Bitlis Adliyesi önünde düzenlenen açıklamayı Bitlis Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkanı Av. Bahar Atay Arslan okudu. Tehlikedeki
Avukatlar Günü”nün 24 Ocak 1977’de İspanya’da dört avukatın mesleki faaliyetleri nedeniyle öldürülmesinin ardından, dünya genelinde avukatların maruz kaldığı risklere dikkat çekmek amacıyla anıldığını hatırlatan Arslan, Bu günün 2012 ve 2019 yıllarında Türkiye’deki avukatlara ithaf edildiğini ifade etti.
Avukatların yalnızca mesleki faaliyetleri nedeniyle büyük bir tehlike altında olduğunu kaydeden Arslan, şunları söyledi: “Türkiye Barolar Birliği ve tüm barolarla birlikte tekbir kayba daha tahammülümüz yok diye haykırırken ; 8 Ocak’ta Henüz mesleğinin başında, kamuda görev yapan meslektaşımız Av. Zekeriya Polat’ı, takip ettiği davanın karşı tarafınca uğradığı silahlı saldırı sonucu kaybettik. Avukatlara yönelik tehlike yalnızca fiziki saldırılarla sınırlı değildir. Bitlis Barosu avukatları olarak zaman zaman gerek müvekkillerimiz gerek dosyanın karşı yanı gerek kamu kurum ve kuruluşlarında, merkez ve taşra adliyelerinde, ceza infaz kurumlarında, emniyet ve jandarma birimlerinde, kamu ve özel bankalarda yürüttüğümüz mesleki faaliyetler sırasında; savunma görevinin bize verdiği yetkinin kullanımına dair taleplerimizin yerine getirilmediğine ve mesleğin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına maalesef tanık olmaktayız.”

Bilgi ve belge teminine ilişkin yasal taleplerin çoğu zaman görmezden gelindiğini aktaran Arslan, “Bu bağlamda ; bilgi ve belge teminine ilişkin yasal taleplerimiz, Avukatlık Kanunu’nun açık hükümlerine rağmen görmezden gelinmekte; avukatlık mesleği yok sayılmakta, talep yetkimiz engellenmekte ve çoğu zaman nezaketsiz, keyfi ve oyalayıcı tutumlarla mesleğin icrası fiilen zorlaştırılmaktadır. Yine Avukatın; takip ettiği dosyayla özdeşleştirilmesi , avukatın dosyanın tarafıymış gibi muamele görmesi ,Emniyet ve jandarma birimlerinde, kimi zaman şüphelilerden dahi önce avukatlar üzerinde baskı kurulmaya çalışılması; keyfi uygulamalar ve savunma görevini fiilen imkânsız hale getiren tutumlar, avukatın mesleki faaliyetini yürütülmesine açık bir müdahale niteliği taşımaktadır. Buna ilişkin meslektaşlarımızca yapılan şikayet ve başvurularda da çoğu zaman soruşturma dahi açılmamakta ve bu durum özellikle genç avukatların mesleğini icra etmesini zorlaştırmaktadır. Avukatın mesleğinin engellenmesi yalnızca avukata değil; temsil edilen yurttaşların hak arama özgürlüğüne, savunma hakkına ve adil yargılanma ilkesine yönelmiş açık bir ihlaldir.” dedi.

Arslan, “Türkiye Barolar Birliği’nin Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Adalet Bakanlığı’na sunduğu talepler doğrultusunda ; Avukata yönelik şiddet ve mesleki engellemeler hakkında TBMM bünyesinde Meclis Araştırması yapılmasını ve komisyon kurulmasını, emniyet, jandarma, adliyeler, ceza infaz kurumları, kamu ve özel bankalar dâhil olmak üzere tüm kurumlarda avukatlık mesleğinin anayasal ve yasal güvencelerinin gözetilmesini, avukatların bilgi ve belge temininde karşılaştıkları keyfi ve umursamaz tutumlara son verilmesini, devletin tüm kurumlarında avukata yönelik şiddetin önlenmesine dair farkındalık ve denetim mekanizmalarının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.” diye konuştu.

“Bitlis Barosu olarak bir kez daha açık ve net şekilde ifade ediyoruz” diyen Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Avukatlara ve temsil ettikleri mesleğe yönelik artarak devam eden şiddete, mesleğin icrasını engelleyen her türlü idari, fiili ve psikolojik baskıya son verilmelidir. Savunma makamının itibarsızlaştırılmasına, işlevsiz hale getirilmesine ve avukatlara yönelen hiçbir şiddete karşı sessiz kalmayacağımızı , Meslektaşlarımıza yönelen her türlü saldırı ve engelleme son bulana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyor ve meslek şehitlerimizi bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz.”



