Tarihinde ilham alan toplumlar mesafe katedebilirler. İslam tarihinin hangi dönemine bakarsanız bakın, İslam ile şeref bulan bir toplum, fethettikleri her beldede, mutlak surette tarihi bir iz bırakmışlardır. Hanlar, kervansaraylar, camiler, medreseler…

Bu beldelerden biri de Bitlis’tir. 641 yılında İslam ile şereflenen Bitlis, o günden bu yana tarihiyle, kültürüyle, yetiştirdiği mümtaz şahsiyetler ile ön planda yer almıştır.

Tarihi tescilli envanterleriyle örneklerine az rastlanılır bir kent konumundadır. Son dönemlerde tarihi yapıların gün yüzüne çıkarılması amacıyla “Dere Islah Projesi” gibi devasa bir çalışma yürütüldü. Mağduriyetler yaşandı ama bir tarih de gün yüzüne çıktı.

Meyve sineklerinin bu özeliklerini biliyor muydunuz?
Meyve sineklerinin bu özeliklerini biliyor muydunuz?
İçeriği Görüntüle

Fakat tarihi yapıların restorasyonu yapılırken uygulanan yöntem yürükleri burkuyor. Kusura bakmayın biraz ağır olacak ama bu yapılanlar tarihe karşı bir gaflet mi, yoksa bir ihanet mi? Dedirtiyor insana.

876 yıllık tarihiyle Bitlis’in simgesi olan Ulu Cami’nin açık avlusu demir konstrüksiyon, normal çatısı da binalarda yapılan çatı sistemi gibi yapılmaya başlandı. Coğrafi şartlarının, kış şartlarının ağır olduğu Bitlis’te tarihi yapıların korunması için önlemler alınabilir. Buna hiç kimse itiraz etmiyor.

Peki, bu tarihi yapılar farklı bir şekilde korunamaz mı? Başka illerdeki tarihi yapılarda olduğu gibi avluları için açıp-kapanan raylı sistemler kullanılamaz mı? Tarihi yapısını bozmadan bir çözüm bulunamaz mı?

Buradan soruyorum; Ulu Camii’nde yapılan bu proje, gerçekten de Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan bu haliyle mi çıktı? Şayet bu haliyle çıktıysa, tarihi yapılar böyle mi korunuyor? Eğer çıkmadıysa bu tarihi yapıları kimler koruyacak? Bu soruların cevabını halk merak ediyor. Umarım ivedilikle kamuoyu aydınlatılır. Selam ve dua ile…

Yeni Proje (3)-8Yeni Proje (4)-8Yeni Proje (5)-7

Kaynak: Haber Merkezi