Evet, sadece izliyor.
Kimi kınama metni yayımlıyor.
Kimi "endişeliyiz" açıklaması yapıyor.
Kimi diplomasi masalarını işaret ediyor. Kurulan masalar ise ölüm kusuyor…
Ama Gazze'de bir çocuk, dünyanın bütün diplomatik cümlelerinden daha hızlı ölüyor.
Bugün Gazze'de yıkılan yalnızca evler, hayaller, minareler, köprüler… değildir.
Bir çocuğun ilk adımlarını attığı sokaklar yıkıldı…
Bir annenin yıllarca emek verdiği yuvası yıkıldı…
Bir babanın "Çocuklarım burada büyüyecek." diyerek kurduğu hayalleri yıkıldı…
En acısı da...
İnsanlığın merhameti yıkıldı…
Rakamlar artık vicdanları sarsmıyor.
Yetmiş üç binden fazla şehit...
Yüz yetmiş üç binden fazla yaralı...
On binlerce dul kadın...
Elli sekiz binden fazla yetim çocuk...
Bu rakamları okuyoruz. Başımızı sallıyoruz. Sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Oysa Gazze'de hayat kaldığı yerden devam etmiyor.
Orada her sabah yeni bir cenaze ile başlıyor. Her akşam yeni bir ağıtla bitiyor.
Gazze’de hizmet verecek hastane kalmadı, ameliyat yapılacak ekipman tükendi. Doktorlar ameliyatı çadırlarda elektriksiz yapmaya çalışıyor.
İlaç yok, serum yok, anestezi yok... Ama dünyanın gelişmiş ülkeleri, insan hakları nutukları atmaya devam ediyor.
Birleşmiş Milletler var...
Uluslararası hukuk var...
İnsan hakları sözleşmeleri var...
Çocuk hakları bildirgeleri var...
Peki Gazze'de bunların hangisi var? Açlığın olduğu yerde hukuk konuşabilir misiniz?
Bombaların altında insan haklarından söz edebilir misiniz?
Anne ve babasını kaybetmiş bir çocuğa hangi uluslararası karar umut olabilir?
Gazze'de insanlar yalnızca bombalarla öldürülmüyor.
Aç bırakılarak, susuz bırakılarak, tedavisiz bırakılarak öldürülüyor, sessizlikle öldürülüyor.
Bugün Gazze’de kullanılan en ağır silah, dünyanın sessizliğidir. Bundan daha ağırı da ümmetin suskunluğudur.
Bugün Gazze'nin çocukları, dünyanın çocuklarından daha mı değersiz?
Gazze'de akan kanın rengi farklı mı?
Orada dökülen gözyaşı başka bir insan türüne mi ait?
Neden dünyanın bazı coğrafyalarında ölen her insan manşet olurken, Gazze'de toplu ölümler sıradan bir haber gibi tüketiliyor?
Tam 1000 gün oldu sessizliğimiz, çaresizliğimiz, körlüğümüz…
Gazze’yi asla unutmayacağız dedik ama unutturdular. Gündemimize seçimi koydular, dünya kupasını koydular, altının düşüşünü koydular, NATO zirvesini koydular…
Ama Gazze’yi gündemimizden çıkardılar. Artık yürüyüş yapmıyor, basın açıklamaları yapmıyor, kınamıyor, boykot etmiyoruz. Sanki Gazze’de hiç soykırım olmamış gibi davranıyoruz.
Gazze'nin bize değil, bizim Gazze’ye ihtiyacımız var. Çünkü Gazze maskeleri düşürmüştü…
Gazze, uluslararası hukukun bir hiç olduğunu bize göstermişti…
Gazze, direnenlerin izzetini, teslim olanların zilletini göstermişti…
Gazze, gücün değil, iradenin üstün geleceğini göstermişti…
Gazze, az toplulukların, çok topluluklara galip geldiğini göstermişti…
Gazze, imanlı bir neslin nasıl olması gerektiğini göstermişti…
Gazze, esaret zincirlerinin kırılabileceğini göstermişti…
Gazze, Hüseyni mektebin direniş mücadelesini öğretmişti…
Gazze, davası uğruna candan ve maldan vazgeçebilmeyi öğretmişti…
Gazze, davada ihlasla çalışmayı, samimiyetle sahiplenmeyi öğretmişti…
Gazze, ne pahasına olursa olsun, kardeşini yalnız bırakmamayı, onu ötekileştirmemeyi öğretmişti…
Gazze, bize çok şey öğretti ama ne yazık ki biz hiçbir şey öğrenemedik veya öğrenmek istemedik. Selam ve dua ile…