Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, alışveriş bağımlılığının belirtileri, ortaya çıkışı ve ilişkili olabileceği psikolojik sorunlar hakkında açıklamalarda bulundu.
Bağımlılığın, belirli bir süreç içinde gelişen; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan bir hastalık olduğunu hatırlatan Emine Akın Aytop, “Kişinin olumsuz sonuçlara rağmen bir nesneyi kullanmayı ya da bir davranışı (eylemi) gerçekleştirmeyi ısrarla sürdürerek kontrolünü kaybetmesi ve bu nesne ya da eylemden uzak kaldığında çeşitli yoksunluk belirtileri deneyimlemesiyle karakterizedir.” dedi.
Alışverişin, her ne kadar gündelik bir ihtiyaç ve zararsız bir etkinlik gibi görünse de anlık istekler ve haz duygusuyla, gereksinim olmadığı hâlde satın alma davranışının bir bağımlılık biçimi olarak değerlendirildiğini aktaran Aytop, “Alışveriş bağımlılığı, ilk olarak yüzyıllar önce tanımlanmış ve bu duruma ‘oniomani’ adı verilmiştir. Araştırmalar, alışveriş bağımlılığının genellikle tek başına görülmediğini ve sıklıkla başka psikolojik bozukluklarla ilişkili olabileceğini gösteriyor.” şeklinde konuştu.
Birçok psikolojik bozukluk, kontrolsüz alışveriş davranışıyla ilişkili olabilir!
Alışveriş bağımlılığı ile ilişkili olabilecek psikolojik bozukluklardan bahseden Aytop, şunları söyledi:
“Depresyon en sık ilişkilendirilen bozukluklardan biridir. Depresyon, alışveriş bağımlılığı gibi çeşitli bağımlılıkların ortaya çıkmasına ya da devam etmesine yol açabilir. Öte yandan, alışveriş bağımlılığı psikolojik, sosyal veya maddi zorluklar aracılığıyla depresyonla ilişkili riskleri artırabilir. Dürtü kontrol bozukluklarında görüldüğü gibi, alışveriş bağımlılığında da bireyler dürtülerini denetlemekte güçlük yaşar.
Anksiyete bozuklukları, kişilik bozuklukları, bipolar bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile diğer bağımlılık türlerine yatkınlık da kontrolsüz alışveriş davranışını kolaylaştırabilir.”
Alışveriş bağımlılığı kısa süreli haz verirken pişmanlık ve suçluluğa yol açabiliyor!
Arada sırada alışveriş yapmaktan keyif almanın yaygın bir durum olduğunu ifade eden Aytop, “Normal alışveriş, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamak veya planlı ve kontrollü harcamalar yapmak amacıyla gerçekleştirdikleri, genellikle olumlu veya nötr duygularla ilişkili bir etkinliktir. Bu tür alışverişlerde kişi bütçe ve harcama sıklığı üzerinde kontrol sahibidir ve satın alma sonrasında pişmanlık nadiren görülür.” dedi.
Buna karşılık, alışveriş bağımlılığının, ihtiyaçtan bağımsız olarak ve plansız bir şekilde ortaya çıktığına işaret eden Aytop, “Bu şekilde alışveriş yapan kişiler genellikle harcama alışkanlıklarını sevdiklerinden gizledikleri için başlangıçta fark edilmeyebilirler. Ayrıca, alışveriş yapmak uğruna borçlansalar bile kendilerini varlıklı gösterebilirler. Hem fiziksel hem de çevrimiçi platformlarda alışveriş yapmak, hobiler veya sosyal etkinlikler yerine öncelik kazanabilir. Genellikle endişeli ve gergindirler ve birisi alışverişleri hakkında sorguya çekerse savunmaya geçer ve huysuz olurlar. Alışveriş kısa süreli haz ya da rahatlama yaratsa da yol açtığı maddi manevi problemler sebebiyle pişmanlık ve suçluluk duygularına; benlik algısının, öz değerin ve öz saygının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.” açıklamasını yaptı.
Alışveriş bağımlılığı genellikle 20’li yaşların başında ortaya çıkıyor!
Kompulsif satın alma veya alışveriş bağımlılığının genellikle ergenlik sonu ile 20’li yaşların başında ortaya çıktığına değinen Emine Akın Aytop, “Ancak bazı çalışmalarda başlangıç yaşının 30’lu yaşlara kadar uzayabildiği de görülüyor.” dedi.
Birçok araştırmanın, bağımlılığının cinsiyete göre farklılık gösterebileceğini ortaya koyduğunu dile getiren Aytop, “Davranışsal bağımlılıklara yönelik yapılan araştırmalar, kadınların sosyal medya, yemek ve alışveriş bağımlılığına daha yatkın olduğunu gösteriyor. Buna karşılık erkeklerin oyun ve kumar bağımlılığına daha yatkın olduğu belirtiliyor.” diye konuştu.
Alışveriş davranışını gözlemlemek, bağımlılığı tetikleyen faktörleri fark ettiriyor!
İnsanların alışveriş bağımlılığına karşı kendi kendilerini gözlemlemeleri önerisinde bulunan Aytop, “Alışverişi ‘öncesi’, ‘sırası’ ve ‘sonrası’ olarak ayırıp, her aşamadaki olay, duygu, düşünce ve davranışları kaydetmek, bireyin kendi davranışını objektif olarak gözlemlemesini sağlar. Bu sayede kompulsif alışverişi tetikleyen ve sürdüren faktörler ile bu davranışın yol açabileceği psikososyal ve ekonomik etkiler fark edilebilir.” dedi.
Psikoterapi, kişinin yaşamının kontrolünü yeniden eline almasını sağlıyor!
Alışveriş bağımlılığı tedavi edilmediğinde, tıpkı diğer psikolojik rahatsızlıklar gibi, kişinin yaşamını pek çok yönden olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapan Emine Akın Aytop, “Zamanla fiziksel, psikolojik, sosyal ve finansal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, bu süreçte psikolojik ve gerekirse psikiyatrik destek almak iyileşmenin en önemli adımlarındandır.” dedi.
Psikoterapinin, bireyin alışveriş bağımlılığıyla ilişkili bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini fark etmesine ve bu alanları daha işlevsel bir biçimde yeniden yapılandırmasına yardımcı olacağını aktaran Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu süreçte kişi, zorlu yaşam olayları karşısında daha sağlıklı ve etkili başa çıkma becerileri geliştirir; güçlü yönlerini fark ederek bunları amaca yönelik ve bilinçli bir şekilde kullanma kapasitesini artırır. Bu da kişinin yaşamının kontrolünü yeniden eline almasına ve gelişim odaklı bir bakış açısı geliştirmesine olanak tanır.
Dolayısıyla, psikoterapiyle birlikte alışveriş bağımlılığı ve bu sürece etki eden etmenler bütüncül bir biçimde ele alınarak, bireyin yaşamında istendik ve kalıcı değişimlerin temelleri atılmış olur.”




