Bu Köprü Kimin?

Bazı köprüler sadece iki yakayı birbirine bağlamaz.

Bazıları hafızayı, vicdanı ve milletin ortak duygularını taşır.

NATO Zirvesi için Ankara adeta seferber oldu.
Yollar yenilendi, caddeler düzenlendi, şehir uluslararası misafirlerini ağırlamaya hazırlandı.
Aynı günlerde milyonlarca emekli ise hak ettiği maaş farkını bekledi. Açıklamalar, ödemelerin NATO Zirvesi'nin ardından yapılacağını gösterdi.

Ve sonra...
Bir köprü, Amerika Birleşik Devletleri'nin renkleriyle aydınlatıldı.
İnsan ister istemez soruyor:
Köprü kimin?
Bu milletin vergileriyle yapılan eserler, kimin adına ışıklandırılıyor?

Hafızalar unutmaz.

15 Temmuz gecesi o köprüde bu millet canı pahasına direndi. Darbecilerin işgal etmeye çalıştığı o köprü, bugün de farklı bir tartışmanın merkezinde.

Gazze için düzenlenen yürüyüşlerde aynı köprü trafiğe kapatıldı. Binlerce insan, Filistin için sesini yükseltti.

Ama Gazze'de tam 1.000 gündür süren acı karşısında uluslararası garantörlerden beklenen güçlü irade ortaya çıkmadı.

Çocuklar öldü.
Anneler ağladı.
Şehirler yıkıldı.
Vicdanlar sınandı.
Bugün vatandaşın zihnindeki soru da tam burada büyüyor.
Gazze'nin acısı 1.000 gündür sürerken sessiz kalanlar için ayrı, NATO söz konusu olduğunda ayrı bir hassasiyet mı gösteriliyor?

Diplomasi elbette devletlerin vazgeçilmezidir.

Ancak milletin hafızası da en az diplomasi kadar değerlidir.
Çünkü bazı köprüler sadece beton ve çelik değildir.
Onlar şehitlerin emaneti, milletin hafızası ve ortak vicdanının sembolüdür.
Emekli maaşını beklerken...

Gazze 1.000 gündür kan ağlarken...

15 Temmuz'un izleri hâlâ hafızalardayken...
Ve köprü başka bir ülkenin renkleriyle aydınlatılırken...

Millet aynı soruyu soruyor:
Köprü kimin?