarının sayısının arttığını ancak işi özenle yapanların sayısının azaldığını savunan Cengiz, gençlerin geleneksel zanaatlara ilgisinin azaldığını dile getirdi.
Cengiz, gençlerin daha rahat çalışma koşullarını tercih ettiğini belirterek, "Şu andaki gençler rahatlığa alışmış, telefona alışmış. Sabah akşam telefonun içinde. Yani tezgâhına önem vermiyor, işine doğru düzgün bağlı değil. 'Masa başında çalışacağım, ben gidip yağın içine girmem, ben gidip bulaşıkta çalışamam' diye iş beğenmiyorlar" ifadelerini kullandı.
Yarım asrı aşkın süredir çarkın başında çalışan Cengiz, babasından devraldığı mesleği gelecek kuşaklara aktarmaya devam ederken, teknolojiyle birlikte değişen zanaat dünyasında geleneksel ustalığın önemini koruduğunu belirtiyor.