Bitlis

Bu Ameliyat Bitlis’te İlk Kez Gerçekleştirildi

Bitlis’te uzun süredir göz sulanması ve enfeksiyon şikâyeti yaşayan Osman Dayanç, Bitlis Devlet Hastanesinde Göz Hastalıkları ve Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanlarının birlikte gerçekleştirdiği kapalı yöntem ameliyat sonrası sağlığına kavuştu.

Uzun süredir göz sulanması ve enfeksiyon şikâyeti yaşayan Osman Dayanç'ın Bitlis Devlet Hastanesine başvurması üzerine yapılan muayenede gözyaşı kanalının tıkalı olduğu tespit edildi. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Ali Tomris ile Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sinan Kır'ın ortak çalışmasıyla Bitlis Devlet Hastanesinde Dayanç’ın burnundan göze doğru yapay tüp yerleştirildi. Yeni kanal açılan Dayanç sağlığına kavuştu.

Ameliyat hakkında bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Ali Tomris, yıl boyunca devam eden göz sulanmasının gözyaşı kanalı tıkanıklığından kaynaklanabileceğini belirterek, bu şikâyetle başvuran hastaların detaylı muayene ve tomografi ile değerlendirildiğini söyledi.

Kanalda darlık tespit edilen hastalara burundan girilerek yeni bir gözyaşı yolu oluşturduklarını ifade eden Tomris, "Bu ameliyatın normalde iki şekli var. Dışarıdan ve içeriden yapılabiliyor. Dışarıdan yapılan ameliyatta kesi izi olduğu için yüzde ve burun sırtında yaralar oluşabiliyor. Geçmeyen izler oluşabiliyor. Bunların önüne geçmek açısından burundan girerek endoskopik bir ameliyat yapıyoruz." dedi.

Ameliyatın Kulak Burun Boğaz Bölümü ile birlikte gerçekleştirildiğini belirten Tomris, tedavi edilmeyen gözyaşı kanalı tıkanıklığının enfeksiyon ve apseye neden olabileceğini, ilerleyen dönemlerde ise daha zor cerrahi işlemler gerekebileceğini ifade etti.

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sinan Kır ise DSR ameliyatının gözyaşı kanalı tıkanıklığının tedavisinde açık ve kapalı olmak üzere iki farklı yöntemle uygulanabildiğini belirtti.

Bitlis Devlet Hastanesinde kapalı (endonazal endoskopik) yöntemi uyguladıklarını ifade eden Kır, ameliyatın Göz Hastalıkları Uzmanlarıyla birlikte gerçekleştirildiğini söyledi.

Kapalı tekniğin en önemli avantajının dışarıdan herhangi bir kesi izi bırakmaması olduğunu belirten Kır, "Kapalı tekniğin eksternal yaklaşıma, yani açık tekniğe göre en büyük avantajı dışarıdan herhangi bir izin olmaması. Pansumanı, taburculuğu gibi süreçler de daha kısa oluyor. Daha konforlu bir ameliyat oluyor." dedi.

Hastaların genel anestezi altında ameliyat edildiğini belirten Kır, aynı gün ameliyatın yapıldığını, genellikle bir sonraki gün taburcu edildiklerini ve düzenli kontrollerinin sürdürüldüğünü ifade etti.

Ameliyat sırasında burun içerisinden alternatif bir gözyaşı yolu oluşturduklarını kaydeden Kır, kanalın açılmasıyla birlikte biriken iltihabın temizlendiğini belirterek, şunları söyledi:

"Daha sonrasında açtığımız bu yolun kapanmasını istemiyoruz. Kapanmaması için de göz kapağının üst ve alt kısmından geçecek şekilde aslında tek parça olan, birbirine bağlantılı iki uçlu bir tüp yerleştiriyoruz. Bu tüpü göz hekimimiz gönderiyor. Ben de endoskopik olarak burun içerisinden bu tüpü çekiyorum. Daha sonra tüpü içeride bağlıyor ve içeriye gömüyoruz. Tabii ki bu tüp geçici oluyor. Uzun süre kalmıyor. Hastanın durumuna göre 3 ila 6 ay arasında tutulabiliyor. Oradaki tıkanıklığın durumuna göre 6'ncı aya kadar tüpü bırakabiliyoruz. Sonrasında hastamızı kontrole çağırıyoruz. Tüpü çıkardıktan sonra kanal oluşmuş oluyor. Yani biz aslında alternatif bir kanal oluşturup gözyaşının fizyolojik olarak burun içerisine boşalmasını sağlamış oluyoruz." ifadelerini kullandı.

Ameliyatla sağlığına kavuşan Osman Dayanç ise uzun süre göz sulanması, kızarıklık, şişlik ve apse şikâyetleri yaşadığını anlatarak, yapılan muayene sonucunda gözyaşı kanalının tıkalı olduğunu öğrendiğini söyledi.

Doktorların ameliyat öncesinde enfeksiyonu tedavi ettiklerini belirten Dayanç, daha sonra başarılı bir operasyon geçirdiğini ifade ederek, "Şimdi gözyaşı tıkanıklığım yok. Gözümde yaşarma, kanama ve kızarma olmuyor. Şu an gayet iyiyim. Hocalarımın ellerine sağlık." diye konuştu.